Dünya

Şili’ye İkinci Darbe

Yazan : |3uRaK 11 Mart, 2010 (0) Yorum

ili, 27 Şubat’ta 8.8′lik depremin ardından bugün 7.2 ile şu ana kadarki en büyük artçı şoku yaşadı. Sarsıntı, yeni devlet başkanı Sebastian Pinera’nın yemin ederek göreve başlamasından birkaç dakika önce meydana geldi.

YENİ BAŞKAN DEPREME YEMİN TÖRENİNDE YAKALANDI

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu, depremin merkez üssünün Valparaiso kentinin 114 kilometre güneyi olduğunu bildirdi. Depremin başkent Santiago’nun yanı sıra batısındaki kıyı kenti Valparaiso’da da hissedildiği bildirildi.

Deprem sonrası tsunami alarmı verilirken, 7.2 büyüklüğündeki deprem öncesinde de 5.1 büyüklüğünde bir sarsıntı yaşandı.

BENZER DEPREMLER OLABİLİR

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’ndan jeofizikçi Don Blakemen, 7.2′lik sarsıntının 8.8′lik depremin şu ana kaydedilen en büyük artçısı olduğunu ve Haiti’yi yerle bir eden depremden çok daha büyük olduğunu söyledi.

Blakeman, “8 civarında depremler olduğunda, 7 büyüklüğünde birkaç tane artçı şok görebiliriz” dedi ve Şili’de başka artçı sarsıntılar olabileceği uyarısında bulundu.

Deprem, Pinera’nın yemin ederek göreve başlamasından birkaç saat önce meydana geldi. Pinera’nın yemin edeceği Valparaiso’daki Kongre binası da deprem sırasında sallandı. AP ajansı, yemin töreni için Şili’de bulunan Bolivya Devlet Başkanı Evo Moralesin deprem sırasında bembeyaz kesildiğini, Peru lideri Alan Garcia’nın ise şaka yaptığını bildirdi.

NTV televizyonu, depremin ardından sarsıntıların devam ettiğini ve hem Valparaiso hem de Santiago’da bazı binaların yıkıldığı bilgisinin ulaştığını bildirdi.

27 Şubat’ta meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki depremde 700′den fazla insan hayatını kaybederken, 30 milyar Dolar maddi hasar meydana geldi.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

Çin, Budizmi yok etmeye çalışıyor”

Yazan : AdSıZz 10 Mart, 2010 (0) Yorum

Dalay Lama, Çin yetkililerinin uzlaşıdan kaçtığını belirtti. Tibet’in ruhani lideri Dalay Lama, Çin yetkililerinin Tibet’te ”Budizmi ortadan kaldırma” planı çerçevesinde sistematik bir baskı içinde olduğunu söyledi.

Çin yönetimine karşı yapılan başarısız ayaklanmanın 51. yıldönümünde konuşan Dalay Lama, Çin yetkililerinin, Tibet konusunda uzlaşmaya varmak için gösterdiği tüm çabaları elinin tersiyle ittiğini belirtti.

Çin, Tibet’i kendi topraklarının bir parçası olarak görüyor ve Dalay Lama’yı bağımsızlık peşinde koşmakla suçluyor. Dalay Lama ise sadece özerklik ve halkının kültürünü, dilini ve dinini serbestçe yaşamasını istediğini belirtiyor.

Dalay Lama, Çin yetkililerini Tibet’teki manastırlarda ”yurtsever bir yeniden eğitim” kampanyası yürütmekle suçladı. ”Rahip ve rahibeleri hapishane benzeri koşullarda tutuyorlar ve kendilerini sükunet içinde çalışma fırsatından mahrum ediyorlar” diyen Dalay Lama, Çinlileri ”Budizmi kasten yok etmeye çalışmakla” itham etti.

Çin hükümeti kabul etsin veya etmesin Tibet’te ciddi bir sorunun olduğunu belirten Dalay Lama, ancak Tibet halkına özerklik konusunda yapılan müzakere girişimlerinin bir yere varmadığını söyledi. Dalay Lama, bununla birlikte kendilerinin diyaloğa devam etme tutumlarının değişmediğini kaydetti.

Dalay Lama’nın konuşmasını dinlemek için sürgündeki birlerce Tibetli, konuşmanın yapıldığı tapınağın bahçesinde toplandı.

Başarısız ayaklanma girişiminin ardından ülkesinden kaçan Dalay Lama, sürgündeki hükümeti Hindistan’daki Dharmsala’dan yönetiyor.

