Dünya

Bu Karar Rumları Birbirine Düşürdü

Yazan : |3uRaK 8 Mart, 2010 (0) Yorum

AİHM’nin KKTC Lehine Verdiği Kararın Rum Kesimi’nde Neden Olduğu Hayal Kırıklığı Karşılıklı Suçlamalarla Devam Ediyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) KKTC lehine verdiği kararın Kıbrıs Rum Kesimi’nde neden olduğu hayal kırıklığı, karşılıklı suçlamalarla devam ediyor. Rumların, AİHM ve Türkiye’ye yönelik eleştiri dozunda da dengeyi iyice kaçırdıkları görülüyor.

AİHM’nin mülkiyet meselelerini ele almak için KKTC’de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’nu (TMK) “etkin bir iç hukuk yolu” olarak değerlendirmesinin Rum kesiminde neden olduğu etki devam ediyor. Rum lider Dimitris Hristofyas, KKTC’yi zor durumda bırakmak için AİHM’ne yapılan 1500 başvurunun kendilerine bumerang gibi döndüğünü itiraf etti. Hristofyas’ın AİHM’nin verdiği kararı, 1500 Rum’un yaptığı başvuru ile bunu teşvik eden siyasi ve hukukçulara bağlaması Rumları birbirine düşürdü.

AİHM’nin kararını “geriye gidiş” olarak yorumlayan dünkü açıklamasında Hristofyas şöyle konuştu: “AİHM’in kararı geriye gidiş olabilir ancak Rumlar’dan gerçek sahiplerine ait olan malların talep edilmesi hakkını engellemiyor.”

OYUNU KAYBETTİK

Bu kararın bütünüyle ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Hristofyas, Rumları teselli etmeyi amaçlayan açıklamasında “oyunu kaybettik” şeklinde bir panik içerisine girilmemesi gerektiğini vurguladı. “AİHM kararı karşısında dövünme zamanı değildir.” diyen Hristofyas, mülkiyet davaları konusunda AİHM’ne toplu başvuruda bulunmalarının taktik hata olduğunu itiraf etti. Kendisinin bu tezi savunanları uyardıklarını ancak bunun dikkate alınmadığı yakınmasında da bulunan Rum lider, “Şimdi özeleştiri yapmalıyız.” dedi. Hristofyas, şöyle devam etti: “Kararın özel bir geriye gidiş olduğunu söylemeliyiz. Daha önce bunu tahmin etmiş ve toplu şekilde yapılan başvuruların, işgal gücündeki komisyonunun (TMK) tanınmasına yol açabileceği konusunda uyarmıştık.”

Rum halkına özeleştiri tavsiyesinde de bulunan Hristofyas, “Halkı duyuyorum. Özeleştiri yapacaklarına dövünüyorlar. Hata ve eksikliklerimizi kabul etme gücünü göstermeliyiz. Benim görüşüme göre mülkiyet konusunda toplu başvuru hataydı.” dedi. Rum lider, AİHM’ne başvuruları teşvik eden Rum siyasiler ile hukukçuları eleştirdi. Rum kesimi, “AİHM kararının, müzakereler için iyi bir hava oluşturmadığını.” ileri sürüyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI KİPRİYANU: KARAR NEGATİF

“AİHM’nin pozitif bir karar vermediğini.” söyleyen Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın şölen yapmasının ise “kötü bir şey” olduğunu ileri sürdü. Kipriyanu şöyle konuştu: “Çünkü ne yalancı devlet (KKTC) kurumunun tanınması ne de yalancı devletin derecesini yükseltme mümkün değil. Bu Türk işgal gücünün kurumudur ve bir kez daha işgalin olduğu doğrulanıyor. İşgal ülkesinde kontrol de Türkiye’nin elinde.”

“Orams kararının iptal edilmediğini, vatandaşın sahip olduğu hakların da silinmediğini” ifade eden Rum Dışişleri Bakanı, “Tazminatlar ya da mülk sahiplerinin mallarını geri alma sürecinin daha uzun sürebileceğini ancak bunun işgalcilerin seni uğraştıracakları ya da satacakları anlamına gelmediğini.” söyledi.

