Yazar Arsivi

Sevişme Sahneleri Çile Gibi

Yazan : |3uRaK 9 Mart, 2010 (0) Yorum

Cumbul, “Bu Tür Sahneler Benim İçin Bir Azap ve Çileye Dönüşüyor” Dedi.

Meltem Cumbul, itiraf etti: Doğu kültüründe büyüyen bir kız olarak, öpüşme ya da sevişme sahnesinde babam, abim, eniştem aklıma gelir. Bu tür sahneler benim için bir azap ve çileye dönüşüyor

SEViŞME SAHNELERiNDEN ÇOK RAHATSıZ OLUYORUM

Ünlü oyuncu Meltem Cumbul, “Hayatımda ne yaptıysam hep sevdiğim kişiler için yaptım. Sevdiğim kişiler haricinde kimseyi önemsemem. Kendim için bir şey yapabilmeyi çok geç fark ettim” dedi. Bilal Özcan’ın bugün ekrana gelecek ‘Laf Aramızda’ programına konuk olan Cumbul, ilginç açıklamalar yaptı.

iYi FiLM ÇOK ÖNEMLi

Beş yıl önce 10 günlüğüne diye Los Angeles’a gittiğimde, kitabını okuduğum Eric Morris’le tanıştım ve 2.5 yıl boyunca ‘Eric Morris Metodu’ üzerinde çalıştım. UCLA’da senaryo derslerime devam ettim. 2.5 yıl boyunca Los Angeles’ta bayağı yoğun bir eğitim aldım.

Buradan kalkıp çalışmak için Hollywood’a gitmek ve orada beklemek saçma bir şey. Benim her zaman ön planda tuttuğum şey iyi film yapmaktır. Benim oynadığım birçok film, yurtdışında ödül aldı ve iyi film yapmak önemlidir.

Hollywood’da iki filmde çalıştım. Set disiplini ve koşullar açısından Türkiye’deki sinema filmlerinden farkı yoktu. Yine kendinize ait karavanlarınız var. Biraz daha lüks koşullar olabiliyor; limuzinle evinden alınıyorsun ama bunlar o kadar da önemli şeyler değil.

Öpüşme ve sevişme sahnesinde oynamayı tercih etmiyorum. Çok zor benim için. Eğer projeyi çok seviyorsam ve bunun çok gerekli olduğuna inanıyorsam oynarım. Ama bunların hepsi birarada olması gerekiyor. O zaman çok büyük çilelerden geçerek, büyük egzersizler yaparak filan oynarım.

AZAP HALiNE DÖNÜŞÜYOR

Öpüşme sahneleri çok zor… insanı geriyor. Siz orada aşk yaşadığımızı zannederken, biz oyuncular için çok azap çekilen dakikalar oluyor.

Doğu toplumunda bir kadın olarak, her ne kadar açık zihniyetli aileler içinde de yetişmiş olsak, ben şahsen yine de tedirginlik duyuyorum. Büyütülme tarzımdan dolayı, ‘Babam ne der?’ diye düşünürüm…

Cidden çok gerekmedikçe sevişme sahnesi istemem. Benim zaten çok öyle sahnem yok.
Bu kültüre ait olduğun için baskı altında büyütülüyorsun. Sen bir kız çocuğusun, ağabeyin, baban ve enişten de seni korumakla görevli…

Böyle büyütüldüğün için, öpüşme ya da sevişme sahneleri söz konusu olduğunda; kontrol mekanizman zaten otomatikman seni rahatsız ediyor.

Bütün acılara bütün kötü şeylere rağmen hayat çok mükemmel. O mükemmelin içinde bizleri de mükemmel şeylerin beklediğine inanıyorum. Bu yüzden ‘Herkes kendinin özel ve mükemmel olduğunu bilmeli’ diye düşünüyorum.

ANNEM DOĞRU ŞEY iSTEMiŞ

Hem Mimar Sinan Üniversitesi’nde hem de Levent’te açtığım stüdyoda ders veriyorum. Bu, annemin geçekleştirmemi istediği bir idealiydi. Şimdi ‘Annem benim için çok doğru şeyler istemiş’ diye düşünüyorum. Nerede mutlu olacağımı bilmiş. Öğrencilerimdeki değişimi gördükçe mutluluk duyuyorum.
Konservatuvar içinde de kendi stüdyomda da genellikle profesyonel oyuncularla çalışıyorum. Ama gelecek vaad ettiğini gördüğüm amatör oyunculardan Seçim yapıyorum. Herkesin oyuncu olacağına inanan biriyim ama vaktim dar olduğu için beni çok heyecanlandıran kişilerle çalışmayı tercih ediyorum.

Çok titizimdir. Kanepemin örtüsü hafif kırıştığında, örtüye gözümü dikip “Kalksa da şurayı ben biran önce toplasam” dediğim misafirlerim olmuştur. Annem çok titizdi, ablam da… Tabii bende de var. Toz da alırım, bulaşık da yıkarım… Ev pırıl pırıl olmalı…

ÖMRÜM BOYUNCA DiYET NEDiR BiLMEDiM!