Kategoriler : Dünya Etiketler : , , ,

Lula’dan savaş uyarısı

Yazan : AdSıZz 10 Mart, 2010 (0) Yorum

Brezilya Cumhurbaşkanı, “İran’a sert yaptırımlar savaşa yol açabilir” dedi. Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva, İran’a nükleer programı nedeniyle konulacak yaptırımların Orta Doğu’da savaşa yol açabileceği uyarısında bulundu.

Silva, AP’ye verdiği bir röportajda, yaptırımların İran’ı çok yalnızlaştıracağını ve gerginliğin kontrolden çıkıp bir savaşa yol açabileceğini belirterek, “Irak’ta olanları İran’da tekrarlamak istemiyoruz” dedi.

Brezilya’nın ABD’nin önerdiği yaptırımları desteklemeyeceğini belirten Silva, Mayıs ayında Tahran’a yapacağı ziyaret sırasında İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ı görüşmeleri yeniden başlatmaya ikna etmeye çalışacağını söyledi.

Silva, İran yetkililerine “savaşın neye mal olursa olsun engellenmesi gerektiğini söylediğini” de kaydetti.

Silva bu hafta İsrail, Ürdün ve Batı Şeria’yı kapsayan Orta Doğu turuna çıkacak.

Brezilya Cumhurbaşkanı, barışçı nükleer programa sahip olan ve büyüyen ekonomik gücünü uluslararası alanda daha büyük bir rol üstlenmek için kullanmakta olan ülkesinin, İran ile yürütülecek müzakerelerde arabulucu rolü oynayabileceğini belirtti.

Kategoriler : Dünya Etiketler : , , ,

“Irak’a bir daha diktatörlük gelmeyecek”

Yazan : AdSıZz 10 Mart, 2010 (0) Yorum

Maliki: “Seçim sonunda Irak halkının tercih ettiği parlamento ortaya çıkacak.”
Seçimde görevli yabancı gözlemcilerle bir araya gelen Irak Başbakanı Nuri El Maliki, Irak’a bir daha diktatörlüğün gelemeyeceğini ve demokrasi yolunda halkın desteğiyle ilerleyeceklerini söyledi.
Reşad Otel’de Başbakan Nuri El Maliki tarafından verilen akşam yemeğine seçim için birçok ülkeden Irak’a gelen gözlemci katıldı. Yemeğe katılan ülke temsilcileri, uzun süre seçimle ilgili kendi arlarında görüş alışverişinde bulundular. Daha sonra Başbakan Nuri El Maliki kürsüye çıkarak bir konuşma yaptı. Konuşmasında sık sık demokrasiden bahseden Maliki, “Seçim sürecinde bu ülkeye destek veren herkese öncelikle teşekkür ediyorum. Irak artık demokrasi yolunda tarihi adımlar atmaktadır. Seçim sonunda Irak
halkının tercih ettiği parlamento ortaya çıkacak. Artık bu ülkede demokrasi konuşulacak ve uygulanacak. Halkın tercihi ile ortaya çıkacak parlamento en iyi şekilde Irak’a hizmet verecektir” dedi.
Irak’ta diktatörlüğün sona erdiğine de işaret eden Maliki, “Bu ülkeye bir daha diktatörlük gelmeyecek. Bundan sonra halkın istediği kişiler hükümet başına gelecek. Bu süreçte ayrıca Irak halkı bir bütün haline gelmiş ve sandık başın gitmiştir. Seçim destek veren herkese teşekkür ediyorum. Oy sayımının tamamlanmasıyla oluşacak parlamento bu ülkeye hizmet edecek” diye konuştu.
Irak’ta yaşanan büyük değişimin hayırlı olmasını dileyen Maliki, “Bu seçim ülkemize ve bütün diğer ülkelere hayırlı olmasını diliyorum. Halkın bu seçimde olan katılımını gördüğümüz gibi Irak halkı bu ülkedeki terörizme de artık izin vermeyecektir” şeklinde konuştu.

Kategoriler : Dünya Etiketler : , ,

“Ülkenizden 12 bin km uzakta ne işiniz var?”

Yazan : AdSıZz 10 Mart, 2010 (0) Yorum

Gates’e Afganistan’da Ahmedinecad sürprizi
Afganistan’da bulunan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, kendisi gibi bu ülkeyi ziyaret eden ABD Savunma Bakanı Robert Gates’i alaylı bir dille eleştirdi.

Ahmedinejad, Kabil’de bir gazetecinin, Gates’in, İran’ın Afganistan’da ikili bir rol oynadığına ilişkin sözlerini yorumlamasını istediğinde güldü ve “Soru daha çok, bu bölgede ne yapıyorsunuz olmalı” diye yanıt verdi.