RUM SÖZCÜ: AİHM’NE TÜRKİYE BASKI YAPTI

Diğer yandan AİHM’ne siyasi müdahalede bulunulması nedeniyle böyle bir karar aldığına ilişkin Rum savcının açıklamaları hatırlatılan Rum Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Stefanos Stefanu, “Müzakere sürecinde olduğumuza akılda tutmalıyız. AİHM’nin kararına saygı duymakla birlikte bizim görüşümüze göre, mahkeme siyasi müdahale gelişmesini de akılda tutmak kaydıyla daha dikkatli olmalıydı” savunmasında bulundu. Stefanu, AİHM’ne siyasi müdahalede bulunulduğunu ileri sürdü. Siyasi müdahaleyi Türkiye’nin yaptığını ileri süren Sözcü şu iddialarda bulundu: “Sayın Abdullah Gül, hem kendisinin hem de Türkiye’nin girişimleri sonucu bu konuda böyle bir başarı elde edildiğini ifade etti. Buna seyirci kalınarak geçiştirilemez ve bu kabul edilemez.”

RUM BASINI HRİSTOFYAS’A YÜKLENDİ

Diğer yandan Rum basınında AİHM’nin kararına ilişkin şok devam ediyor. Hristofyas’ı açıklamaları nedeniyle eleştiren Tharos gazetesi, “Hristofyas sorumluluğu reddediyor” başlıklı manşetle çıktı. Gazete, Kıbrıs Rum lider Hristofyas’ın AİHM’in kararına ilişkin sorumluluğu, hukukçular ile halkın AİHM’ne yaptığı toplu başvurulara yüklediğini yazdı. Filelevtheros ise, AİHM’nin TMK’yı tanıyan kararının Rum yönetiminde çok ciddi rahatsızlığa neden olduğunu yazdı. Gazete, Hristofyas’ın bu gelişmeden toplu başvuru yapan Kıbrıslı Rumları sorumlu tuttuğunu kaydetti. Hristofyas’ın AİHM kararında en ciddi sorumluluğu, halkı AİHM’ne gitmeleri konusunda teşvik eden Rum siyasiler ile hukukçularda bulduğunu vurgulayan Filelevtheros, “Bunun da üzerine çok büyük davalar yükü binen mahkemeyi etkilediğini” yazdı.

RUM SAVCI ÇİLEDEN ÇIKTI

Rum Başsavcısı Petros Kliridis, KKTC lehine verilen kararı, “Bütünüyle yanlış karar” şeklinde yorumladı. AİHM’nin siyasi etki altında böyle bir karar aldığını iddia eden Rum Başsavcısı, bunun hazırlanan metinden ve bir dizi girişiminden açıkça anlaşıldığını da ileri sürdü. Kliridis, AİHM’nin bulaşmaması gereken işleri kurcaladığını savundu. Eleştirilerini sürdüren Başsavcı Kliridis, “AİHM’ni insan haklarını korumamak ve haksızlıktan adalet verildiğini söyleme noktasına gelmekle” de suçladı.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

Dünyanın Sonu mu Geliyor?

Yazan : |3uRaK 8 Mart, 2010 (0) Yorum

İngiliz deprembilimci Bob Holdsworth, üst üste depremlerin tesadüf olduğunu söyledi.

Haiti, Şili ve Türkiye’deki ölümcül depremlere dikkati çeken, Durham Üniversitesi tektonik uzmanı Holdsworth, bunda olağan dışı bir durum olmadığını, üst üste ölümcül depremler meydana gelmesinin, dünyanın fay hatları üzerindeki yapılaşmanın giderek artmasının bir sonucu olduğunu belirtti.

Deprembilimcilerin, güçlü bir depremin, bir başka yerde hafif bir depremi tetikleyebileceğini kabul etmelerine karşın, üst üste ölümcül depremler olmasının tesadüf olduğunu kaydeden Holdsworth, “dünyanın sona doğru gitmediğini kesin olarak söyleyebilirim” dedi.

7 ÜZERİ DEPREM OLABİLİR UYARISI

Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na bilgi veren deprem uzmanları, Elazığ ve Malatya bölgesinde fay hatlarının aktif olduğu konusunda uyarılarda
Komisyona bilgi veren uzmanlardan ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan, Elazığ’daki depremde hasar gören evlerin hiçbir mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş olduğuna dikkat çekerken, Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Uzmanı Bülent Özmen Türkiye’nin yüzde 45′inin birinci derecede deprem tehlikesi altında olduğunu, bu bölgelerin her an 7 ve üzerindeki bir depreme maruz kalabileceğini belirtti.

