Archive for Şubat, 2010

Peygamber’e büyük ödül!

Yazan : AdSıZz 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

Cesar’da sonuçlar belli oldu!
Fransa’nın en prestijli sinema ödüllerinden ”Cesar”da büyük ödülü, yönetmenliğini Jacques Audiard’ın yaptığı ”Un Prephete” (Peygamber) filmi aldı.

”Cesar” gecesinde ”Un Prephete”, Audiard’a en iyi yönetmen, Tahar Rahim’e de en iyi aktör ve ödülünü kazandırırken, en iyi kadın oyuncu ödülünü ”La journee de la jupe” filmindeki rolüyle Isabella Adjani elde etti.

Tahar Rahim’in başrolde olduğu ”Un Prophete”, Fransa’da cezaevine düşen Malik adlı Arap gencinin 6 yıllık hapis cezası sırasındaki değişerek, uyuşturucu ve suç dünyasına katılmasını anlatıyor.

”Un Prophete” gecede şu ödülleri kazandı:

-En iyi erkek oyuncu: Tahar Rahim

-En iyi yardımcı erkek oyuncu: Niels Arestrup

-En iyi dekor: Michel Barthelemy

-En iyi istikbal vadeden oyuncu: Tahar Rahim

-En iyi Fransızca film: Un Prophete (Pascal Caucheteux -Gregorie Sorlat - Marco Cherqui - Jacques Audiard)

-En iyi montaj: Juliette Welfling

-En iyi fotoğraf: Stephane Fontaine

-En iyi uyarlama: Jacques Audiard

-En iyi orijinal senaryo: Jacques Audiard, Thomas Bidegain - Abdul Rauf Dafri - Nicolas Peufaillit

Un Prophete, ayrıca ”en iyi yabancı film” dalında Oscar adayı olmuş, geçen yıl yapılan Cannes Film Festivali’nde de ikinci sırada yer almıştı.

Gecede en iyi yabancı film ödülü ise yönetmenliğini ve başrolünü Clint Eastwood’un üstlendiği ”Grand Torino” filmine verildi.

Cesar’ın ”istikbal vadeden oyuncu” dalındaki ödülünün adayları arasında genç sinema oyuncusu Fırat Ayverdi de yer alıyordu. Ayverdi, Philippe Loiret’nin yönetmenliğini yaptığı ”Welcome” filmindeki rolünde, Fransa’dan yüzerek İngiltere’ye kaçmak isteyen Iraklı Kürt göçmeni bir gencin yaşamını canlandırıyordu.

Kategoriler : Diğer Başıklar Etiketler : , ,

Tina ve Seda’dan ruhani ezgiler

Yazan : AdSıZz 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

Selda Bağcan ın mantra müziği yapan yeğeni Seda Bağcan, Tina Turner ile birlikte iki albüm anlaşması imzalamış.
Rock dünyasının seksi babaannesi Tina Turner bir Türk sanatçı ile ortak albüm yapacak. Evet yanlış duymadınız; dünyaca ünlü star Turner, Almanya’da yaşayan Seda Bağcan ile ortaklaşa iki mantra albümü yapacak. Pekçoğunuzun “ İyi de Mantra müziği nedir” diye sorduğunuzu duyabiliyorum. Ses ve oluşan titreşimler aracılığı ile kişinin daha yüksek bir bilince
ulaşmasını amaçlayan mantra müziği; zihni boşaltmak, konsantrasyonu artırmak, huzura ermek, zorluklardan kurtulmak için tekrarlanan hece, sözcük ve sözcük gruplarının melodiyle birleşmesi olarak tanımlanıyor. Ünlü sanatçı
Selda Bağcan’ın öz yeğeni olan Seda Bağcan ile İstanbul’ta buluştuk ve çok keyifli bir sohbet ortaya çıktı.

 Türkiye’de henüz yeterince tanınmıyorsunuz ama Avrupa müzik çevreleri sizi konuşuyor. Nasıl oldu bu?
10 senedir Almanya’da yaşıyorum. Sunrise adlı albümüm de önce Avrupa’da çıktı ve çok kısa bir sürede müzikseverlerin dikkatini çekti. Ne mutlu bana ki hem new age ve hem de etnik müzik kategorilerinde Avrupa’da çok başarılı
oldu. Hemen hemen her gün çok keyifli beğeni mesajları alıyorum dünyanın dört bir yanından.