Desa defilesinde, podyumda kendim olmaya çalıştım. Manken olmadığım, daha önce podyumda yürümediğim için sadece kendim oldum. Onun için de müziği duyunca dans eden ben, dans ederek podyuma çıktım. Çok eğlendim, sanırım o enerji seyirciye geçti, onlar da eğlendi.

Hayatım boyunca diyet yapmadım, yapmayı da bilmiyorum. Yıllarca profesyonel dans ettiğim için vücudumun bozulması biraz zor oluyor. Metabolizmam hızlı çalışıyor. Annemin de öyleydi; dört çocuk sahibi olmasına rağmen çok ince bir hanımdı.

Benim evimde her gün yemek pişer. Sebze yemeklerini çok severim. Los Angeles’ta işten çıkan arkadaşlarım “Bugün mönüde ne var?” diye hemen bana gelirdi. Daha çok, köfte-pilav ve sebze yemekleri yapardım… istanbul’da ise yemekleri Aysel pişiriyor.

iDOLÜ BRUCE LEE

Doğu sporlarına karşı ilgim var. Bruce Lee hayranıyımdır zaten. Ama tabii Muhammed Ali’nin de sıkı hayranıyımdır. Benim için onlar idol. Dövüş tekniklerinin felsefesiyle daha çok ilgileniyorum.

Tai-Chi aslında, kendinizi çok iyi tanıyabilme ve kontrol edebilme gücü… Yaptığınız hiçbir hareketin sona gelmeden ne olduğu belli değil. Bu yüzden çok hoşuma gidiyor. Aynı zamanda tabii beni çok dinlendiren, hiç çaktırmadan çok terleten ve vücudumun şekillenmesine yardımcı olan bir dövüş sanatı.

Kategoriler : Magazin Etiketler :

İşte A’dan Z’ye Ezel Sözlüğü

Yazan : |3uRaK 9 Mart, 2010 (0) Yorum

Atv Ekranlarında Beğeniyle İzlenen ‘Ezel’ Dizisi, Fenomene Dönüştü.

Dizide kullanılan eşyalardan gidilen mekanlara kadar her şey büyük ilgi görüyor.

ARTEMiS: Dizinin startının verildiği Kıbrıs’taki otelin ismi: Kaya Artemis…

BiRHAN KESKiN: Dizide Ezel’in Eyşan’a mırıldandığı şu dizeleri yazan ünlü şair: “Titreme daha fazla kalbim/Bağışla kendini artık/ Onu da bırak gitsin/ O senin ezel gününden kaderin…”

CAFE SUSAM: Senaryonun yazıldığı Cihangir’deki kafe.

ÇATAY: Diziye imza atan Ay Yapım’ın sahibinin soyadı… Ekibin patronu Kerem Çatay, 1978 doğumlu.

DEREN: Dizinin iki senaristinden birinin soyadı. 38 yaşındaki Kerem Deren, uzun yıllar yurtdışında tiyatro eğitimi aldı.

ETHEM GENiM: Kerpeten Ali’nin içine cipiyle girdiği, havuzlu villanın gerçek sahibi. Genim’in villası Tarabya’da…

FK: Ezel’in kıyafetlerindeki imza… Ezel’i ‘FK’ markasının sahibi Ferruh Karakaşlı giydiriyor.

GÜVERCiN GERDANLIĞI: 17′nci bölümde Ramiz Dayı’nın, Kerpeten ile Tefo’ya anlattığı hikaye: “Güvercin gerdanlığı nedir bilir misin kardeş? Güvercinin boynundaki kırmızımtırak tüyler vardır ya… Bir kere taktı mı güvercin o tasmayı boynuna, başka birini sevemezmiş. Ama fazla sevgiden güvercinler bazen birbirlerinin gırtlağını deşerlermiş. O yüzden o kızıl tasmaya ‘güvercin gerdanı’ derlermiş!”

HAMUR: Ömer’in, Eyşan için yaptığı tahta evde besledikleri köpeğin ismi.

IŞIK: 18′inci bölümde ‘Reis’ lakaplı Soner’in sinemada izlediği ‘Kanun Namına’ filminin başrol oyuncusunun soyadı. Filmde başrolü Ayhan ‘ışık’ oynuyordu.

İstanbul SANAT MERKEZİ: Ezel’in evi, aslında Tarlabaşı‘ndaki bu sanat merkezi…

JENERiK: Dizinin jeneriğinin 2007 yılı ABD yapımı Vacancy (Boş Oda) adlı filmle birebir benzediği iddia ediliyor.

KELEBEK: Ezel’in izini süren Serdar ve Ali, Ramiz Dayı’nın sevgilisi Selma Hanım’ın evini ziyaret etmişti. Serdar, o ziyaret sırasında yatak odasındaki çekmecede Henri Charriere imzalı ‘Kelebek’ adlı romana rastlamıştı. Kelebek romanı konusu itibariyle Ezel’in hikayesiyle büyük benzerlik taşıyor.