ODTÜ ve Gazi Üniversitesi deprem araştırma merkezleri ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden uzmanlar, Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na Anadolu’daki aktif faylar hakkında yaklaşık iki hafta önce ayrıntılı bilgi vermişti. Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na bilgi veren deprem uzmanları, risk düzeyleri artan Anadolu’daki aktif fayların, İstanbul tartışmalarının gölgesinde kaldığını söylediklerini ifade ettiler.

-”DEPREMDE YIKILMAYACAK BİNA YAPMAK MÜMKÜN”-

ANKA’ya konuşan ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan, Meclis Araştırma Komisyonu’na medyanın dikkatinin İstanbul üzerinde olmasına karşın Elazığ ve Malatya çevresinin riskli bölgeler arasında bulunduğunu belirttiklerini söyledi.

Elazığ’da meydana gelen depremi de değerlendiren Gülkan, bu şiddette bir depremin bu ölçüde can kaybına yol açmaması gerektiğini vurgulayarak bölgedeki çoğu evin herhangi bir mühendislik incelemesi yapılmadan vatandaşların kendi imkanlarıyla yapıldığına dikkat çekti. Gülkan, “Depremi önceden bilmek mümkün değil ama bu şiddette bir depremde yıkılmayacak bina yapmak mümkün” dedi.

Gülkan, Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’nda Elazığ, Malatya, Antakya, İzmir gibi bölgelerin de risk taşıdığını belirttiğini aktardı.

-”TÜRKİYE’NİN YÜZDE 45′İ HER AN 7 ŞİDDETİNDE DEPREME MARUZ KALABİLİR”-

Meclis Araştırma Komisyonu’na bilgi veren uzmanlardan Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Uzmanı Bülent Özmen, Elazığ depreminde can kaybının bu kadar fazla olmasının ilk nedeninin, depremin vatandaşları uykuda yakalaması olduğunu söyledi. Depremin derinliğinin çok az olması sebebiyle depremin merkezine yakın olan köylerde çok büyük hasar meydana geldiğini belirten Özmen, “Oradaki konutların hemen hemen tamamının hiçbir mühendislik hizmeti almadan, depreme çok dayanıksız bir şekilde yapılmasından dolayı olayın boyutu bu kadar büyüdü” dedi.

Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na sadece İstanbul’a değil, Türkiye’nin farklı bölgelerine de dikkat etmek gerektiğini anlattıklarını, diğer bölgeleri göz ardı etmemeye çağırdıklarını kaydeden Özmen, “Özellikle Doğu Anadolu Fay bölgesinde de uzun zamandır deprem olmadığını, bu bölgede deprem olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirttik” dedi.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 1996′da hazırladığı deprem bölgeleri haritasına göre Türkiye’nin yüzde 45′inin birinci derecede deprem tehlikesi altında olduğunu, bu bölgelerin her an 7 ve üzerindeki bir depreme maruz kalabileceğini vurgulayan Özmen, şöyle konuştu:

“Biz Doğu Anadolu fayında Hatay’dan başladık, Bingöl’e kadar olan bölgede o bölgenin tamamının deprem tehlikesi altında olduğunu, Bingöl’den başlayıp Çanakkale’ye kadar uzanan bin 200 kilometre uzunluğundaki Kuzey Anadolu fayının geçtiği bütün illerin deprem tehlikesi altında olduğunu, Ege graben sistemi, Bursa, Manisa, Aydın yani Ege bölgesinde bulunan illerin önemli oranda deprem tehlikesi altında bulunduğunu, bunun yanısıra İç Anadolu Bölgesi’nin de atlanmaması gerektiğini, Tuz Gölü fayı var, o da çok uzun zamandır suskun, yani ülkemizin çok büyük bir kısmının deprem tehlikesi altında olduğunu vurgulamaya çalıştık. Sadece İstanbul’a odaklanmayalım, her yeri detaylı çalışalım, gerekli tedbirleri alalım dedik.”

Kategoriler : Dünya Etiketler : ,

‘İt Dalaşları’nı Bitirecek Anlaşma

Yazan : |3uRaK 8 Mart, 2010 (0) Yorum

Atina, Ankara’ya Ege’de iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren it dalaşlarını bitirecek bir anlaşma teklifi sunmaya hazırlanıyor. Yunan hükümeti, Türkiye ile Yunanistan arasında gerginlik nedenlerinden biri olan Ege’deki uçuşlara düzenleme getirmeyi amaçlayan bir anlaşma üzerinde çalışıyor. Atina, 25. meridyenden doğuya doğru Atina FIR’ı içinde olan bütün Doğu Ege bölgesinde, Yunan ve Türk savaş uçaklarının uçuşlarının yasaklanmasını öngören “gerginlikten kaçınma bölgesi” ilân edilmesi olasılığını inceliyor.