İran Cumhurbaşkanı, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Gates’e seslenerek “Memleketinizden 12 bin kilometre uzakta, dünyanın diğer ucundasınız. Burada ne arıyorsunuz? Teröristleri yakalamak için mi buradasınız? Başka bir amaçla buradaysanız, bunu itiraf etme cesaretiniz olmalı” dedi.

Ahmedinejad, ABD’yi Taliban’a ve El Kaide’ye para vermek, istihbarat desteği sağlamakla da suçladı.

Afganistan’a önceki gün sürpriz ziyarette bulunan ABD Savunma Bakanı Gates, İran’ın Afganistan konusunda ikili bir oyun oynadığını, hem Afgan hükümetini kazanmaya çalıştığını hem de Taliban’a yardım ederek, ABD ve NATO’nun çabalarını baltaladığını öne sürmüş ve Tahran yönetimini bu konuda sert bir dille uyarmıştı.

ABD Savunma Bakanı Robert Gates ise Afganistan’daki bazı Amerikan askerlerinin, Başkan Barack Obama’nın çekilmenin başlaması için verdiği tarih olan 2011 yılının Temmuz ayından önce bu ülkeden ayrılabileceğini söyledi.

Afganistan’ı ziyaret eden ve Savunma Bakanı Abdülrahim Vardak ile ortak basın toplantısı düzenleyen Gates, konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermedi.

Gates, yeni geçis sürecine 2011 Temmuz ayından önce başlayabileceklerini, ancak bunun koşullara bağlı olduğunu ifade ederek, ”Aceleci olmamalıyız” dedi.

Gazetecilerin, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın Afganistan ziyaretiyle ilgili sorularına karşılık Gates, ”Tabi can sıkıcı bir durum. Afganistan’ın bütün komşularıyla iyi ilişkileri olmasını istiyoruz, ama Afganistan’ın tüm komşularının da Hamid Karzai hükümetine adil davranmasını istiyoruz” dedi.

Robert Gates, Tahran yönetimini, bir yandan ABD ve NATO’nun Taliban’la mücadele çabalarını baltalayıp, bir yandan da Afgan hükümetinin desteğini almaya çalışarak bu ülkede ”çift taraflı oynamakla” suçladı.

Afganistan Savunma Bakanı Vardak ise, Afgan askerlerin, ülkenin savunmasıyla ilgili sorumluluğu almaya hevesli olduğunu ifade etti, ancak bunun ne zaman olabileceğine ilişkin açıklama yapmadı.

Kategoriler : Dünya Etiketler : , ,

Arap Birliği’nden ABD’ye ret!

Yazan : AdSıZz 10 Mart, 2010 (0) Yorum

Filistinliler, İsrail-Filistin dolaylı görüşmelerine katılmayacak. Arap Birliği Başkanı Amr Musa, ”Filistinlilerin, ABD tarafından önerilen İsrail-Filistin dolaylı görüşmelerine katılmayacağını” söyledi.

Amr Musa, Arap Birliği’nin Kahire’de yapılan olağanüstü toplantısından sonra düzenlenen basın toplantısında, ”Filistin Devlet Başkanı (Mahmud Abbas), İsrail ile yapılacak bu görüşmelere şu an için katılmamaya karar verdi. Filistin tarafı, mevcut şartlar altında görüşmeye hazır değil” dedi.
Kahire’deki toplantıya katılan Arap Birliği üyeleri de İsrail-Filistin görüşmelerinin başlamasının İsrail’in Doğu Kudüs ve işgal edilmiş bölgelerdeki yerleşim yerlerinin genişletilmesinin durdurulmasına bağlı olduğunu bildirdi.

İsrail-Filistin dolaylı görüşmelerinin tekrar başlatılması ABD’nin önerisiyle tekrar gündeme gelmiş, ancak İsrail’in bu aşamada Doğu Kudüs’te 1600 yeni konut inşaatına izin vermesi üzerine tepki uyandırmıştı. Son olarak görüşmelerin başlatılmasını destekleyen Arap Birliği Barış Girişimi Komitesi de bu desteğini çektiğini açıklamıştı.

Kategoriler : Dünya Etiketler : , ,

Filistinliler görüşmelere katılmayacak

Yazan : AdSıZz 10 Mart, 2010 (0) Yorum

Arap Birliği Başkanı, ABD tarafından önerilen görüşmelere katılmayacaklarını söyledi. Arap Birliği Başkanı Amr Musa, ”Filistinlilerin, ABD tarafından önerilen İsrail-Filistin dolaylı görüşmelerine katılmayacağını” söyledi.