LEMAN: Cengiz’in, Ömer’le Eyşan’ın buluşmaları sırasında kafede otururken okuduğu mizah dergisi.

MOLLA AŞK TERASI: Ezel ve Eyşan’ın buluşma adresleri… Fatih semtindeki park büyük ilgi görüyor.

NiHAVEND: Ramiz Daya’nın radyodan istek yaptığı ve bir anda popüler olan ‘Bir ihtimal Daha Var” isimli şarkının makamı.

OTEL SEZGiN: 18.9.1997 tarihinde Ömer’in soygun yaptığı otel.

ÖMER HAYYAM: Ramiz Dayı’nın şiirlerini dilinden düşürmediği ünlü şair…

PiNPON: Tefo’nun hapisteyken düzenlenen turnuvada şampiyon olduğu oyun.

RACON: 18′inci bölümde Kerpeten Ali, kesilen raconu bozması ve Ramiz Dayı’yı öldürmesi karşılığında Soner’e iki tane kumarhanenin ortaklığını teklif etti. Ancak Soner, raconu bozduğu için öldürüldü.

SHELBY COBRA: Dizide kullanılan arabalardan biri… Otomobil 1965 model antika.

ŞEHVET: Kenan imirzalıoğlu’nun hayatta korktuğu üç şeyden biri. Ünlü oyuncu verdiği röportajda üç korkusunu şöyle sıralamıştı: “Şöhret, şehvet ve servet…”

TOYGAR IŞIKLI: Dizinin enfes müziklerine imza atan müzisyen.

U.S.POLO: Ezel’in 16 ve 17′nci bölümlerde Eyşan’la buluşması sırasında giydiği, hardal rengi paltonun markası.

ÜÇ: Ramiz Dayı’nın çocuklarının sayısı… Ramiz Dayı şöyle demişti: “Üç oğlum vardı benim. Üçü de öldüler. Onları ben öldürdüm. Ben kendi kanını, kendi elleriyle kurutan bir adamım!”

VHS: Dizide kumarhane soygunu sırasında Ali’nin işlediği cinayeti açık seçik gösteren, herkesin peşinde olduğu kaset.

W123: Ramiz Dayı’nın siyah Mercedes’inin modeli… Mercedes-Benz’in en başarılı modellerinden biri olan W123 serisi, 1976 ile 1986 arasında 2.7 milyon adet üretildi.

YiRMi SEKiZ EYLÜL: ‘Ezel’ dizisinin televizyonlardaki ilk yayın tarihi.

ZATÜRRE: Ömer’in hapishanede yatarken yakalandığı hastalık… Ramiz Dayı, olayı şöyle anlatmıştı: “Sıtmalı bir mahkuma battaniyesini verdi diye ‘zatürre’ olmuştu.”

Kategoriler : Magazin Etiketler :

6′yla Vurdu 8′lik Yıktı

Yazan : |3uRaK 9 Mart, 2010 (0) Yorum

5 Kilometre Derinden Gelip, 1 Dakika Süren Deprem Elazığ‘da 5 Köyü Vurdu,51 Kişi Öldü, 74 Kişi Yaralandı.

abaha karşı 5 kilometre derinden gelip, 1 dakika süren deprem Elazığ‘ın Kovancılar İlçesi’ne bağlı 5 köyü vurdu. Kerpiç evler yerle bir oldu. 51 kişi öldü, 74 kişi yaralandı. 1000′den fazla artçı deprem meydana geldi.

60 SANİYELİK SARSINTI 5 KÖYÜ VURDU

Elazığ‘da dün sabaha karşı 04.32′de meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki deprem, Kovancılar İlçesi’ne bağlı 5 köyü vurdu. Yerle bir olan kerpiç evlerde 51 kişi öldü, 74 kişi yaralandı. Başyurt Beldesi’nde yerin 5 kilometre derinliğinde kırılan fayın yarattığı 60 saniyelik sarsıntıda 180 haneli Okçular ile Yukarı Demirci en ağır darbeyi yiyen köyler oldu. Depremde Okçular ve Yukarı Demirci köylerinde 15′er, Kayalı ile Göçmezler köylerinde dörder, Yukarı Kanatlı Köyü’nde üç kişi öldü. Kovancılar Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan 10′u yaşamını yitirince ölü sayısı 51′e yükseldi. Elazığ‘daki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 13, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’ne biri ağır 14, Harput Devlet Hastanesi’ne 7 yaralı tedavi ediliyor.

BAŞBAKAN: SORUN KERPİÇ EVLER

Şu ana kadar kaybettiklerimizin nedeni bu bölgenin yerel mimari anlayışı yani kerpiç yapılanması nedeniyledir. Bu yapılanmanın bedeli ne yazık ki ağır olmuştur.