Yunanistan’ın çok satan gazetelerinden Eleftherotipiya’nın hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre, bu konuda her iki ülke arasında mutabakata varılması halinde, “gerginlikten kaçınma bölgesi”nde yapılacak uçuşlar, NATO ve üçüncü ülke uçakları, tatbikat ve hava savunma amaçlı yapılacak uçuşları kapsamayacak.

ATİNA EN AZ 2 MİLYAR EURO GELİR BEKLİYOR-

Ağır ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde Ege’de varılacak anlaşmayla tasarruf sağlanacağına inanan Papandreu hükümeti, Ege’nin yarısının askersizleştirilmesi için bu dönemde Türkiye ile böyle bir anlaşma yapılması konusunu masaya yatırdı. Atina, Türk ve Yunan savaş uçaklarının karşılıklı önlemeleriyle yaşanan gerginliklerin en aza indirilmesini hedefliyor.

Atina, Türkiye ile yapılacak böyle bir anlaşmanın getirilerinin oldukça fazla olacağını düşünüyor: Yunan hükümeti, bu yolla Atina FIR’ında gerginlik yaşanmayacağına ve it dalaşlarına yapılan harcamaların azalacağına inanıyor. Diğer yandan Atina FIR’ında artacak havayolu trafiğinden 2 milyar Euro kâr elde edilmesi hesaplanıyor.

Yunan hükümetinin üzerinde çalıştığı anlaşmaya göre, “gerginlikten kaçınma bölgesi”nde Türk ve Yunan savaş uçakları uçmayacak. Bu bölgede hava savunma amaçlı uçuş ve tatbikatlar ise yapılabilecek. NATO ve üçüncü ülke uçakları da yasaktan etkilenmeyecek.

Atina, Yunan halkının ekonomik krizin etkili olduğu bir dönemde, yıllık 2 milyar Euro gelir sağlaması beklenen bu gelişmeyi memnuniyetle karşılayacağını düşünüyor.

ANKARA ANLAŞMAYA OLUMLU YAKLAŞABİLİR

Atina’da Ankara’nın böyle bir anlaşmaya hayır demeyeceği görüşü hakim. Yunan hükümeti, iki ülke arasında zaman zaman can kaybına da neden olan it dalaşları yüzünden tarafların yüz milyonlarca Euro harcamak zorunda kaldıklarını vurguluyor. Atina, savaş uçaklarının doğu Ege toprakları üzerinde gerçekleştirdikleri savunma harici uçuş sayısının düşmesiyle, devlet harcamalarında ciddi tasarruf sağlanacağına inanıyor.

Eleftherotipiya, NATO üyesi Türkiye’nin “gerginlikten kaçınma bölgesi”nde uçma iznini delerek Yunan hava sahasına girebileceğini ve uçuş planı vermeden ihlâlde bulunabileceğini ileri sürüyor.

ANLAŞMA ERDOĞAN’I BEKLİYOR

Anlaşmanın çerçevesini belirlemek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın Mayıs ayında Atina’ya yapacağı resmi ziyaret öncesi çok sayıda görüşme yapılarak tamamlanması planlanıyor.

Son dönemde iki ülke yetkilileri arasında görüşme trafiğinin arttığına dikkat çekilirken, Dışişleri Bakan Yardımcısı Dimitris Druças‘ın ay sonunda yapacağı Ankara ziyaretinde bu anlaşmanın olgunlaştırılacağı ifade ediliyor. Bütün bu hareketlilikle Erdoğan’ın Atina ziyaretine iyi bir hazırlık yapılmasını hedefleniyor. Atina, Erdoğan’ın Atina gezisinde iki ülkeyi meşgul eden konulara ilişkin olumlu sonuçlar alınması gerektiğine inanıyor.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

Belçika’dan PKK’ya Ölümcül Darbe

Yazan : |3uRaK 5 Mart, 2010 (0) Yorum

Belçika’da önceki gün gözaltına alınan 22 PKK örgüt üyesinden 8′i çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Örgütün Avrupa sorumlusu Remzi Kartal ve Zübeyr Aydar’ın Türkiye iade edilmesi için Ankara’nın girişimde bulunduğu ifade ediliyor.

