Ekonomi
Sabıkalı pist Haziran’da biter
Atatürk Havalimanı’nda, kazalar nedeniyle adı ’sabıkalı’ya çıkan 06/24 pisti için DHMİ Genel Müdürü Birdal “Haziran sonunda yenileme biter” dedi
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Orhan Birdal, Atatürk Havalimanı’nın hazirana kadar kapalı olacak pistiyle ilgili HABERTÜRK’e ‘sabıkalı pist’in başında anlattı. Atatürk Havalimanı önümüzdeki günlerde inşalar sebebiyle kapalı kalacak; hava trafiğinde sıkıntılı günler yaşanacak. Kamuoyunun merak ettiği soruları 06/24 pistinin başında sordum, kendisi de cevapladı.
- Bu pist uzatılıp diğer çalışmalar da bittiği zaman Atatürk Havalimanı’na katkısı ne olacak?
Şu anda mevcut 06/24 pistinin uzunluğu 2300 metre. Ataköy istikametine doğru 250 metre uzattığımızda 2550 metre olacak. 2300 metrelik pist yeterli. Ancak inişte uçakların durma mesafesini artırmak ve daha önce yaşanan pistten çıkma hadiselerini ortadan kaldırmak için iyileştirme çalışması yapıyoruz. Florya tarafında yaklaşık 7 metreye yakın bir çukurluk var. Bu çukurluğu da dolduracağız.
- Pistteki çukurun kazalardaki payı ne kadardı?
Çok payı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu tamamen uçakların pist başına teker koyup koymamasıyla alakalı bir şey. Eğer siz pist başına tekerlek koyamazsanız pistin ortasına yakın bir yerine tekerlek koyarsanız
pistten çıkmak kaçınılmaz olur, çünkü pistin boyu belli. Pisti uzatmakla, üzerinde durma mesafesini de artırmış olacağız. Yine pistin üzerinde kalış süresini en aza indirmek için hızlı çıkış taksi yollarının sayısını artıracağız. Bunu sadece bu pist için değil ana pist ve diğer pistler için de yapacağız.
- Bunun havalimanının saatlik kapasitesine bir katkısı olacak mı?
Saatlik kapasiteyle ilintisinin olup olmadığını daha sonra uygulamaya geçtikten sonra tespit edeceğiz. Çünkü bunlar tamamen bilimsel tespitler ve pilotların buna reaksiyon göstermeleri ile de alakalı. Yani ne kadar zaman içerisinde buna uyum sağlayacaklar, onlar da hızlı hareket edip kalkış müsaadesi aldıklarında piste girip hemen kalkabilecekler mi? İnen uçak ilk taksi yolundan pisti terk edecek mi? Ama en azından trafik rahatlayacak ve pisti daha efektif kullanabileceğiz.
- Pistin çukur kısmına ne kadar dolgu yapılacak?
Yaklaşık 1200 metre uzunluğunda bir alana 6 metre yüksekliğin üzerinde dolgu yapılacak. 1200 metre çok uzun bir mesafe. Ancak planlanan tarihte bitirmek zorundayız çünkü bu pistin inşaatı Türk sivil havacılığı için çok önemli bir yatırım. Teknik olarak yabancı danışmanlardan da hizmet alıyoruz. Dünyada buna benzer yapılan işler referans alınıyor. Dolayısıyla iş bittiğinde çok önemli bir yatırım yapılmış olacak.
‘DENİZDEN DE DAHA FAZLA UZATMANIN İMKÂNI YOK’
- Bu pist 2550 metre olacak. Daha fazla uzatılamaz mıydı?
Uzatma şansı yoktu. Biz, Ataköy’den havaalanına gelen yolu öteledik. Pisti 250 metre uzatıyoruz ama bunun dışında stopway dediğimiz, güvenlik alanı sahası dediğimiz bölümleri de oluşturmamız gerekiyor. Burada aslında 400 metrenin üzerinde bir mesafeyi uzatıyoruz.