 Seda Bağcan… Bu isim bize çok tanıdık, sanki hepimizin tanıdığı birini hatırlatıyor. Ne dersiniz?
Evet, Selda Bağcan halam.
 Bu müzik meditasyonda da dinleniyor, uhrevi bir yanı var… Gerçekten
böyle bir etkisi oluyor mu müzikseverler üzerinde?
Çoğu kişi albümdeki ikinci şarkıdan sonra ağrılarının geçtiğini, bir duygu
boşalması yaşadığını söylüyor. Yedinci şarkı ile nefes egzersizi yaparak güne
başladıklarında ise çok neşeli, aktif bir gün geçirdiklerini anlatıyorlar. Mantra
konserlerine gelenler beraber şarkı söylemenin etkisiyle oluşan büyü sayesinde uzun süredir istediklerinin gerçekleştiğini söylüyor.

 Bir de bu Mantra, Doğu öğretileri bana tantrik aşkı, Tao’yu falan hatırlattı? Ben mi kötü niyetliyim? Yoksa bu müziğin gerçekten çiftlerin cinsel hayatlarına katkısı olabilir mi?
Hayatımızda dengeyi bulmak çok önemli. Tantra dişil ve erkek enerjilerinin dengelenmesi aslında. İçimizdeki dişil ve erkek enerjilerinin dengelenmesine yardım edeceği gibi hayatımızda da şifaya gerek duyulan her alanda bize yardımcı olmasını amaçladım. Umarım hayatlarımızda bizi mutluluğa götürecek ne eksiğimiz varsa tamamlansın.

 Asıl bomba haber şu: Siz 2010 ve 2011’de Tina Turner ile iki Mantra albümü yapacaksınız. Nasıl oldu yaşayan efsane Tina Turner ile tanışmanız?
Tina Turner 2009 yılında Dechen Shak- Dagsay, Regula Curti ile birlikte Beyond adlı ilk Mantra CD’sini çıkardı. Avrupa’daki müzik şirketimiz aynı. Bu proje benim Sunrise albümümün, müziğimin ve sesimin Avrupa’da ve
Amerika’da çok beğenilmesi üzerine gelişti. Dechen Shak ile “Beraber konser verelim” diye konuşmuştuk. Sonra konser projesi albüme dönüştü. Bu sene Tina Turner ve Dechen Shak Dagsay ile mantra albümü, 2011’de de bir Sufi albümü çıkartacağız. Yani Tina Turner’la beni Silenzio Music ve Dechen Shak-Dagsay buluşturdu. Dechen Shak-Dagsay da Tibetli çok sevilen bir Mantra sanatçısı.

 Yakın bir şekilde çalışıyor musunuz? Kişisel ilişkiniz ne düzeyde rock dünyasının seksi babaannesiyle?
Yakın bir şekilde önümüzdeki aylarda başlayacağız çalışmaya inşallah. Albümde benim bestelerime de yer vereceğiz. Beğenirlerse bir de düetimiz olacak beraber. Silenzio’daki arkadaşlarım çok beğendi bestelerimi ama bakalım…
 Neredeyse tüm dünyayı müziğinizle dolaşacaksınız. Bu serüveni biraz anlatır mısınız?
2010’da Amerika, İngiltere, İsviçre, Almanya, Belçika, Fransa, Hindistan ve Çek Cumhuriyeti’nde konserlerim olacak. Brezilya, Yeni Zelanda ve Avustralya’dan da istiyorlar, daha tarihlerini belirleyemedik.
 Tina Turner dışında ortak proje yaptığınız dünya yıldızları var mı?
Kanada’lı ünlü new age müzisyeni Robert Coxon ile konser planlarımız var. Kendisi İstanbul’a gelmek istiyor. Tarihlerimizi uydurduğumuzda çok keyifli konserler vereceğimizi düşünüyorum.
 Hem orayı hem de burayı tanıyan bir sanatçı olarak, Batı müzik piyasasıyla Türkiye arasında ne gibi farklar var?
Avrupa’da albüm çıkartmak daha kolay, Türkiye’deki formaliteleri biraz fazla ve
uğraştırıcı buldum.

Siyaseti sevmiyorum

Soyadını paylaştığınız Selda Bağcan, çok siyasi ve protest tavırlarıyla tanınan bir müzisyen. Sizin aranız nasıl siyasetle? Bir gün siyasi müzik yapma ihtimaliniz var mı?
Siyaseti çok sevmem. Siyasi bir müzik yapma ihtimalim yok. Ben insanlara huzur getirmek, kendilerini düşünceden arındırmaları için müzik yapmayı tercih ediyorum. Genelde tarzım new age, film müziği ve mantra müziği üzerine olacak.

 Yurtdışındayken Türkiye’deki siyaseti ve toplumsal olayları takip ediyor musunuz? Ne düşünüyorsunuz?
Çok yoğun bir tempoda yaşadığım için çok vakit kalmıyor siyasete. Gelip gittikçe yaşayarak, gözlem yaparak daha çabuk öğreniyorsunuz.