Belçika’da 300 federal polisin iştirak ettiği ve beş farklı şehirde eşzamanlı düzenlenen baskınlarda gözaltına alınan 22 kişiden 14′ü sorgulamalarının ardından serbest bırakılırken, örgütün üst düzey yöneticilerinden Remzi Kartal ve Zübeyr Aydar’ın tutuklandığı kaydedildi. Resmi makamlarca henüz doğrulanmayan bu iki ismin Türkiye’ye iadesi için girişimlerin başlatıldığı öğrenildi. Brüksel’de yakalanan 18 sanıktan 7’si tutuklanırken, Charleroi kentinde gözaltına alınan 4 kişiden sadece biri nöbetçi mahkemeye çıkartılarak tutuklandı. 28 farklı noktada yapılan aramaların üç yıllık takibatın neticesi olduğu ifade ediliyor. Özellikle PKK‘nın Belçika yapılanmasına yönelik yapılan baskınlarda 214 bin Euro’ya el konulurken, çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildiği ifade ediliyor. PKK üyelerinin başta sahte kimlik ve evrakta sahtecilik, gençlerin Yunanistan ve Kuzey Irak’daki kamplara göndermekle suçlanıyor. Haraç toplama ve baskı kurmak da Belçikalı kaynakların baskınlar için öne sürdükleri gerekçeler arasında.

İSTİHBARAT, EMİR KIR’I ‘KORUMA’YA ALINDI

Belçika istihbarat birimlerin Türk asıllı Belçikalı Devlet Bakanı Emir Kır’ın yakın koruma altına alındığı kaydediliyor. Belçika basınına göre, Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır’a sekiz gün süresince istihbarat birimlerince ‘yakın koruma’ya alındı. Belçika’nın aldığı bu karada PKK‘ya yapılan baskınlarla ilgisinin olup olmadığı ise bakanlık kaynaklarınca teyit edilmedi.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

Azerbaycan’dan da Yüksek Sesli Tepki

Yazan : |3uRaK 5 Mart, 2010 (0) Yorum

Azerbaycan Milli Meclisi, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin Kararına İtiraz Eden Bir Mektup Gönderdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü telefonla arayarak, Azerbaycan’ın her zaman olduğu gibi Türkiye’yi destekleyeceğini ifade etti. Aliyev, tasarının adaletsiz, tarihi gerçekleri tahrif eden ve bölgede gerginliği artırabilecek bir karar olduğunu ifade etti.

Aliyev, Cumhurbaşkanı Gül ile telefon görüşmesi yaptı. Azerbaycan devlet ajansı AzerTac’da yer alan haberde, Azeri lider Aliyev’in ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin 1915 olaylarını ’soykırım’ olarak tanımlayan tasarının kabul edilmesini kınadığını bildirildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı, görüşmede tasarının adaletsiz, tarihi gerçekleri tahrif eden ve bölgede gerginliği artırabilecek bir karar olduğunu ifade etti. Aliyev ayrıca Azerbaycan’ın her zaman olduğu gibi Türkiye’nin yanında olduğunu ve tam destek vermeye devam edeceğini kaydetti. Azeri lider, tarih boyu Azerbaycan ve Türkiye halklarına karşı soykırım yapan Ermenilerin, sahte tarih yazma ve dünya kamuoyuna kabul ettirme çabalarının boşa çıkacağına da inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül’ün de Aliyev’e tutumu ve desteği için teşekkür ettiği bildirildi. Telefon görüşmesinde tarafların ikili ilişkiler ve bölgedeki durum ile ilgili görüş alış verişinde bulunduğu belirtildi.

(CİHAN)

Azerbaycan Milli Meclisi, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kararına itiraz eden bir mektup gönderdi.

Azerbaycan Milli Meclisi’nde bugün yapılan oturumda ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin 1915 olaylarını ’soykırım’ olarak tanımlayan tasarının kabul edilmesi konusu görüşüldü. Mecliste, karara itiraz olarak ABD Kongresine mektup kabul edildi. Milli Meclis Uluslararası İlişkiler Komitesi tarafında hazırlanan mektup 108 oy ile oybirliği ile kabul edildi.