Amr Musa, Arap Birliği’nin Kahire’de yapılan olağanüstü toplantısından sonra düzenlenen basın toplantısında, ”Filistin Devlet Başkanı (Mahmud Abbas), İsrail ile yapılacak bu görüşmelere şu an için katılmamaya karar verdi. Filistin tarafı, mevcut şartlar altında görüşmeye hazır değil” dedi.

Kahire’deki toplantıya katılan Arap Birliği üyeleri de İsrail-Filistin görüşmelerinin başlamasının İsrail’in Doğu Kudüs ve işgal edilmiş bölgelerdeki yerleşim yerlerinin genişletilmesinin durdurulmasına bağlı olduğunu bildirdi.

İsrail-Filistin dolaylı görüşmelerinin tekrar başlatılması ABD’nin önerisiyle tekrar gündeme gelmiş, ancak İsrail’in bu aşamada Doğu Kudüs’te 1600 yeni konut inşaatına izin vermesi üzerine tepki uyandırmıştı. Son olarak görüşmelerin başlatılmasını destekleyen Arap Birliği Barış Girişimi Komitesi de bu desteğini çektiğini açıklamıştı.

Kategoriler : Dünya Etiketler : , ,

Erdoğan’a Kral Faysal Ödülü

Yazan : AdSıZz 10 Mart, 2010 (0) Yorum

Filistin’den dolayı verilmedi..Arap dünyasının Nobel’i olarak adlandırılan Kral Faysal Uluslararası Ödülü’ne layık görülen Başbakan Tayyip Erdoğan, bugün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenecek bir törenle ödülünü alacak. Suudi Arabistan’da 1976 yılında kurulan Kral Faysal Fonu tarafından verilen ve dünyanın en prestijli ödülleri arasında yer alan ödüle layık görülmesinde Erdoğan’ın 2009 yılında Davos’ta yaptığı konuşmanın etkili olduğu yorumları yapılmıştı. Ödülü veren Kral Faysal Fonu Genel Sekreteri Prof. Dr. Abdullah Bin Salih Usaymin de Erdoğan’ın Filistin konusundaki duruşunun etkili olduğunu söyledi. Ancak Erdoğan’ın ödüle layık görülmesinde ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemden bu yana gerçekleştirdiği başarılı icraatların, Müslüman ülke liderleri arasında birlik-beraberlik ve samimiyeti artırma çabalarının, uluslararası düzeyde diyalog, barış içinde bir arada yaşama ve farklı kültürler arasında işbirliği çağrılarını yapanların, davet edenlerin başında bulunmasının etkili olduğunu kaydetti.
Kral Faysal Uluslararası Ödülü’ne bu yıl “siyasi ve idari yönetim alanındaki başarıları” nedeniyle “İslam’a hizmet” alanında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan layık görüldü. Riyad’ın en görkemli yapıtları arasında yer alan Faysal Towers’ta düzenlenecek törenle Başbakan Erdoğan bugün ödülünü alacak. Ödülü veren Kral Faysal Fonu Genel Sekreteri Prof. Dr. Abdullah Bin Salih Usaymin, Cihan’a verdiği özel mülakatta ödülün ortaya çıkışını ve geçmişini, Erdoğan’a neden verildiğini ve Türklere karşı hislerini anlattı.
Kral Faysal Ödülü’nün Kral Faysal Hayır Müessesesi tarafından 1976′da uygulamaya koyulduğunu anlatan Prof. Dr. Usaymin, ilk başta ödülün “İslam’a Hizmet, İslami Araştırmalar ve Arap Edebiyatı” olmak üzere üç dalda verildiğini, daha sonra bunlara “Tıp ve Fen Bilimi” dallarının eklendiğini söyledi. “Bu ödül insanlığa hizmet eden, Müslüman olan olmayan bütün insanların katılabileceği, hak edebileceği uluslararası bir ödüldür.” vurgusunda bulunan Usaymin, “İslam Hizmeti, İslami Araştırmalar ve Arap Dili ve Edebiyatı” dallarında ödül verme amacının ise bu alanlarda başarı gösteren ve Müslümanlara hizmet eden şahısları onurlandırmak ödüllendirmekten olduğunu aktardı.