Eurovision Avrupa’da amatör yarışması olarak görülüyor
 Türkiye’de her yıl Eurovision büyük olay oluyor. Avrupa’da da ünlü müzisyenler arasında bu kadar ciddiye alınıyor mu bu yarışma?
Avrupa’da önemsenmiyor. Daha çok amatör bir yarışma olarak görülüyor.
 Her sene Eurovision katılacak isim de uzun uzun tartışılıyor. Siz
Türkiye’den kimin katılmasını isterdiniz? Var mı favoriniz?
En çok kim istiyorsa, en çok kim zevk alacaksa yarışmaktan o katılsın derim.

Kategoriler : Kültür - Sanat Etiketler : , ,

Osmanlı tarihi okuma listesi

Yazan : AdSıZz 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

Osmanlı tarihini merak edenler için Erhan Afyoncu ve Murat Bardakçı hazırladı

HABERTÜRK’te Tarihin Arka Odası programında bu hafta Osmanlı tarihine meraklı izleyiciler için çok önemli bir okuma listesi verildi. Listedeki kitaplar piyasada mevcut ve Osmanlı tarihini kuruluş, devlet yapısı, siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan inceliyor. Doç. Dr. Erhan Afyoncu ve Murat Bardakçı listedeki kitapların alanlarındaki en önemli kaynak eserler olduğunun altını çiziyor.
Devlet-i Aliyye, Halil İnalcık
Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ, Halil İnalcık
Osmanlı İmparatorluğu’nun Sosyal ve Ekonomik Yapısı, Halil İnalcık
Osmanlı Belgelerinin Dili, Mübahat Kütükoğlu
Osmanlı Uygarlığı, Halil İnalcık - Günsel Renda
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, İsmail Hakkı Uzunçarşılı
Osmanlı Saray Teşkilatı, İsmail Hakkı Uzunçarşılı
Osmanlı Devletinin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı, İsmail Hakkı Uzunçarşılı
Topkapı Sarayı, Reşad Ekrem Koçu
100 Soruda Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatlar, Abdülbaki Gölpınarlı
100 Soruda Tasavvuf, Abdülbaki Gölpınarlı
Sorularla Osmanlı İmparatorluğu, Erhan Afyoncu
Truva’nın İntikamı, Erhan Afyoncu
Osmanlı Tarihi Araştırma Rehberi, Erhan Afyoncu
Türkiye İdare Tarihi, İlber Ortaylı
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İlber Ortaylı
İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, İsmail Hami Danişmend

Kategoriler : Kültür - Sanat Etiketler : , ,

İhsan Doğramacı’ya veda

Yazan : AdSıZz 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

YÖK’ün kurucu başkanı ve Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Doğramacı uğurlanıyor.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, YÖK’ün kurucu başkanı ve Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın, yeri doldurulamayacak bir boşluk bırakarak ayrıldığını belirterek, ”Şimdi bize düşen, onun yenilikçi ve öncü tavrını örnek almak ve devraldığımız bilim mirasına, bilimsel düşünceye sahip çıkarak, daha ileri noktalara taşımaktır” dedi.

İhsan Doğramacı için YÖK’te düzenlenen anma törenine, Doğramacı’nın çocukları Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Doğramacı, Osman Doğramacı ve kızı Şermin Savaşçı ile Mili Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Milli Eğitim Başkanı Nimet Çubukçu, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, YÖK üyeleri, rektörler ve akademisyenler katıldı.

Doğramacı’nın Türk bayrağına sarılı naaşı, YÖK bahçesindeki tören alınan getirildi. Doğramacı anısına saygı duruşunda bulunulmasının ardından, öz geçmişi okundu.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu törende yaptığı konuşmada, bütün ömrünü bilime ve ülkesine vakfetmiş değerli bir bilim adamının yitirildiğini söyledi.

Çubukçu, ”Uzun meslek yaşamı boyunca yaptığı çalışmalarla hem tıp, hem de yükseköğretim alanına çok değerli katkılarda bulundu. Çocuk ve halk sağlığı alanında öncü ve yenilikçi çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası bilim çevrelerinde saygınlık kazanmış bir bilim insanı olan merhum İhsan Doğramacı, bu vasıflarını eğitim alanına da taşıyarak ülkemizin ilk vakıf üniversitesinin, köklü devlet üniversitelerinin ve tıp fakültelerinin kurulmasına öncülük etti” diye konuştu.