Mektubun kabul edilmesinde önce mecliste bir konuşma yapan Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Oktay Asadov, Türkiye’ye yapılacak baskının Azerbaycan’a yapılan naskı olduğunu söyledi. Asadov, “Türkiye’ye baskı Azerbaycan’a baskı demektir. Türkiye, Ermenistan sınırlarını açmak için Dağlık Karabağ probleminin çözülmesi koşulunu öne sürüyor. Bu kararın da asıl amacı Türkiye’ye baskı uygulayarak sınırları açmak. Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan toprağı Karabağ’dan çıkmamak için yollar arıyor.” dedi.

Azerbaycan Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Ziyafet Askerov ise oturumda şöyle konuştu: “Bu gün dünyada hukukun gücü değil gücün hukuku hakimdir. Türkiye’nin geçmişine göre utanacak hiçbir şeyi yok. Soykırım olduğu yönünde daha hiçbir delil yoktur. Eğer Türkiye hesap vermesi gerekiyorsa, o zaman ABD’nin kuruluş döneminde yerlilerin öldürülmesinin hesabını kim vermelidir. Afganistan’da ve Irak’ta ölen sivil halkın sorumlusu kimdir? Dağlık Karabağ’da ve Hocalı’da ölen insanları niye kimse hatırlamıyor.”

Azeri milletvekili Genire Paşayeva ise tarihte olmayan bir olayı bir milletin hesabına yazmanın bir hakaret olduğunu söyledi. Paşayeva, alınan kararın kendisini Türk kabul eden bütün insanlar için bir hakaret olarak gördüğünü ifade etti.

Mektupta alınan kararın adaletsiz olduğu bildiriliyor. Azerbaycan meclisi, alınan kararın Asya ve Kafkaslardaki ilişkilere olumsuz etkisi olacağı üzerinde duruyor. Mektupta Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgal edildiği ve soykırım iddiaları ile ilgili meselenin tarihçilerin işi olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: “Ümit ediyoruz ki, demokratik bir imaja sahip ABD gibi bir ülke ABD - Türkiye ve ABD - Azerbaycan ilişkilerine etki edecek bir kararın alınmasına izin vermeyecek.”

Azerbaycan Milli Meclisin’de yapılan oylamaya Azeri First Lady ve milletvekili Mehriban Aliyeva da katıldı.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

Tapınakta İzdiham: 63 Kişi Öldü

Yazan : |3uRaK 4 Mart, 2010 (0) Yorum

Hindistan’ın kuzeyindeki bir tapınakta çıkan izdihamda 63 kişinin öldüğü, 200 kişinin yaralandığı bildirildi. Ölenlerden 37’sinin çocuk ve 26’sının kadın olduğu belirtildi.

Hindistan polisi, ülkeni kuzeyindeki Uttar Pradesh eyaletinin başkenti Lucknow’ın 180 kilometre uzaklığındaki küçük Kunda kentindeki tapınakta çıkan izdihamda 63 kişinin öldüğünü açıklandı. Yüzlerce kişinin toplandığı Ram Janki tapınağındaki izdiham sonucu onlarca yaralını olduğu belirtiliyor.

İzdiham, tapınakta ücretsiz elbise ve gıda dağıtımı sırasında yaşandı. Yüzlerce kişinin toplandığı tapınakta eski kapıların çökmesi sonucu insanların paniklediği ifade ediliyor. Üst düzey polis yetkilisi Mahesh Mishra, “Ölenlerden en az 37’si çocuk ve 27’si kadın.” diye konuştu.

Ölenlerden bir kısmı yıkılan kapıların altında kalırken, diğerleri ise dar koridordan kaçmaya çalışan kalabalığı ayakları altında can vermiş. Olay sonucu 200 kişiden fazla yaralını olduğu gelen bilgiler arasında.

İsminin Shiv olduğunu söyleyen görgü tanığı, “Kalabalık panikleyince ilk önce çocuklar ayaklar altında kaldı. Daha sonra çocukları kurtarmak isteyen kadınlar da kalabalığın ayakları altınca can verdi.” dedi.

Hindistan’da tapınaklardaki izdiham sonucu ölümler çok yaygın rastlanıyor. Hindistan’da 2008 yılında Himalaya eteklerindeki bir Hindu tapınağında çıkan izdihamda da 145 kişi hayatını kaybetmişti.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

AB Gerçeklere Döndü

Yazan : |3uRaK 4 Mart, 2010 (0) Yorum

AB’nin Yeni Strateji Belgesinde, “Dünyada Bir Numara Olmak” Gibi Gerçekçi Olmayan Hedeflere Son Veriyor.