KANDİLLİ: DİKKAT

Bölgede 6.0 büyüklüğündeki depremin ardından aynı yerde 18 saat içerisinde, en büyükleri 5.5, 5.3 ve 5.1, en küçüğü de 2.4 olan toplam 110 artçı sarsıntı meydana geldi. İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, Elazığ ve çevresinde, dün oluşan deprem hariç, 1900′den sonra büyüklüğü 6.0′nın üzerinde deprem olmadığını söyledi. Depremin merkezinde meydana gelen şiddetin 7.0 civarında olduğunu belirten Erdik, “Bu şiddette, kerpiç, yığma yapılar gibi kırsal konutların yüzde 20’sinde yıkım görülür. Artçı depremler sürer. Bunun şiddeti 5′le başlar, 4.3 ve 2′ye kadar düşer” dedi.

4 İLDE DAHA DEPREM

Önceki gece Kütahya‘da 22.58′de 3.7, dün gece Hatay Dörtyol‘da 01.28′de 3.8 ve Adana‘da dün 13.16′da 4.0, Bursa Gemlik‘te 3.5 büyüklüğünde depremler meydana geldi.

OKULLARA TATİL

Elazığ‘ın yanı sıra Tunceli ve Bingöl‘de de, ‘Öğrenciler olumsuz etkileniyor’ gerekçesiyle okullar iki gün tatil edildi.

KÖYÜ TOZ KAPLADI

Deprem sırasında sabah namazına kalktığını söyleyen bir köylü dehşet anını şöyle anlattı: “Göz gözü görmüyordu. Kerpiç evlerin hemen hepsi yıkılmış, diğer evlerde de hasar meydana gelmişti. Dondurucu soğukta, depremden kurtulanlar, enkaz altında kalanları kurtarmak için büyük çaba harcadı. ”

3 ÇOCUĞU VE EŞİ YARALI

Kovancılar İlçesi’nin Yukarı Demirci Köyü’nde oturan 39 yaşındaki Esma Demirtaş, üç çocuğunu kaybederken, eşi Hasan Demirtaş da yaralandı. Kendisi yıkılan evin enkazından hafif sıyrıklarla kurtulan ve Kovancılar Devlet Hastanesi’ne getirilen Esma Demirtaş, yakınlarının yardımıyla ayakta durabildi. Demirtaş ailesinin çocukları 17 yaşındaki Özlem, 15 yaşındaki Kibar, 12 yaşındaki Fuat’ı depreme uyudukları aynı odada yakalandı. Üç kardeş odanın bulunduğu bölümün çökmesi üzerine toprak altında kalarak yaşamını yitirdi. Esma Demirtaş’ın eşi Hasan Demirtaş ise yaralı olarak komşularının yardımıyla enkazdan çıkarılıp hastaneye götürüldü. Esma Demirtaş, hastane bahçesinde ölen çocukları için gözyaşı döktü.

EVE AĞIT

Depremde en fazla hasar gören yerlerden olan Okçular Köyü’ndeki kadınlar evlerinin enkazları önünde ağıt yaktılar. Depremde yaralananlar hiç zaman yitirilmeden Kovancılar Devlet Hastanesi’ne, ardından da başka hastanelere sevkedildi. Yaralılardan 40′ı ilk tedavilerinden sonra taburcu oldu. Kızılay, bölgeye 230 çadır, 2 bin battaniye ve 3 bin kişilik kumanya gönderdi. Okçular Köyü’nde ise seyyar mutfaklardan depremzedelere sıcak yemek dağıtılmaya başlandı.

ERMENİSTAN: BÜYÜKLÜK 5.9 ŞİDDETİ 8

ERMENİSTAN Ulusal Sismoloji Merkezi, Elazığ‘da dün meydana gelen depremin büyüklüğünün 5.9, şiddetinin ise 8 olduğunu açıkladı. Bölgeye en yakın sismoloji merkezi olarak Elazığ depremini yakından izleyen merkezin verilerine göre ana depremden sonraki en büyük artçı ise saat 09.47′de 5.6 büyüklüğünde oldu. Merkez, depremin şiddetini P. S ve L dalgalarını ölçerek bulduklarını belirterek, depremde toprak yüzeyine yakın L dalgalarının etkili olduğu kanaatine varıldığını belirtti.

ÖLEN 25 KİŞİ BELLİ OLDU

Depremde hayatını kaybedenlerden adları belli olan 25 kişi şöyle: Nermin Yıldız, Gönül Yıldız, Tuğba Yıldız, Zilan Yıldız, Emre Çiçek, Ayten Çiçek, Davut Yüksel, Kibar Yüksel, İzzet Çimen, Nurettin Çimen, Yeter Akdağ, çocukları Emrullah ve Yusuf Akdağ, Muhammet Emin Polat (çocuk), Netice Polat, Medine Akdağ (çocuk), Muhammet Özdoğan (çocuk), Berivan Özdoğan, Özcan Cirit, Nazile Cirit, Murat Cirit ve Fikri Özdoğan. 17 yaşındaki Özlem, 15 yaşındaki Kibar, 12 yaşındaki Fuat Demirtaş

Kategoriler : güncel Etiketler : , , ,

Sözleşmeliler Kadroya Geçiyor

Yazan : |3uRaK 9 Mart, 2010 (0) Yorum

70 Bin Sözleşmeli Öğretmenin Merakla Beklediği Müjde MEB Müsteşarı Özgül’den Geldi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) sözleşmeli öğretmenlerin kademeli olarak kadroya geçirilme işlemlerini tamamladı. Türkiye’nin dört bir tarafında görev yapan 70 bin sözleşmeli öğretmenin merakla beklediği müjde MEB Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül’den geldi. Özgül, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi için düğmeye basıldığını açıkladı.