Doğramacı’nın ardından yeri doldurulamayacak bir boşluk bırakarak ayrıldığını ifade eden Çubukçu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ama bize, aynı zamanda örnek alınacak bir hayat ve yükseköğretime yaptığı katkılarla da çok değerli bir miras bıraktı. Şimdi bize düşen onun yenilikçi ve öncü tavrını örnek almak ve devraldığımız bilim mirasına bilimsel düşünceye sahip çıkarak, daha ileri noktalara taşımaktır. O’nu her zaman saygıyla ve şükran duygularıyla hatırlayacağız. Değerli ailesinin, tıp ve eğitim camiasının, milletimizin başı sağ olsun.”

-YÖK BAŞKANI ÖZCAN

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Özcan da, Doğramacı’nın çok sevdiğini düşündüğü ve öğrencilerinin de ona seslendiği şekliyle ”Hocabey” diye hitap etmek istediğini söyledi.

Ünlü İngiliz hayırsever ve Parlamenter Charles Buxton’un ”Hiçbir şey ayağınıza gelmez, en azından iyi olan hiçbir şey. Her şeyi gidip almanız gerekir” sözünü anımsatan Özcan, ”Bugün burada toplanmamıza vesile olan merhum Hocabey’in hayat hikayesini incelediğimiz zaman, hiçbir şeyin ayağına gelmesini beklemeyen, özel olarak çabalayan, ulaşmak istediği bir noktaya ulaşmak için adeta satranç oynarcasına hamleler yapan bir kişi görüyoruz” dedi.

”Hocabey”in 1915′te Erbil’de doğduğunu ve o dönemin savaşlar, ekonomik buhran, gibi pek çok sıkıntıya sahne olduğunu anlatan Özcan, şunları kaydetti:

”Kanımca kendisinden bahsedilirken asıl değinilmesi gereken konu, Hocabey’in hayallerini gerçekleştirirken izlediği güzergah ve herkese örnek olması gereken girişimci ve inşacı zihniyeti olmalıdır. En azından şu anda bu törenin yapıldığı nokta, yani Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının bulunduğu bölgenin 1970′li yıllardaki halini bilenler ne demek istediğimi anlayacaklardır. Ankara’nın kırsalı konumundaki bu topraklar, Hocabey’in yıllar öncesinden yapmış olduğu planlarla şekillenmiştir. Türkiye’de üstlendiği, Ankara ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlükleri, ODTÜ Mütevelli Heyet Başkanlığı gibi görevlerin yanı sıra dünyada da yükseköğretim alanında söz sahibi bir çok kuruluşta görev alan Hocabey, bir yandan da hayallerini kurduğu projeleri adım adım hayata geçirmiştir.”

Yusuf Ziya Özcan, Doğramacı’nın Türkiye’de ve dünyada yükseköğretimde olduğu gibi sağlık hizmetleri alanında da en çok tanınan kişilerden biri olduğunu vurgulayarak, İhsan Doğramacı’nın bu alandaki başarılarını sıraladı.

-”BİLGİ BİRİKİMİNDEN ETKİLENDİK”

Prof. Dr. Özcan, ”Bugün YÖK Başkanı olarak ben ve kurul üyelerimizin Türk yükseköğretimini geliştirmek adına yapmak istediklerimiz, Hocabey’in 1970′li yıllarda dünya yükseköğretim sistemlerini inceleyerek oluşturduğu bilgi birikiminden etkilenmiştir” diye konuştu.

Doğramacı’nın Türk yükseköğretiminin sorunlarını çözümlerken aldığı bazı kararlarla bugün kendilerinin işini kolaylaştırdığını kaydeden Özcan, YÖK’ün kurulmasıyla birlikte öğrenci, araştırma ve yayın sayılarında büyük artış olduğunu ifade etti.

Merhum Doğramacı’nın vizyoner kişiliğinin en önemli göstergelerinden birinin de vakıf üniversitelerinin kurulmasında oynadığı rol olduğunu kaydeden Özcan, ”Daha önceleri, akamete uğramış vakıf üniversitesi kültürü tekrar Türkiye gündemine getirilmeseydi, bugün yükseköğretimdeki tek tipçilik sürüyor olacaktı” dedi.

Özcan, Doğramacı’nın YÖK’ü, ulusal bir mütevelli heyeti gibi düşündüğünü ve üniversite yönetimini bütün topluma mal etmeye çalıştığını dile getirerek, merhumun düşüncelerinden bazılarının ve YÖK’ün acımasızca eleştirildiğini, ancak Hocabey’in hiçbir yılgınlık göstermeden projelerini üretmeye devam ettiğini söyledi.

Yusuf Ziya Özcan, YÖK Başkanlığı görevine geldiğinden bu yana Doğramacı ile çeşitli ortamlarda bir araya geldiğini ve kendisine projelerini anlattığını belirterek, Doğramacı’nın ilerleyen yaşına rağmen genç bir öğrenci gibi hayata dair düşünceler geliştirmesinden çok etkilendiğini kaydetti.