İSLAMİYET’E HİZMET ETMEK, TÜM İNSANLIĞA HİZMET ETMEKTİR

Usaymin, “Bu ümmete, İslamiyet’e hizmet etmek İslamiyet’te beşeriyetin önemli bir bölümünü teşkil etmesi açısından bütün bir insanlığa hizmet etmek anlamı taşımaktadır. Bu sebepten dolayı bu hizmeti yapan şahısları hizmetlerini karşılıksız bırakmamak için onları takdir etmek, bütün Müslümanları, insanlığı takdir etmek demektir.” diye konuştu. Ödüle layık görülenlere “sertifika, altın madalya ve 200 bin ABD doları” verildiğini ifade eden Usaymin, bu ödül bütün dallar için geçerli olduğunu; ancak ödülü bir dalda iki kişi alırsa paranın paylaşıldığı bilgisini verdi.

“BU ÖDÜLÜ VERDİĞİMİZ İÇİN KENDİ KENDİMİZİ KUTLAMAK İSTİYORUM”

Bu yıl ödülün Başbakan Erdoğan’a verilmesinin sebepleri konusunda ise ilginç bir açıklama yapan Usaymin, “Erdoğan’a Kral Faysal Uluslararası İslam’a Hizmet ödülünü vermekten dolayı şereflenen Kral Faysal Fonu Genel Sekreterliği olarak kendi kendimizi kutlamak istiyorum. Bundan büyük bir mutluluk duyduk.” dedi. Prof Dr. Usaymin, “Bu kararı alan heyet, ödülün Sayın Erdoğan gibi bütün Müslüman ülkeleri yöneticileri ve halkları nazarında büyük bir şahsiyete verilmiş olması, alınan kararda gösterilen muvaffakiyeti ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra Erdoğan bu ödülü gerçekten hak etmiştir.” şeklinde konuştu.
Usaymin, Başbakan Erdoğan’ın seçilmesinin sebebini ise şöyle özetledi: “Seçici Kurul ödülü hak edecek bütün vasıfların Sayın Erdoğan’ın şahsında var olduğunu görmüştür. Öncelikle ulusal, uluslararası ve İslam âlemi düzeyinde muazzam başarılara imza atmıştır. Bütün Müslümanların takdir ettiği Türk halkının son dönemlerdeki kalkınma ve ilerlemesinden dolayı kendisi kutlanmaktadır. Ulusal düzeyde yani Türkiye’de Sayın Başbakan muazzam icraatları olmuştur. Bu icraatlar üstelendiği birçok farklı görev ve makamlarda müşahede edilmiştir. Bunların başında da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır; bu görev süresince yaptığı icraatları, gösterdiği başarıları Türk halkı takdirle karşılamıştır ve karşılamaya devam etmektedir. İslami düzeyde yaptığı icraatlar ise, öncelikle Müslüman ülke liderleri arasında birlik-beraberlik ve samimiyeti artırma çabaları, İslam dünyasının haklarını ve haklı davasını, özellikle herkesin bildiği Filistin halkının haklarını ihlal eden Siyonistlerin ve ortaklarına karşı savunmasıdır. Uluslararası düzeyde ise, diyalog, barış içinde bir arada yaşamanın ve farklı kültürler arasında işbirliği çağrılarını yapanların, davet edenlerin başındadır. Aynı zamanda Sayın Erdoğan, Müslümanların diyaloga açık, barışı isteyen bir millet olduğunu bütün dünyanın dikkatini çekmekte önemli bir rol oynamıştır.”

TÜRKLERİN İSLAMİYET’İ TÜRKİYE DIŞINDA YAYMALARINI TAKDİR EDİYORUM

Tarih araştırmalarıyla ilgilenen bir akademisyen olan Usaymin, kişisel olarak ise Müslüman bir devlet olan Türkleri iki konuda takdir ettiğini kaydetti. Bunların birincisinin, Türklerin İslamiyet’i Türkiye’nin dışında yaymaya çalışmalarındaki büyük rolü, ikincisinin ise Mekke ve Medine’deki kutsal yerleri korumalarındaki önemli rolü olduğunu dile getirdi. Usaymin, “Bu rolleri Suudi Arabistan halkının ve tarih öğrencilerinin unutmasına imkân yoktur.” ifadelerini dile getirdi. Usaymin, ayrıca şunları ekledi: “Geçmişte hiçbir Arap vatandaşının unutamayacağı duruşlardan biri de, Türk liderlerin bütün baskılara, ısrarlara ve girişimlere rağmen Siyonistlerin Filistin’e ayak basmalarına izin vermemeleridir.” Usaymin, şimdi ise bir Müslüman Arap olarak “Türk liderlerinin ve hükümetinin haktan yana duruşunun” Türklere karşı olan saygısını daha da artırdığına değindi.
Kral Faysal Vakfı Genel Sekreteri, son olarak ise şunları söyledi: “Sayın Erdoğan’a, hükümetine ve Türk halkına, bu yüce duruşlarından ötürü teşekkür etmek isterim. Bu duruşlar Türk halkının desteğiyle olmuştur. Bu yüce ve azim duruşlar sonucunda Türkiye, Arap olan-olmayan bütün Müslüman ülkelerinin güvenini kazanmıştır. Çünkü Müslümanların gözünde Filistin meselesi Müslümanların genelini ilgilendiren bir meseledir. Gittiği her yerde ve her zaman Allah onu korusun. Suudi Arabistan kendisinin ikinci ülkesidir. Ayrıca kendisiyle görüşmek de benim için büyük bir şeref olacaktır.”