- Deniz tarafına uzatılamaz mıydı?
1/8 pisti diğer 3/6 pistini kesiyor; sadece iniş için kullanırsanız problem yok ama iniş kalkış için kullandığınızda o pisti keseceği için çok fazla anlamı bulunmuyor.
‘Düzenlemeyle pist, 60 yıl daha kullanılabilecek’
- Neden pist kış aylarında kapatılmadı da hazirana kadar kapalı kalacak?
Aslında 06/24 pistinin inşaatı ve onarımını trafiğin düşük olduğu sezonda yapıyoruz. Buradaki çalışmalar sadece pistin üzerindeki çalışmalardan ibaret değil. Aylar önce dolgu çalışmalarına başladık. Doldurma işi çok hızlı yapıldı. İstanbul trafiğinde binin üzerinde kamyon pist başına dolgu malzemesi taşıdı. Pistin üzerine yapacağımız dolguyla ilgili malzemeyi de getirdik. Pist haziran sonuna kadar kapalı kalacak çünkü son kaplamanın yapıldığı zaman yağış, soğuk olmaması gerekiyor. Bu pistin uzun ömürlü olabilmesi için hava sıcaklığının belli bir derecenin üzerinde olması ve özellikle yağışın olmaması gerekiyor. 06/24 pisti 1953’te o zamanın teknolojisiyle yapılmış. Yeni yapacağımız düzenleme ve iyileştirmenin bir 60 yıl daha hizmet vermesini istiyoruz. o kadar süre olmasa bile 25–30 yıl sorunsuz olarak hizmet vermesini istiyoruz.
‘Hava Kuvvetleri’nin sahası apron olabilir’
- Havalimanının uçak park alanı sorunu da çözüm bekliyor. Hepsi çözülürse havalimanının kapasitesi ne olur?
Atatürk Havalimanı’nın darboğazlarından bir tanesi pistlerin kesişen konumda olmasıydı. Pistin yönünü değiştirme gibi bir şansımız yok. İkincisi apron kapasitesi itibarıyla bir sıkışıklığımız söz konusuydu. Onu da yer hizmet kuruluşlarının kullandığı bölgeyi kaldırarak çözmeyi planlıyoruz. Yeni kargo tesisleriyle birlikte, apronun orta bölümünü de boşaltıp sadece apron olarak kullanmayı planlıyoruz. Yine Hava Kuvvetleriyle bakanlığımız ve DHMİ olarak müşterek çalışmamız var. Eğer o çalışma neticelenirse Hava Kuvvetleri’nin yer aldığı sahayı da apron olarak kullanmayı planlıyoruz.
- Askeri bölge DHMİ’nin yani sivil havacılığın kontrolünde mi olacak?
Büyük bir kısmı sivil havacılığın kullanımına verilmiş olacak, DHMİ kontrolünde yani Atatürk Havalimanı’nın kapasitesini biraz daha arttırmış olacağız.
- Uçak park alanı sorunu oluşacak mı?
Oluşmayacak. Bunları yaptıktan sonra Atatürk Havalimanı’nda şu anda 97 olan park alanı kapasitesini 150 civarına çıkartmış olacağız. Uçamayan uçakların burada bulunmaması için, yine yargıya intikal etmiş konular var. Yargıyla sorunları çözerek onları da buradan göndermek istiyoruz.