Fizikçi Albert Einstein’ın ”Karşılaştığınız problemleri onu yaratan düşünce tarzıyla çözemezsiniz” sözlerini anımsatan Özcan, Doğramacı’nın üzerinde çalıştığı her konuya ilişkin düşünce tarzını sorguladığını ve onu büyük ölçüde değiştirmeyi başardığını anlattı.

YÖK Başkanı Özcan, şunları söyledi:

”O’nu Hakk’ın rahmetine uğurladıktan sonda bize düşen görev, Hocabey’in vakıf, eğitim ve sosyal hizmetler alanlarında bıraktığı mirası yaşatmak olmalıdır. Onun ülkemize yaptığı hizmetleri, ismini yaşatarak ve hayallerini gerçekleştirerek devam ettirmeliyiz. Hocabey’in hatırasını yaşatmak amacıyla adına yarışmalar düzenlemek, ödüller vermek, belgeseller çekmek ve kuruluşuna öncülük ettiği nadide kurumları geliştirmek görevlerimiz arasında olmalıdır. YÖK bu konuda üzerine düşeni yapacaktır.”

Konuşmaların ardından Doğramacı’nın naaşı, askerler tarafından omuzlarda taşınarak cenaze aracına konuldu.

KOCATEPE CAMİİ’NDE TÖREN

Prof. Dr. İhsan Doğramacı için Kocatepe Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı törende, Doğramacı’nın eşi Ayser Doğramacı oğulları Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Doğramacı ve Osman Doğramacı, kızı Şermin Savaşçı taziye dileklerini kabul etti. Aileye taziye dileğinde bulunmak isteyenlerin oluşturduğu sıra, Kocatepe Camisi’nin dışına kadar taştı.

Törene, Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Şahin, Başbakan Erdoğan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ürdün Prensi El Hasan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, bazı bakanlar, ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, bazı siyasi parti liderleri, iş adamı Rahmi Koç ve akademisyenler katıldı.

Prof. Dr. Doğramacı için Kocatepe Camisi’nde öğle ezanının ardından cenaze namazı kılındı.

Ankara Müftüsü Hakkı Özer yaptığı konuşmada, dünya hayatının fani, ahiret hayatının ise baki olduğunu ifade ederek, Doğramacı için başsağlığı dileklerini iletti. Her canlının bir gün ölümü tadacağını belirten Özer, ömrünü ilime adayan Prof. Dr. Doğramacı’nın ebediyete intikal ettiğini söyledi.

Cenaze namazının kılınmasının ardından, Doğramacı’nın Türk Bayrağı’na sarılı tabutu askerlerin omuzunda, Doğramacı’nın aldığı nişan ve madalyalar ile fotoğrafı eşliğinde top arabasına taşındı.

İhsan Doğramacı’nın ailesi ve törene katılan protokol, top arabası eşliğinde bir süre yürüdü.

Daha sonra, Doğramacı’nın naaşı cenaze aracına alınarak buradan Bilkent’te babası adına yaptırdığı Doğramacızade Ali Paşa Camisi’ne götürüldü.

Bu arada, cenaze törenine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin çelenk gönderdiği görüldü.

Kategoriler : Yaşam Etiketler : , ,

Facebook kavgasında kan aktı!

Yazan : AdSıZz 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

Kız meselesi yüzünden bu hale geldiler!Kütahya’da bir genç, sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta kız meselesi yüzünden tartıştıkları lise öğrencisini bıçakladı. Daha sonra yakalanan ve “Bana hakaret edince düello teklif ettim” diyen zanlı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Tarafların Facebook’ta bir süre tartıştıkları, daha sonra parkta buluşmak üzere anlaştıkları ifade edildi.

Olay önceki gün akşam saatlerinde Kütahya’daki Azerbaycan Parkı’nda meydana geldi. Ahmet Gökhan K. (18), İbrahim F. (19) ile sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta kız davası nedeniyle yazışarak tartıştı. Facebook’ta uzun süre tartıştıkları iddia edilen gençler, Azerbaycan Parkı’nda buluşma kararı aldı. Parka bir arkadaşıyla giden Ahmet Gökhan K. bir müddet bekledikten sonra olay yerine kalabalık geldiği iddia edilen İbrahim F. ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine İbrahim F., ekmek bıçağıyla Ahmet Gökhan K.’yi karnından bıçaklayıp kaçtı. Ağır yaralanan genci yoldan geçen bir araç Kütahya Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne getirdi. İlk müdahalenin ardından yoğun bakıma alınan Ahmet Gökhan K. nin sağlık durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Olaya karıştığı iddia edilen İbrahim F. isimli genç ve yanındaki arkadaşları polis tarafından kısa sürede yakalanarak polis merkezine götürüldü.