Avrupa Birliği krizden toparlanmaya çalışıyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso Birlik’in yeni ekonomik büyüme ve istihdam stratejisini açıkladı. işte ‘Avrupa 2020′ stratejisinin ayrıntıları…

Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, 2000 yılında Lizbon stratejisi adı verilen hedeflerle, Avrupa’yı 2010 yılına kadar dünyanın rekabet gücü en yüksek ve en dinamik bölgesi haline getirmeyi hedeflemişti. Avrupa, bugün bu hedeflere o gün olduğundan daha uzak. Avrupa Birliği’nin yeni büyüme stratejisini Brüksel’de kamuoyuna açıklayan Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, küresel ekonomik krizin Avrupalılarda işbirliği arzusunu güçlendirdiğini vurguladı:

“Yunanistan’daki bütçe açığı karşısında nasıl hareket edilmesi gerektiği ve AB içinde talebin nasıl dengeleneceğine ilişkin tartışmalar, üye ülkeler arasındaki farklılıkların tüm ülkeleri doğrudan etkilediğini açıkça ortaya koyuyor. Karşılıklı bağımlılığımız bugün çok daha artmış durumda.”

BİR NUMARA OLMA HEDEFİNDEN GERİ ADIM

Avrupa Birliği tarafından açıklanan yeni strateji belgesi, “dünyada bir numara olmak” gibi pek de gerçekçi olmayan hedeflere son veriyor. Bunun yerine 2020 yılına kadar ulaşılmak üzere eğitim, araştırma ve istihdama ilişkin somut, ölçülebilir hedefler koymayı tercih eden Barroso şunları kaydetti:

“20 ile 64 yaş arası nüfusun yüzde 75′inin çalışması gerekiyor, bu oran şu anda yüzde 69 düzeyinde. Avrupa Birliği Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 3′ünün araştırma ve geliştirmeye ayrılması şart. Bu oran şu an yüzde 1,9. Ayrıca iklim koruma için 20-20-20 hedefine ulaşılması gerekiyor. Yani sera gazlarının yüzde 20 oranında azaltılması, yenilenebilir enerjinin tüm AB içindeki payının yüzde 20′ye yükseltilmesi ve enerji verimliliğinin yüzde 20 oranında artırılması. Koşulların elvermesi durumunda karbondioksit salınımının yüzde 30 azaltılması da mümkün olabilir. Okulu yarıda bırakanların oranını yüzde 10′un altına düşürmeliyiz. Genç neslin en az yüzde 40′ı yüksek öğrenim görmüş olmalı. ve son olarak yoksulluk tehdidi altındaki insanların sayısının da 20 milyon azaltılması gerekiyor.”

SİHİRLİ KELİME: KOORDİNASYON

Yeni stratejide yaptırımlara yer verilmiyor, hedeflerin yerine getirilmesinde gönüllülük esas alınıyor. Ancak Komisyon hedeflere yönelik hareket etmeyen ülkeleri uyarabilecek. AB Komisyonu ülkeler arasındaki büyük farklılıklar nedeniyle her ülkenin hedefleri kendi koşullarına uyarlamasından yana. ‘Avrupa 2020′ belgesindeki sihirli kelime ise ‘koordinasyon’. Barroso koordinasyona daha fazla önem vermek zorunda olduklarını belirterek, “Uyum içinde ve uzun soluklu olacak şekilde birlikte hareket etmeliyiz. Ancak o zaman net bir Avrupa stratejimiz olabilir” diye konuştu.

Yeni stratejiye göre, AB Komisyonu yüksek düzeyde borçlanarak tüm birlik için tehlike yaratan ülkeleri de gözetim altında tutacak. Komisyon, bunu ilk kez iflasın eşiğine gelerek özellikle Euro Bölgesi ekonomisini tehdit eden Yunanistan’a karşı yapmıştı.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

Gül’den Son Dakika Telefonu

Yazan : |3uRaK 4 Mart, 2010 (0) Yorum

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sözde Ermeni soykırımı tasarısının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ndeki kritik oylaması öncesi ABD Başkanı Barack Obama‘ya son dakika telefonu açtı.

Gül, etkin şekilde devreye girmesini istediği Obama’dan tasarının kabul edilmemesi için destek nüfuzunu kullanmasını istedi.