Maliyeden ev sahiplerine uyarı mektubu
Kirada birden fazla konutu bulunanlar ile geçen yıl 3 veya daha fazla gayrimenkul satanlar dikkat!!! Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, kirada birden fazla konutu bulunan ev sahipleri ile geçen yıl 3 veya daha fazla gayrimenkul satarak, değer artış kazancı elde eden toplam 20 bin kişiye birer uyarı mektubu gönderdi. Başkanlık vergi kanunlarına gönüllü uyumu temin etmek amacıyla toplam 10 bin mektubu ev sahibi olup bundan kira geliri elde eden mükellefe, 10 bin mektubu da gayrimenkulden kazanç artışı sağlayanlara yolladı. Mektupta mükellefleri vergi mevzuatından doğan ödevleri konusunda bilgilendiren Başkanlık, gelir vergisinde genel beyan döneminin 25 Martta sona ereceğine dikkat çekerek, gayrimenkul sahiplerinden yükümlülüklerini yerine getirmesini istedi. Başkanlık, aksi halde mükelleflerin cezai işlemle karşı karşıya kalacağını hatırlattı.
EV SAHİPLERİNE GÖNDERİLEN MEKTUP
Gayri Menkul Sermaye İradı ile ilgili olarak ev sahiplerine gönderilen mektupta, mükelleflere çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında belirli sayının üzerinde gayrimenkulü bulunduğu belirtildi. İlgili kanunlar gereği, söz konusu mal ve hakların kiraya verilmesinin vergi yükümlülüğü doğurduğu ifade edildiği mektupta, konutların kiraya verilmesi suretiyle sağlanan hasılatın 2 bin 600 lirasının vergiden istisna olduğu vurgulandı.
GAYRİMENKUL SATANLAR
Değer Artış Kazançları konusunda gönderilen mektuplar ise Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Merkezinde yer alan tapu bilgileri üzerindeki kontroller sonucunda, son 5 yılda edinilen 3 ve daha fazla gayrimenkulu 2009 takvim yılında satanlara yönelik hazırlandı. Verginin ilk taksiti de 31 Mart akşamına kadar ödenecek. İkinci taksit de, Temmuz ayı içinde yatırılacak. Gelir İdaresi Başkanlığının 2009 Aralık verilerine göre, Türkiye’de 840 bin 77’si kira geliri, 1 milyon 683 bin 308′i de ticari, zirai ve serbest meslek kazancı ve menkul kıymet sermaye iradı geliri sahibi olmak üzere 2 milyon 523 bin 385 aktif gelir vergisi mükellefi bulunuyor.
Türk şirketinden 120 ülkeye çikolata ihracatı
Üretim hacmi ve üretim teknolojisi baz alındığında ”Avrupa’da ilk 3′e gireriz”Şölen Çikolata Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Çoban, üretim hacmi ve üretim teknolojisi baz alındığında ”Avrupa’da ilk 3′e gireriz” dedi.
2009 senesinin bir çok sektör için zorlu bir yıl olmasına karşın, Şölen açısından büyüme ile sonuçlandığını anlatan Çoban, ”Dünya çikolata sektörünün gözleri ‘Şölen yeni ne yapacak’ diye üzerimizde…” dedi.
Sektörde karların çok düşük olduğuna da değinen Çoban, anadolu ajansı muhabirine, sektörün çok rekabetçi olduğunu, kar marjlarının çok düşük olduğunu, katma değerli ürünler yapılmadığı sürece iş yapmanın mümkün olmadığını kaydetti.
Hammadde fiyatlarının son dönemde ciddi bir şekilde arttığını, şeker, fındık süt tozu ve kakao fiyatlarında büyük oranda artışlar yaşandığını, hammadde, enerji ve nakliyedeki artışlarla maliyetlerde yüzde 15′e yakın artış olduğunu dile getiren Çoban, bu artışların tümünü tüketiciye yansıtmanın mümkün olmadığını, maliyetleri tasarrufla dengelemeye çalıştıklarını vurguladı.
Maliyet avantajı nedeniyle bazı şirketlerin Türkiye’de üretim yapmak yerine yurt dışına gitmeyi tercih edebildiğini dile getiren Çoban, ”Bizim böyle bir düşüncemiz yok. Bu ülkede kazandıklarımızı bu ülkede daha fazla yatırıma dönüştürmek istiyoruz. İhracatın istenen düzeylere gelebilmesi için dünya fiyatlarına yaklaşan hammadde ve enerji maliyetlerine yaklaşmamız gerekli” dedi.