ÇALIŞMA TAMAMLANDI

Eğitim Bir- Sen’in Başkent Öğretmenevi’nde düzenlediği ‘Eğitim Öğretim Bilim Hizmet Kolu Çalışanları Sorunları ve Çözüm Önerileri Şurası’na katılan Müsteşar Özgül, sayıları 70 bini bulan sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesiyle ilgili çalışmayı tamamladıklarını ifade etti.

ŞiMDi TOP MALiYE’DE

Özgül, “Hazırladığımız yasa taslağını Maliye Bakanlığı‘na gönderdik. Kadroya geçirme işlemini en kısa sürede yapacağız. Sözleşmeli öğretmenler, kademeli olarak kadroya geçirilecektir” diye konuştu. Özgül, konuşmasında son dönemde eğitime yönelik yapılan çalışmaları da anlatarak son 5 yılda 187 bin öğretmen alımı gerçekleştirildiğini, 2010′da 40 bin öğretmen daha atanacağını belirtti. il içi ve iller arası atamaları birlikte ve aynı zamanda yaptıklarını dile getiren Yaşar Özgül, eğitimde fiziki anlamda önemli bir mesafe alındığını, Cumhuriyet tarihinde en çok dersliğin son 7 yılda yapıldığını kaydetti.

Kategoriler : güncel Etiketler :

Cumhurbaşkanı Gül Dede Oldu

Yazan : |3uRaK 9 Mart, 2010 (0) Yorum

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk kez dede oldu.Gül’ün kızı Kübra Sarımermer ile Mehmet Sarımermer çiftinin dün akşam saatlerinde, İstanbul‘daki özel bir hastanede bir kız çocukları dünyaya geldi.

Doğum sonrasında anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Gül’ün kızı Kübra Gül ile Mehmet Sarımermer, 14 Ekim 2007′de İstanbul‘da evlenmişti.

Kategoriler : güncel Etiketler :

Güncel Modayı Beğenmiyor, Klasik Seviyor

Yazan : |3uRaK 9 Mart, 2010 (0) Yorum

Oyuncu Cemal Hünal, Alışveriş Yaparken Aradığını Kolay Kolay Bulamadığını Söylüyor:

Son olarak ‘RomantikKomedi adlı filmde rol alan başarılı oyuncu Cemal Hünal, stil sırlarını ınStyle dergisine anlattı…

Kendinize ait belirgin bir tarzınız var. Modayla aranız nasıl? Alışverişle aram hiç iyi değil. Aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum.

Ne arıyorsunuz, ne bulamıyorsunuz?
Güncel modayı hiçbir zaman sevemedim. Ama klasikleri çok severim. Jean pantolonlar, küt burun kovboy çizmeleri, deri ceketler…

ESKi GÜZELDiR
Eskitilmiş giysiler…
Eskitebildiğim ve eskidikçe güzelleşen şeyleri giymeyi seviyorum.

Bu durumda giyim tarzınızı bir de sizden dinleyebilir miyiz?
içinde rahat hareket edebileceğim şeyleri giymeyi seviyorum. Fazla özenmeyi ve özellikle de dikkat çekici şeyleri sevmiyorum. Ama bu, duruma göre değişiklik de gösterebiliyor. Uzun eski bir deri palto çok dikkat çekici olabiliyor ama buna rağmen çok sevip giyebiliyorum.

Ne giymezsiniz?
Parlak şeyleri ve polyesteri sevmiyorum. Sentetik deriden nefret ediyorum.

Deri ceket ve ayakkabılarınız için özel bir bakım yapıyor musunuz?
Hiçbir malzeme iyi işlenmiş bir hayvan derisinin yerini tutamaz. Kullandıkça güzelleşen bir şey. Deri seninle birlikte şekil değiştiriyor ve yaşamaya devam ediyor. Ceketlerim ve ayakkabılarım için sadece eyer yağı kullanıyorum. Eyer yağının içinde bitkisel yağların yanı sıra hayvansal yağ da var. Biraz pahalıdır ama deriye çok iyi geliyor ve çok güzel eskitiyor.

AYı TıRNAĞıNDAN YAPTıĞıM KOLYEYi TAKıYORUM
Aksesuvar kullanıyor musunuz?
Genellikle taktığım ayı tırnağından bir kolyem var, kendim yaptım. Dişlerden, tırnaklardan, tüylerden yaptığım tokalar ve kolyeler var. Çok da severim onları. Ben biraz hiperaktifim. Kollarıma pek bir şey takamıyorum çünkü sağa sola, kapılara takılıyorum.