Kategoriler : Dünya Etiketler : , ,

Bu Karar Rumları Birbirine Düşürdü

Yazan : |3uRaK 8 Mart, 2010 (0) Yorum

AİHM’nin KKTC Lehine Verdiği Kararın Rum Kesimi’nde Neden Olduğu Hayal Kırıklığı Karşılıklı Suçlamalarla Devam Ediyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) KKTC lehine verdiği kararın Kıbrıs Rum Kesimi’nde neden olduğu hayal kırıklığı, karşılıklı suçlamalarla devam ediyor. Rumların, AİHM ve Türkiye’ye yönelik eleştiri dozunda da dengeyi iyice kaçırdıkları görülüyor.

AİHM’nin mülkiyet meselelerini ele almak için KKTC’de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’nu (TMK) “etkin bir iç hukuk yolu” olarak değerlendirmesinin Rum kesiminde neden olduğu etki devam ediyor. Rum lider Dimitris Hristofyas, KKTC’yi zor durumda bırakmak için AİHM’ne yapılan 1500 başvurunun kendilerine bumerang gibi döndüğünü itiraf etti. Hristofyas’ın AİHM’nin verdiği kararı, 1500 Rum’un yaptığı başvuru ile bunu teşvik eden siyasi ve hukukçulara bağlaması Rumları birbirine düşürdü.

AİHM’nin kararını “geriye gidiş” olarak yorumlayan dünkü açıklamasında Hristofyas şöyle konuştu: “AİHM’in kararı geriye gidiş olabilir ancak Rumlar’dan gerçek sahiplerine ait olan malların talep edilmesi hakkını engellemiyor.”

OYUNU KAYBETTİK

Bu kararın bütünüyle ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Hristofyas, Rumları teselli etmeyi amaçlayan açıklamasında “oyunu kaybettik” şeklinde bir panik içerisine girilmemesi gerektiğini vurguladı. “AİHM kararı karşısında dövünme zamanı değildir.” diyen Hristofyas, mülkiyet davaları konusunda AİHM’ne toplu başvuruda bulunmalarının taktik hata olduğunu itiraf etti. Kendisinin bu tezi savunanları uyardıklarını ancak bunun dikkate alınmadığı yakınmasında da bulunan Rum lider, “Şimdi özeleştiri yapmalıyız.” dedi. Hristofyas, şöyle devam etti: “Kararın özel bir geriye gidiş olduğunu söylemeliyiz. Daha önce bunu tahmin etmiş ve toplu şekilde yapılan başvuruların, işgal gücündeki komisyonunun (TMK) tanınmasına yol açabileceği konusunda uyarmıştık.”

Rum halkına özeleştiri tavsiyesinde de bulunan Hristofyas, “Halkı duyuyorum. Özeleştiri yapacaklarına dövünüyorlar. Hata ve eksikliklerimizi kabul etme gücünü göstermeliyiz. Benim görüşüme göre mülkiyet konusunda toplu başvuru hataydı.” dedi. Rum lider, AİHM’ne başvuruları teşvik eden Rum siyasiler ile hukukçuları eleştirdi. Rum kesimi, “AİHM kararının, müzakereler için iyi bir hava oluşturmadığını.” ileri sürüyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI KİPRİYANU: KARAR NEGATİF

“AİHM’nin pozitif bir karar vermediğini.” söyleyen Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın şölen yapmasının ise “kötü bir şey” olduğunu ileri sürdü. Kipriyanu şöyle konuştu: “Çünkü ne yalancı devlet (KKTC) kurumunun tanınması ne de yalancı devletin derecesini yükseltme mümkün değil. Bu Türk işgal gücünün kurumudur ve bir kez daha işgalin olduğu doğrulanıyor. İşgal ülkesinde kontrol de Türkiye’nin elinde.”