Sayıları artan merdivenaltı işletmelerin de sektörü olumsuz yönde etkilediğinin altını çizen Çoban, ”Tüketicinin kaliteli ve gerçek çikolatayı tanımasının sağlığı açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Elif Çoban, yıl içinde 3 yeni ürün daha piyasaya çıkaracaklarını belirterek, ”Yıllardan bu yana Avrupa’da olan ancak Türkiye’de tüketilmeyen bir ürün çeşidi de çıkaracağız” dedi.
TÜBİTAK’LA ÜRÜN GELİŞTİRME
Pazar araştırma ve geliştirmeye bütçenin yüzde 1,5′ini ayırdıklarını, ürünleri yoğun çalışmalar sonucunda hayata geçirdiklerini anlatan Çoban, ”Örneğin Biscolata Stix’i TÜBİTAK’la geliştirdik. Bu ürünü üretebilen teknolojiyi sadece Japonlar yapabiliyordu. Biz o teknolojiyi kendi prosesimizde Türk Ar-Ge’siyle gerçekleştirdik. Türk teknolojisiyle Avrupalıların yapamadığını yaptık” diye konuştu.
İç pazarda çikolatada yüzde 10′luk pazar payına ulaştıklarını açıklayan Çoban, tüketicilerin aklında yenilikçi ürünleriyle ”Şölen yine yapacağını yapmış” şeklinde yer aldıklarını, 3 ay içinde ”Daha önce neden böyle düşünülmemiş” denecek farklı ürünler çıkaracaklarını dile getirdi.
Kişi başı çikolata tüketim baz alındığında bir Türk firmasının bu başarısının daha da dikkat çekici olduğunu vurgulayan Elif Çoban, 20-25 milyon avro yatırım yaptıkları 2009′da 120 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını, 2010′da yaklaşık 400 milyon lira ciro beklediklerini ve ihracat hedeflerinin 140 milyon dolar olduğunu belirterek, ”Türkiye’den en fazla çikolata ihracatı yapan firmayız. Yıllardan bu yana çikolata deyince başta Fransa ve Belçika akla gelir ama artık biz oralara çikolata ihraç ediyoruz. 120′ye yakın ülkeye ihracatımız var. Krizin yoğun hissedildiği dönemlerde dahi ihracatta düşüş yaşamadık” dedi.
Üretim kapasitelerinin 2009′da 600 tona çıktığını ama bunun 400-500 tonunu tam olarak kullandıklarını ifade eden Çoban, ”Üretim hacmini ve üretim teknolojisini düşünürsek Avrupa’da ilk 3′e gireriz” dedi.
8 MART
8 Mart Kadınlar Günü’nün, kadınların iş dünyasındaki etkinliğinin artması ile daha anlamlı hale geldiğini vurgulayan Elif Çoban, bir kadın yönetici olarak, günümüzde kadınların çok daha hızlı bir şekilde iş yaşamına entegre olmalarının yanı sıra, özellikle yönetsel pozisyonlarda ve kurumların karar verici mekanizmalarında yer alıyor olmalarından büyük bir mutluluk duyduğunu ifade etti.
Çoban, bu güzel gelişmelere rağmen kadınların iş yaşamında karşılaştıkları zorlukların belli ölçülerde halen devam ettiğine dikkati çekerek, gerek Türkiye’de gerekse yurt dışına yaptığı ziyaretlerde bu önyargılar ile zaman zaman kendisinin de karşı karşıya kaldığını söyledi.
”Şölen’in başında bir kadın yönetici olması kimi zaman yurt dışında bile şaşkınlık yaratıyor” diyen Çoban, yönetim kadrolarında daha çok kadın yöneticilerin yer aldığını vurguladı.