Bir kadında tahammül edemediğiniz şeyler neler?
Aşırı makyaj ve fazla parfüm kokusu. Bir de kadınların taşıyamadıkları şeyleri giymesi kadar tahammül edemediğim şey yok galiba.

Bir kadında sizi en etkileyen şey doğallık ve sadelik diyebilir miyiz?
Kesinlikle! Kadınların gününe göre yürüyüşü, havası, benliğine dönüş veya benliğinden çıkışı değişiklik gösterebiliyor. inanılmaz frapan şeyler giyebilir, hatta kendisini bir horoz kuyruğu gibi süsleyebilir;yeter ki üzerindekileri taşıyabilsin.

Kategoriler : Magazin Etiketler : , , ,

Hülya Avşar’dan Homoseksüel Çıkışı

Yazan : |3uRaK 9 Mart, 2010 (0) Yorum

Hülya Avşar, Yetenek Sizsiniz  Türkiye Yarışmasında “Homoseksüellerin Sesi Hep Böyle Çıkar” Dedi.

SHOW

tv’nin reyting rekorları kıran yarışma programı ‘Yetenek Sizsiniz Türkiye’de önceki akşam yine yarı final heyecanı vardı. Acun ılıcalı, Hülya Avşar ve Ali Taran’ın jüri üyesi olduğu programda ilginç bir diyalog yaşandı. Bülent Ersoy ile Ferdi Tayfur‘un taklidini yapan yarışmacı Turgay Polat için Hülya Avşar, ‘Yanlış bir söz kullanmayayım. Gay değil de, homoseksüel mü derler, ne derler. Bu insanların sesi hep böyle çıkıyor. sadece Bülent Ersoy değil, sahnede hepsinin sesi o tonda’ dedi.
Kategoriler : Magazin Etiketler :

Zeynep Tokuş, Yeniden Aşık

Yazan : |3uRaK 9 Mart, 2010 (0) Yorum

Zeynep yeniden aşık

Alp Nuhoğlu ile boşandıktan sonra sesi soluğu çıkmayan Zeynep Tokuş, yeni sevgilisi Erdem Yılmaztürk’le ortaya çıktı!

Önceki gece sevgilisiyle Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda ‘ayakligazete. com’un görüntülediği Tokuş, yorum yapmadı.

Kategoriler : Magazin Etiketler : ,

100 Yılda 26 Büyük Deprem Yaşandı

Yazan : |3uRaK 8 Mart, 2010 (0) Yorum

Türkiye’de 1903′ten bu yana 51 kişinin yaşamını yitirdiği Elazığ depremiyle birlikte 26 büyük deprem felaketi yaşandı.

Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de 1903′ten bu yana 51 kişinin yaşamını yitirdiği Elazığ depremiyle birlikte 26 büyük deprem felaketi yaşandı.

ANKA’nın Kandilli Rasathanesi verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye 26 büyük deprem yaşadı. Bu depremlerde yaklaşık 80 bin kişi de hayatını kaybetti.

Türkiye’de 1903′ten bu yana yaşanan deprem kronolojisi şöyle:

“28 Nisan 1903 - Malazgirt: Sismik aletlerle ölçülen ilk depremlerden biri olan bu depremde 2 bin 626 kişi yaşamını yitirdi. Depremin büyüklüğü 6,7 olarak belirlendi.

9 Ağustos 1912 - Mürefte: Büyüklüğü 7,3 olan bu depremde 216 kişi yaşamını yitirdi, 466 kişi de yaralandı.

6 Mayıs 1930 - Hakkari: Hakkari’nin sınır bölgesinde gerçekleşen bu depremde 2 bin 514 kişi öldü. Depremin büyüklüyüyse 7,2′ydi.

26 Aralık 1939 - Erzincan: Türkiye’nin bu yüzyılda yaşadığı en şiddetli deprem olan Erzincan depremi hala hafızalarda. Kışın en şiddetli günlerinde Erzincan halkını vuran bu felakette açıklanan ölü sayısı 32 bin 962. 7,9 büyüklüğündeki bu depremin ardından yurt çapında yas ilan edilmişti. Yardım konvoyları, soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak iki gün sonra ulaşabildi. İlk kez depreme karşı önlemler tartışıldı; gazetelerde depremle nasıl yaşanması gerektiği yazıldı.

20 Aralık 1942 - Niksar/Erbaa: Büyüklüğü 7,0 olan bu depremde 3 bine yakın insan ölmüş, yaklaşık 6 bin 300 kişi de yaralanmıştı.

26 Aralık 1943 - Tosya/Ladik: 2 bin 824 kişinin yaşamına mal olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçülmüştü.

1 Şubat 1944 - Bolu/Gerede: 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 959 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı.

31 Mayıs 1946 - Varto/Hınıs: Yazın başlangıcında yaşanan bu depremde 839 kişi yaşamını yitirdi, 349 kişi yaralandı.

19 Ağustos 1966 - Varto: Varto’nun karşılaştığı bu en şiddetli depremde 2 bin 394 kişi öldü bin 489 kişi yaralandı. Derinliği 26 km olan bu depremim büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9′du. Varto’da bir önceki yıl yaşanan ve 4,0 büyüklüğünde olduğu hesaplanan bu depremde de 12 kişi yaşamını yitirmişti.