“Orams kararının iptal edilmediğini, vatandaşın sahip olduğu hakların da silinmediğini” ifade eden Rum Dışişleri Bakanı, “Tazminatlar ya da mülk sahiplerinin mallarını geri alma sürecinin daha uzun sürebileceğini ancak bunun işgalcilerin seni uğraştıracakları ya da satacakları anlamına gelmediğini.” söyledi.

RUM SÖZCÜ: AİHM’NE TÜRKİYE BASKI YAPTI

Diğer yandan AİHM’ne siyasi müdahalede bulunulması nedeniyle böyle bir karar aldığına ilişkin Rum savcının açıklamaları hatırlatılan Rum Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Stefanos Stefanu, “Müzakere sürecinde olduğumuza akılda tutmalıyız. AİHM’nin kararına saygı duymakla birlikte bizim görüşümüze göre, mahkeme siyasi müdahale gelişmesini de akılda tutmak kaydıyla daha dikkatli olmalıydı” savunmasında bulundu. Stefanu, AİHM’ne siyasi müdahalede bulunulduğunu ileri sürdü. Siyasi müdahaleyi Türkiye’nin yaptığını ileri süren Sözcü şu iddialarda bulundu: “Sayın Abdullah Gül, hem kendisinin hem de Türkiye’nin girişimleri sonucu bu konuda böyle bir başarı elde edildiğini ifade etti. Buna seyirci kalınarak geçiştirilemez ve bu kabul edilemez.”

RUM BASINI HRİSTOFYAS’A YÜKLENDİ

Diğer yandan Rum basınında AİHM’nin kararına ilişkin şok devam ediyor. Hristofyas’ı açıklamaları nedeniyle eleştiren Tharos gazetesi, “Hristofyas sorumluluğu reddediyor” başlıklı manşetle çıktı. Gazete, Kıbrıs Rum lider Hristofyas’ın AİHM’in kararına ilişkin sorumluluğu, hukukçular ile halkın AİHM’ne yaptığı toplu başvurulara yüklediğini yazdı. Filelevtheros ise, AİHM’nin TMK’yı tanıyan kararının Rum yönetiminde çok ciddi rahatsızlığa neden olduğunu yazdı. Gazete, Hristofyas’ın bu gelişmeden toplu başvuru yapan Kıbrıslı Rumları sorumlu tuttuğunu kaydetti. Hristofyas’ın AİHM kararında en ciddi sorumluluğu, halkı AİHM’ne gitmeleri konusunda teşvik eden Rum siyasiler ile hukukçularda bulduğunu vurgulayan Filelevtheros, “Bunun da üzerine çok büyük davalar yükü binen mahkemeyi etkilediğini” yazdı.

RUM SAVCI ÇİLEDEN ÇIKTI

Rum Başsavcısı Petros Kliridis, KKTC lehine verilen kararı, “Bütünüyle yanlış karar” şeklinde yorumladı. AİHM’nin siyasi etki altında böyle bir karar aldığını iddia eden Rum Başsavcısı, bunun hazırlanan metinden ve bir dizi girişiminden açıkça anlaşıldığını da ileri sürdü. Kliridis, AİHM’nin bulaşmaması gereken işleri kurcaladığını savundu. Eleştirilerini sürdüren Başsavcı Kliridis, “AİHM’ni insan haklarını korumamak ve haksızlıktan adalet verildiğini söyleme noktasına gelmekle” de suçladı.

Kategoriler : Dünya Etiketler :

Dünyanın Sonu mu Geliyor?

Yazan : |3uRaK 8 Mart, 2010 (0) Yorum

İngiliz deprembilimci Bob Holdsworth, üst üste depremlerin tesadüf olduğunu söyledi.

Haiti, Şili ve Türkiye’deki ölümcül depremlere dikkati çeken, Durham Üniversitesi tektonik uzmanı Holdsworth, bunda olağan dışı bir durum olmadığını, üst üste ölümcül depremler meydana gelmesinin, dünyanın fay hatları üzerindeki yapılaşmanın giderek artmasının bir sonucu olduğunu belirtti.

Deprembilimcilerin, güçlü bir depremin, bir başka yerde hafif bir depremi tetikleyebileceğini kabul etmelerine karşın, üst üste ölümcül depremler olmasının tesadüf olduğunu kaydeden Holdsworth, “dünyanın sona doğru gitmediğini kesin olarak söyleyebilirim” dedi.