“DÜELLO TEKLİF ETTİM”

İbrahim F.’nin, “Ben Facebook’taki grup sohbetinde bir kızla konuşmaya başladım. Kim olduğunu bilmediğim biri bana tehditler ve küfürler savurmaya başlamıştı. Ne kızı, ne de bana hakaret eden kişiyi tanırım. Ben de kendisine düello teklif ettim. Yanıma arkadaşlarımı alarak buluşma yerine gittim. Amacım onu yaralamak değildi. Çok kızmıştım. Sadece tartaklamak istedim. Ama her şey bir anda oldu. Çok pişmanım” dediği öğrenildi.

Ağır yaralanan Ahmet Gökhan K. kaldırıldığı hastanede sadece “bana haince saldırdılar” diyebildi.

Bıçaklama olayının zanlısı İbrahim T., polis merkezindeki ifadesinin ardından nöbetçi savcının talimatı ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Kategoriler : Yaşam Etiketler : ,

Yardıma giderken can verdiler

Yazan : AdSıZz 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

Manisa Turgutlu’da meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 2 kişi de yaralandı.
Kaza, Turgutlu ilçesi Akçapınar köyü çıkışında meydana geldi. Ahmet Önoğul (50) yönetimindeki 45 N 5503 plakalı araç, köy yolunun çıkışında kontrolden çıkarak karşı şeride, ardından da tarlaya girdi. Otomobil sürücüsü Önoğul’un araçta sıkışması üzerine yanında bulunan arkadaşı Nevzat Özdemir (46) yola çıkarak kendilerine yardım edecek birilerini bulmaya çalıştı. Kazanın olduğu yerin yakınındaki benzin istasyonunda pompacı olarak çalışan 35 yaşındaki Şerif Ceylan, tarlaya giren araçta sıkışan Özdemir’e yardım etmek için geldi. Bu sırada Salihli’den Turgutlu yönüne giden Yılmaz Semiz (28) yönetimindeki 45 RA 2729 plakalı otomobil, araçta sıkışan Önoğul’a yardıma giden Nevzat Özdemir ve Şerif Ceylan’a çarptı. Özdemir ve Ceylan, olay yerinde hayatını kaybetti. Ahmet Önoğul ve 2 kişinin ölümüne neden olan araçta bulunan Gülden Gölakman (19) yaralandı.
Bölgeye çok sayıda ambulans, polis ve jandarma ekibi sevk edildi. Ambulansla Turgutlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınan Gülakman’ın hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Araç sürücüsü Yılmaz Semiz ise, kazayı haber verdikten sonra olay yerinden yaya olarak ayrıldı. Polis ve jandarma, Semiz’i yakalamak için çalışma başlattı.

Kategoriler : Yaşam Etiketler : , , ,

Viagrayla mı uçuyor?

Yazan : AdSıZz 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

Dünyanın en egzotik hostesleri tanıtılırken kullanılan fotoğraf alay konusu oldu.
Alman Stern Dergisi’nin, “dünyanın en egzotik hosteslerini” tanıtırken kullandığı Türk Hava Yolları fotoğrafı internette alay konusu oldu. Fotoğraftaki ön tekerleği olmayan uçak için “Viagralı uçak” yorumu yapıldı

GAZETE HABERTÜRK / DIŞ HABERLER

ALMAN Stern Dergisi’nin ‘dünyanın en egzotik havayolu hostesleri’ni tanıttığı ve Türk Hava Yolları (THY) hosteslerini kıyafetleri ile 7’nci sıraya yerleştirdiği haberde kullanılan fotoğraf, önce Stern’in internet sitesinde, ardından da pek çok blogda alay konusu oldu.

MAVİ-BEYAZA ÖVGÜ

Stern, İsviçre havayollarına ait hosteslerin giydiği mini etek ve ceketten oluşan kıyafetleri “en egzotik” seçerken, THY hosteslerinin mavi-beyaz üniforma
ve aksesuvarlarına, eşarplardaki oryantal motiflere değinmişti. Ancak hostesin arkasında duran uçakta “ön tekerlekler” gibi küçük ama önemli bir eksiklik göze çarpıyordu.

PHOTOSHOP’U THY YAPMADI

Özellikle dergi ve gazetelerdeki photoshop felaketlerini açığa çıkaran Photoshop Disaster adlı site de uçağın iniş takımlarının photoshop yardımıyla “uçurulduğuna” değinerek, “Türk Havayolları dünyanın Viagra gücüyle hareket eden ilk uçağını tanıtır” yorumunu yaptı… Stern’in birileri tarafından değiştirilen THY fotoğrafını kullandığı ortaya çıktı.