28 Mart 1970 - Gediz: Gediz’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin ortaya koyduğu felaket tablosu: bin 86 ölü, bin 260 yaralı.

6 Eylül 1975 - Lice: Bin 385 kişinin öldüğü 3 bin 339 kişinin yaralandığı depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9.

24 Aralık 1976 - Çaldıran/Muradiye: Yaşanan en büyük depremlerden biri olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçüldü. Can kaybı 3 bin 840′tı. 497 kişi yaralandı, birçok kişi evsiz kaldı.

30 Kasım 1983 - Erzurum/Kars: 6,8 büyüklüğündeki deprem, büyük hasara ve can kaybına yol açtı. Depremde bin 155 kişi öldü, bin 142 kişi yaralandı.

13 Mart 1992 - Erzincan: Erzincanla birlikte Tunceli’yi de vuran bu deprem, 6,8 büyüklüğündeydi. Depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3 bin 850 olarak belirlendi.

1 Kasım 1995 - Dinar: 5,9 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 94.

27 Haziran 1998 - Ceyhan: 6,3 büyüklüğündeki deprem başta Ceyhan olmak üzere bütün Adana’yı etkiledi. 84 kişinin hayatını yitirdiği depremde 310 kişi yaralandı, yüzlerce ev hasar gördü.

17 Ağustos 1999 - Kocaeli: Türkiye’nin yaşadığı en büyük felaketlerden biri de Kocaeli’nde yaşanan 7.4 büyüklüğündeki deprem oldu. 1939 Erzincan depreminin ardından yaşanan bu en büyük depremde, 17 bin 127 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi de yaralandı.

1999 - Bolu Düzce: 7.2 büyüklüğündeki depremde, 845 kişi öldü, 4 bin 948 kişi de yaralı olarak kurtuldu.

2000 - Çankırı: Yeni yüzyılın ilk depremi 6.1 büyüklüğünde gerçekleşti. 2 kişinin hayatını kaybettiği depremde, bin 766 kişi de yaralandı.

2000 - Afyon: 5.8 büyüklüğündeki depremde 6 kişi öldü, 547 kişi de yaralandı.

2003 - Tunceli: Deprem 6.2 şiddetinde gerçekleşti, bir kişi hayatını kaybetti, 7 kişi de yaralandı.

2003 - Bingöl: 6,4 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 176, yaralı sayısı 520.

2004 - Erzurum: 5,1 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 9, yaralı sayısı 20.

2004 - Ağrı: 5,1 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 18, yaralı sayısı 32.

2005 - Hakkari: 5,5 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 2, yaralı sayısı 5.”

2010 - Elağız depremi 51 ölü, 74 yaralı, şiddeti 6.0

Kategoriler : güncel Etiketler :

Bu Karar Rumları Birbirine Düşürdü

Yazan : |3uRaK 8 Mart, 2010 (0) Yorum

AİHM’nin KKTC Lehine Verdiği Kararın Rum Kesimi’nde Neden Olduğu Hayal Kırıklığı Karşılıklı Suçlamalarla Devam Ediyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) KKTC lehine verdiği kararın Kıbrıs Rum Kesimi’nde neden olduğu hayal kırıklığı, karşılıklı suçlamalarla devam ediyor. Rumların, AİHM ve Türkiye’ye yönelik eleştiri dozunda da dengeyi iyice kaçırdıkları görülüyor.

AİHM’nin mülkiyet meselelerini ele almak için KKTC’de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’nu (TMK) “etkin bir iç hukuk yolu” olarak değerlendirmesinin Rum kesiminde neden olduğu etki devam ediyor. Rum lider Dimitris Hristofyas, KKTC’yi zor durumda bırakmak için AİHM’ne yapılan 1500 başvurunun kendilerine bumerang gibi döndüğünü itiraf etti. Hristofyas’ın AİHM’nin verdiği kararı, 1500 Rum’un yaptığı başvuru ile bunu teşvik eden siyasi ve hukukçulara bağlaması Rumları birbirine düşürdü.

AİHM’nin kararını “geriye gidiş” olarak yorumlayan dünkü açıklamasında Hristofyas şöyle konuştu: “AİHM’in kararı geriye gidiş olabilir ancak Rumlar’dan gerçek sahiplerine ait olan malların talep edilmesi hakkını engellemiyor.”

OYUNU KAYBETTİK

Bu kararın bütünüyle ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Hristofyas, Rumları teselli etmeyi amaçlayan açıklamasında “oyunu kaybettik” şeklinde bir panik içerisine girilmemesi gerektiğini vurguladı. “AİHM kararı karşısında dövünme zamanı değildir.” diyen Hristofyas, mülkiyet davaları konusunda AİHM’ne toplu başvuruda bulunmalarının taktik hata olduğunu itiraf etti. Kendisinin bu tezi savunanları uyardıklarını ancak bunun dikkate alınmadığı yakınmasında da bulunan Rum lider, “Şimdi özeleştiri yapmalıyız.” dedi. Hristofyas, şöyle devam etti: “Kararın özel bir geriye gidiş olduğunu söylemeliyiz. Daha önce bunu tahmin etmiş ve toplu şekilde yapılan başvuruların, işgal gücündeki komisyonunun (TMK) tanınmasına yol açabileceği konusunda uyarmıştık.”