7 ÜZERİ DEPREM OLABİLİR UYARISI

Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na bilgi veren deprem uzmanları, Elazığ ve Malatya bölgesinde fay hatlarının aktif olduğu konusunda uyarılarda
Komisyona bilgi veren uzmanlardan ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan, Elazığ’daki depremde hasar gören evlerin hiçbir mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş olduğuna dikkat çekerken, Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Uzmanı Bülent Özmen Türkiye’nin yüzde 45′inin birinci derecede deprem tehlikesi altında olduğunu, bu bölgelerin her an 7 ve üzerindeki bir depreme maruz kalabileceğini belirtti.

ODTÜ ve Gazi Üniversitesi deprem araştırma merkezleri ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden uzmanlar, Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na Anadolu’daki aktif faylar hakkında yaklaşık iki hafta önce ayrıntılı bilgi vermişti. Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na bilgi veren deprem uzmanları, risk düzeyleri artan Anadolu’daki aktif fayların, İstanbul tartışmalarının gölgesinde kaldığını söylediklerini ifade ettiler.

-”DEPREMDE YIKILMAYACAK BİNA YAPMAK MÜMKÜN”-

ANKA’ya konuşan ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan, Meclis Araştırma Komisyonu’na medyanın dikkatinin İstanbul üzerinde olmasına karşın Elazığ ve Malatya çevresinin riskli bölgeler arasında bulunduğunu belirttiklerini söyledi.

Elazığ’da meydana gelen depremi de değerlendiren Gülkan, bu şiddette bir depremin bu ölçüde can kaybına yol açmaması gerektiğini vurgulayarak bölgedeki çoğu evin herhangi bir mühendislik incelemesi yapılmadan vatandaşların kendi imkanlarıyla yapıldığına dikkat çekti. Gülkan, “Depremi önceden bilmek mümkün değil ama bu şiddette bir depremde yıkılmayacak bina yapmak mümkün” dedi.

Gülkan, Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’nda Elazığ, Malatya, Antakya, İzmir gibi bölgelerin de risk taşıdığını belirttiğini aktardı.

-”TÜRKİYE’NİN YÜZDE 45′İ HER AN 7 ŞİDDETİNDE DEPREME MARUZ KALABİLİR”-

Meclis Araştırma Komisyonu’na bilgi veren uzmanlardan Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Uzmanı Bülent Özmen, Elazığ depreminde can kaybının bu kadar fazla olmasının ilk nedeninin, depremin vatandaşları uykuda yakalaması olduğunu söyledi. Depremin derinliğinin çok az olması sebebiyle depremin merkezine yakın olan köylerde çok büyük hasar meydana geldiğini belirten Özmen, “Oradaki konutların hemen hemen tamamının hiçbir mühendislik hizmeti almadan, depreme çok dayanıksız bir şekilde yapılmasından dolayı olayın boyutu bu kadar büyüdü” dedi.

Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na sadece İstanbul’a değil, Türkiye’nin farklı bölgelerine de dikkat etmek gerektiğini anlattıklarını, diğer bölgeleri göz ardı etmemeye çağırdıklarını kaydeden Özmen, “Özellikle Doğu Anadolu Fay bölgesinde de uzun zamandır deprem olmadığını, bu bölgede deprem olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirttik” dedi.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 1996′da hazırladığı deprem bölgeleri haritasına göre Türkiye’nin yüzde 45′inin birinci derecede deprem tehlikesi altında olduğunu, bu bölgelerin her an 7 ve üzerindeki bir depreme maruz kalabileceğini vurgulayan Özmen, şöyle konuştu:

“Biz Doğu Anadolu fayında Hatay’dan başladık, Bingöl’e kadar olan bölgede o bölgenin tamamının deprem tehlikesi altında olduğunu, Bingöl’den başlayıp Çanakkale’ye kadar uzanan bin 200 kilometre uzunluğundaki Kuzey Anadolu fayının geçtiği bütün illerin deprem tehlikesi altında olduğunu, Ege graben sistemi, Bursa, Manisa, Aydın yani Ege bölgesinde bulunan illerin önemli oranda deprem tehlikesi altında bulunduğunu, bunun yanısıra İç Anadolu Bölgesi’nin de atlanmaması gerektiğini, Tuz Gölü fayı var, o da çok uzun zamandır suskun, yani ülkemizin çok büyük bir kısmının deprem tehlikesi altında olduğunu vurgulamaya çalıştık. Sadece İstanbul’a odaklanmayalım, her yeri detaylı çalışalım, gerekli tedbirleri alalım dedik.”

Kategoriler : Dünya Etiketler : ,