Kategoriler : Yaşam Etiketler : ,

Hedefteki Savcı Korumasız Kaldı

Yazan : |3uRaK 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

PKK ve Hizbullah’ın Hedefindeki Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan’a Verilen Koruma, ‘Tehdit Yok’ Denilerek Kaldırıldı.

Diyarbakır’da Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde ve ardından özel yetkili savcı olarak görev yaparken bir çok PKK‘lı ve Hizbullahçı teröristin Ceza almasını sağladığı için hedef seçilen Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan’a verilen koruma, ‘tehdit yok’ derilerek kaldırıldı.

Bir dönem terör örgütlerinin eylem alanı seçtiği Diyarbakır‘da 2002- 2006 yılları arasında özel yetkili savcı olarak görev yapan Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan, başta PKK ve Hizbullah olmak üzere terör örgütlerine yönelik bir çok soruşturmayı yürüttü. Gerek bu soruşturmalar ve gerekse mahkemede iddia makamındaki görevi sırasında bir çok teröristin Ceza almasını sağlayan Muammer Özcan, terör örgütleri tarafından hedef seçildi ve kendisine yasa gereği sürekli yakın koruma verildi.

En kritik bölgede ve dönemde görevini başarıyla tamamlayan Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan, Diyarbakır‘dan önce Adana‘ya, 2007 yılında da Tekirdağ‘a atandı. Hem Adana, hem de Tekirdağ‘da yakın koruma verilen Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan, burada da memurlarla ilgili soruşturmaları yürüttü. İl İdare Kurulu’nun bazı memurlar için soruşturma izni vermeyen kararlarına karşı da İdare Mahkemesi’nde davalar açtı.

Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan’ın açtığı bu davaları kazanması ve bir çok memur hakkında soruşturma açması iddiaya göre dönemin Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan‘ı rahatsız etti. Savcı Özcan geçen yıl başında, Terörle Mücadele Kanunu’nda ‘Terör ve anarşi ile mücadelede görev yapanların gerekli koruma tedbirleri devlet tarafından alınır’ hükmü gereğince kendisine verilen yakın korumanın 2008 yılı için de görev yapmasını istedi. Ancak 23 Ocak 2008 tarihinde Vali Aydın Nezih Doğan başkanlığında toplanan kurul Savcı Özcan’ın yakın koruma talebini geri çevirdi. Cumhuriyet Savcısı Özcan’ın bu karara karşı Ankara 15′inci İdare Mahkemesi’ne açtığı dava devam ediyor.

Savcı Özcan, 2009 yılı için yaptığı koruma talebi de 19 Ocak 2009 tarihinde Tekirdağ Valisi Zübeyir Kamalak başkanlığındaki kurulda yine kabul edilmeyince, bu kez İçişleri Bakanlığı Merkez Koruma Komisyonu’na itiraz etti. Komisyon talebi uygun görünce Mart 2009′dan itibaren yönetmelik hükümlerine göre Özcan’a yakın koruma tahsis edildi.

VE KORUMA GERİ ÇEKİLDİ

Tekirdağ Valiliği’ne yakın korumasının 2010 yılında da görevini sürdürmesi için başvuran Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan’ın talebi bu kez kabul edilmedi. Savcı Özcan’ın yakın koruması, ‘Tehdit edildiğine dair bilgi ve belge olmadığı’ gerekçesiyle geri çekildi.

Savcı Muammer Özcan, Terörle Mücadele Kanunu’nda kimlere koruma vereceğinin açık bir şekilde yer aldığını belirterek, tepkisini şöyle dile getirdi:

“Terörle mücadelede görev veren veya bu görevi ifa eden adli, istihbari, idari ve askeri görevliler, kolluk görevlileri, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcıları, terör suçlularının muhafaza edildiği Ceza ve tutukevlerinin savcıları ve müdürleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde görev yapmış hakim ve savcılar, Ceza Muhakemesi Kanununun 250’nci maddesiyle yetkili kılınmış ağır Ceza mahkemelerinde görev yapan hakim ve savcılar ile bu görevlerinden ayrılmış olanlar ve terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen veya getirilenler ile suçların aydınlatılmasında yardımcı olanlar hakkında gerekli koruma tedbirleri devlet tarafından alınır’ deniliyor. Buna rağmen koruma verilmemekte ısrar ediliyor.”

Kategoriler : güncel Etiketler :

Beşiktaş, Kayseri Engelini Aştı

Yazan : |3uRaK 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

Beşiktaş, Deplasmanda Kayserispor‘u 2-1 Yendi.