Rum halkına özeleştiri tavsiyesinde de bulunan Hristofyas, “Halkı duyuyorum. Özeleştiri yapacaklarına dövünüyorlar. Hata ve eksikliklerimizi kabul etme gücünü göstermeliyiz. Benim görüşüme göre mülkiyet konusunda toplu başvuru hataydı.” dedi. Rum lider, AİHM’ne başvuruları teşvik eden Rum siyasiler ile hukukçuları eleştirdi. Rum kesimi, “AİHM kararının, müzakereler için iyi bir hava oluşturmadığını.” ileri sürüyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI KİPRİYANU: KARAR NEGATİF

“AİHM’nin pozitif bir karar vermediğini.” söyleyen Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın şölen yapmasının ise “kötü bir şey” olduğunu ileri sürdü. Kipriyanu şöyle konuştu: “Çünkü ne yalancı devlet (KKTC) kurumunun tanınması ne de yalancı devletin derecesini yükseltme mümkün değil. Bu Türk işgal gücünün kurumudur ve bir kez daha işgalin olduğu doğrulanıyor. İşgal ülkesinde kontrol de Türkiye’nin elinde.”

“Orams kararının iptal edilmediğini, vatandaşın sahip olduğu hakların da silinmediğini” ifade eden Rum Dışişleri Bakanı, “Tazminatlar ya da mülk sahiplerinin mallarını geri alma sürecinin daha uzun sürebileceğini ancak bunun işgalcilerin seni uğraştıracakları ya da satacakları anlamına gelmediğini.” söyledi.

RUM SÖZCÜ: AİHM’NE TÜRKİYE BASKI YAPTI

Diğer yandan AİHM’ne siyasi müdahalede bulunulması nedeniyle böyle bir karar aldığına ilişkin Rum savcının açıklamaları hatırlatılan Rum Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Stefanos Stefanu, “Müzakere sürecinde olduğumuza akılda tutmalıyız. AİHM’nin kararına saygı duymakla birlikte bizim görüşümüze göre, mahkeme siyasi müdahale gelişmesini de akılda tutmak kaydıyla daha dikkatli olmalıydı” savunmasında bulundu. Stefanu, AİHM’ne siyasi müdahalede bulunulduğunu ileri sürdü. Siyasi müdahaleyi Türkiye’nin yaptığını ileri süren Sözcü şu iddialarda bulundu: “Sayın Abdullah Gül, hem kendisinin hem de Türkiye’nin girişimleri sonucu bu konuda böyle bir başarı elde edildiğini ifade etti. Buna seyirci kalınarak geçiştirilemez ve bu kabul edilemez.”

RUM BASINI HRİSTOFYAS’A YÜKLENDİ

Diğer yandan Rum basınında AİHM’nin kararına ilişkin şok devam ediyor. Hristofyas’ı açıklamaları nedeniyle eleştiren Tharos gazetesi, “Hristofyas sorumluluğu reddediyor” başlıklı manşetle çıktı. Gazete, Kıbrıs Rum lider Hristofyas’ın AİHM’in kararına ilişkin sorumluluğu, hukukçular ile halkın AİHM’ne yaptığı toplu başvurulara yüklediğini yazdı. Filelevtheros ise, AİHM’nin TMK’yı tanıyan kararının Rum yönetiminde çok ciddi rahatsızlığa neden olduğunu yazdı. Gazete, Hristofyas’ın bu gelişmeden toplu başvuru yapan Kıbrıslı Rumları sorumlu tuttuğunu kaydetti. Hristofyas’ın AİHM kararında en ciddi sorumluluğu, halkı AİHM’ne gitmeleri konusunda teşvik eden Rum siyasiler ile hukukçularda bulduğunu vurgulayan Filelevtheros, “Bunun da üzerine çok büyük davalar yükü binen mahkemeyi etkilediğini” yazdı.

RUM SAVCI ÇİLEDEN ÇIKTI

Rum Başsavcısı Petros Kliridis, KKTC lehine verilen kararı, “Bütünüyle yanlış karar” şeklinde yorumladı. AİHM’nin siyasi etki altında böyle bir karar aldığını iddia eden Rum Başsavcısı, bunun hazırlanan metinden ve bir dizi girişiminden açıkça anlaşıldığını da ileri sürdü. Kliridis, AİHM’nin bulaşmaması gereken işleri kurcaladığını savundu. Eleştirilerini sürdüren Başsavcı Kliridis, “AİHM’ni insan haklarını korumamak ve haksızlıktan adalet verildiğini söyleme noktasına gelmekle” de suçladı.

Kategoriler : Dünya Etiketler :