Gül, tasarının kabul edilmesi halinde bunun Türk-Amerikan ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini de Obama’ya aktardı. Gül ile Obama arasındaki

telefon görüşmesinde ikili ve bölgesel konularda görüş alışverişinde de bulunuldu.

YA OBAMA’DAN DÖNER YA PROTOKOLLER BEKLER

Ankara’da dış politika, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde bugün oylanacak ‘Ermeni soykırımı tasarısı’na kilitlendi.

Ankara, komitede ‘evet’çiler ile ‘hayır’cıların oranı eşit durumda olsa da, tasarının geçme ihtimalini gözardı etmiyor. Başkentte, komiteden geçmesi halinde, ABD Başkanı Barack Obama‘nın Temsilciler Meclisi Genel Kurulu ve Kongre sürecinde tasarıya müdahalesi beklenmiyor.

Hükümet, Başkan Obama’nın, son onay için önüne geldiğinde tasarıyı geri çevirmesini umut ediyor. Aksi durumda Ankara, ABD’yi yakından ilgilendiren dış konularda ‘gözden geçirme’ politikasını devreye sokmayı planlıyor.

SON ANA KADAR ABLUKA

Washington’da bulunan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan başkanlığındaki Türkiye parlamenter heyeti ile Washington Büyükelçisi Namık Tan da, son ana kadar hem ABD’de etkili Yahudi lobileri hem de komitede rengini belli etmeyen üyeleri ablukaya aldılar. Ankara’da da Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, ABD Büyükelçisi James Jeffrey üzerinden Washington üzerindeki baskıyı artırdı

Kategoriler : Dünya Etiketler :

Dünya Sallanıyor

Yazan : |3uRaK 4 Mart, 2010 (0) Yorum

Tayvan’da Gece Meydana Gelen 6,4 Büyüklüğündeki Depremden Sonra Dün Gece Şili de Yine Artçı Şokla Sarsıldı.

Tayvan’da TSİ 02.18′de meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremden sonra, TSİ 03.59′da Şili 6,1 büyüklüğünde artçı şokla sarsıldı.

Amerikan Jeolojik Araştırmalar Kurumu, artçı depremin merkezinin Valparaiso kentinden 39 kilometre batı açıklarında, 34 kilometre derinlikte olduğunu bildirdi.

”Yüzyılın en büyük depremlerinden biri” olarak nitelenen 8,8 büyüklüğündeki depremin meydana geldiği Şili’de, geçen 4 günde ‘büyük’ sayılan yaklaşık 150 artçı sarsıntı kaydedildi.

Öte yandan Tayvan Meteoroloji İdaresi, ülkedeki depremin merkezinin güneydeki Kaohsiung bölgesinde ve 5 kilometre derinlikte olduğunu bildirdi.

ELEKTRİKLER KESİLDİ, TREN SFERLERİ DURDU

Başkent Taipei’den de hissedilen ve bazı bölgelerde elektrik kesintilerine, hızlı tren seferlerinde gecikmelere yol açan depremde ilk belirlemelere göre can kaybı meydana gelmedi. Tsunami alarmı da verilmedi.

Aktif deprem kuşağında yer alan ve 1999 yılındaki 7,6 büyüklüğündeki deprem sonucu yaklaşık 2.300 kişinin öldüğü Tayvan, son olarak 26 Şubatta 5,7 büyüklüğünde sallanmış, can kaybı meydana gelmemişti.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

PKK’ya Büyük Operasyon

Yazan : |3uRaK 4 Mart, 2010 (0) Yorum

Belçika, AB’nin terör örgütü listesinde yer alan PKK‘ya karşı geniş çaplı bir operasyon başlattı.

Belçika polisi, Roj TV stüdyoları dahil toplam 25 noktaya yaptığı baskınlarda çok sayıda dökümana el koydu.

NTV haber televizyonunun bildirdiğine göre, aralarında başkent Brüksel’in de bulunduğu çok sayıda şehirde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonlarda 15 kişi gözaltına alındı.

Yaklaşık 300 polisin yer aldığı operasyonun, Belçika tarihinde PKK‘ya yönelik gerçekleştirilen en büyük operasyon olduğu belirtildi.

Geçtiğimiz günlerde, PKK‘ya karşı Belçika, Almanya ve Hollanda’yla paralel olarak sürdürülen takibat çerçevesinde, Fransa’da dokuz, İtalya’da da 11 kişi gözaltına alınmıştı.

Kategoriler : Dünya Etiketler :