Turkcell Süper Lig’deki yapılan maçta Beşiktaş, Kayserispor karşısında ilk yarıyı 2-0 önde tamamladı.

Maçta konuk takım 2. dakikada Tello ile öne geçti. Sol kanattan gelişen Beşiktaş atağında Fink’in ortasında topla buluşan Tello, sert bir vuruşla meşin yuvarlağı Kayserispor filelerine gönderdi: 0-1

13. dakikada Kayserispor defansının ofsayt diye duraksamasından yararlanarak Ceza alanına giren Bobo‘nun yerden vuruşunda top yan direkten geri döndü.

16. dakikada Bobo‘nun pasıyla buluşan Tello‘nun vuruşunda Kayserispor defans oyuncusu Serdar, topu kornere göndererek gole izin vermedi.

25. dakikada Hakan’ın soldan yaptığı ortaya yükselen Makukula, topa dokunamayınca Kayserispor pozisyondan yararlanamadı.

29. dakikada Makukula’nın Ceza alanı dışından yaptığı vuruşta top az farkla dışarı gitti.

30. dakikada Tello‘nun pasıyla Ceza alanında topla buluşan Bobo, meşin yuvarlağı Ekrem’e verdi. Bu oyuncunun sert şutunda meşin yuvarlak Kayserispor ağlarıyla buluştu: 0-2

Karşılaşmanın ilk yarısı Beşiktaş‘ın 2-0 üstünlüğüyle sona erdi.

İKİNİ YARI

55. dakikada Troisi’nin ortasında Ceza alanındaki Makukula ve Mohammed topa dokunamayınca, Kayserispor önemli bir pozisyondan yararlanamadı.

62. dakikada İbrahim Toraman‘ın yerden vuruşunda, kaleci Souleymanou uçarak topu kontrol etti.

70. dakikada Kayserispor defansını çalımlarla geçen Bobo, Ceza alanına girerken kalesini terk eden Souleymanou yatarak topu bu

futbolcunun ayaklarından aldı ve mutlak bir golü önlemiş oldu.

81. dakikada Mohammed’ın uzun pasında savunmanın arkasına sarkan Makukula, meşin yuvarlağı Rüştü’nün solundan filelere gönderdi: 2-1

89. dakikada Aydın’ın hatalı pasını yakalayan Bobo‘nun Ceza alanındaki vuruşunda top az farkla auta gitti.

Mücadeleyi Beşiktaş, 2-1 kazandı.

Stat: Kayseri Kadir Has

Hakemler: İlker Meral xxx, Serkan Malkoç xxx, Asım Yusuf Öz xxx

Kayserispor: Souleymanou xx, Mehmet Eren xx, Serdar xx, Aydın x, Hakan x, Abdullah xx, Mohammed x, Bayram x(Dk. 22 Troisi xx), Ömer xx (Dk. 79 Semih x), Makukula xx, Gökhan x (Dk. 46 Furkan x)

Beşiktaş: Rüştü xxx, İbrahim Toraman xxx, İbrahim Kaş xxx, Sivok xx, Ferrari xx, İbrahim Üzülmez xxx, Fabian Ernst xxx (Dk. 69 Necip xx), Fink xx, Tello xxx (Dk. 63 Holosko x), Ekrem xxx, Bobo xxx (Dk. 89 Nihat?)

Goller: Dk. 2 Tello, Dk. 30 Ekrem (Beşiktaş), Dk. 81 Makukula (Kayserispor)

Sarı kartlar: Dk. 38 Tello, Dk. 78 İbrahim Kaş (Beşiktaş), Dk. 56 Mohammed (Kayserispor)

Kategoriler : Spor Etiketler : ,

Doğan da Artık Silivri Cezaevi’nde

Yazan : |3uRaK 28 Şubat, 2010 (0) Yorum

Tutuklanıp, Metris Cezaevi’ne Sevk Edilen Emekli Org. Çetin Doğan, Silivri Kapalı Cezaevi’ne Sevk Edildi.

Balyoz darbe planı soruşturması kapsamında dün akşam saatlerinde tutuklanıp, Metris Cezaevi’ne sevk edilen eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, Silivri Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.

AK Parti hükümetini devirmek için darbe planı hazırladığı öne sürülen Orgeneral Çetin Doğan ile emekli Korgeneral Engin Alan dün akşam saatlerinde tutuklanmıştı. Tutuklanan Doğan ve emekli Korgeneral Alan, Metris Kapalı Cezaevi’ne gönderilmişti.

Doğan’ın avukatı Celal Ülgen’in verdiği bilgiye göre, Doğan ve emekli Korgeneral Engin Alan akşam saatlerinde Silivri Kapalı F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi.

Kategoriler : güncel Etiketler :