İşsizlik verileri açıklandı
2009 Aralık döneminde işsizlik yüzde 13.5 oldu
Türkiye’de Aralık döneminde işsizlik oranı yüzde 13,5 olarak belirlendi.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) üçer aylık dönemler itibariyle her ay açıkladığı Hanehalkı İşgücü Araştırması, ”Kasım, Aralık 2009, Ocak 2010” dönemini kapsayan ”Aralık” sonuçlarına göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 29 bin kişi artarak, 3 milyon 361 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı da 0,5 puanlık azalışla yüzde 13,5 seviyesinde gerçekleşti.
Kasım döneminde ise işsizlik oranı yüzde 13,1 olarak açıklanmıştı. Buna göre işsizlik oranında 0,4 puanlık bir artış meydana geldi.
2005 yılından itibaren Hanehalkı İşgücü Anketinin tahminleri, hareketli üçer aylık dönem ortalamaları esas alınmak kaydıyla aylık olarak yayınlanıyor. Bu seride ilgili üç aylık dönemin ağırlıkları, dönem ortası aya ilişkin nüfus projeksiyonları esas alınarak hesaplanırken, ifade kolaylığı açısından tahminler de dönem ortası ay adıyla ifade ediliyor.
Yunanistan Şokta!
Yunanistan Krizden Çıkmak İçin Acı Bir Reçeteye Razı Oldu.
Krizden çıkmak için ‘acı bir reçete’ye razı olan Yunanistan hükümeti, AB’nin de bastırması üzerine yeni önlemler açıkladı. Önlemler paketine yapılan 4.8 milyar Euro’luk ekleme ile kamu çalışanların maaşında kesinti yapıldı, ödenekler kısıldı. Alkollü içkiye yüzde 20, sigaraya yüzde 65 ek vergi konuldu, emekli maaşları bu yıl için donduruldu.
YUNANİSTAN hükümeti ülkenin bütçe açığının kapatılması yönünde hazırlanan ekonomik istikrar ve kalkınma paketine yeni önlemler eklendiğini açıkladı. Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu başkanlığındaki kabine toplantısı sonrasında açıklama yapan Hükümet Sözcüsü Yorgo Petalotis, alınan önlemleri, kamu çalışanlarının maaşlarında kesinti, Kdv‘nin yüzde 21′e yükseltilmesi, ödeneklerde yüzde 12 kesinti, emekli maaşlarının 2010 yılı süresince dondurulması, akaryakıt fiyatlarında 3-8 sent arası zam, alkollü içeceklerde yüzde 20, sigara fiyatlarında ise yüzde 65 oranında ek vergi uygulanması ve tutarı 35 bin Euro’yu aşan, araba ve yat alımlarını da içeren lüks harcamalara özel ek vergi konulması olarak sıraladı.
13′ÜNCÜ MAAŞTA KESİNTİ
Önlemler çerçevesinde, Yunanistan’da ‘13′üncü maaş’ olarak adlandırılan Noel maaşında yüzde 30, Paskalya ile yaz tatili dönemleri için verilen ve 14′üncü maaş olarak nitelendirilen yarımşar maaş ikramiyelerde ise yüzde 30 oranında kesinti yapıldığı açıklandı. Alınan kararların zor olduğunu ancak zamanında uygulanmaları gerektiğini belirten sözcü, bütçe açığının kapatılması ve ilerleme kaydedilmesi için zaman ile yarış içinde olunduğunu da kaydetti. Petalotis, ülke ekonomisi çökmeden bu önlemlerin alınmasının zorunlu olduğunu da vurguladı. Hükümetin söz konusu önlemler ile 4.8 milyar Euro tasarruf yapmayı hedeflediği belirtildi.
EKONOMİK DÜZENLEMELER HEDEF
Avrupa Birliği’nin (AB) şubat ayı başında mali planını onayladığı Yunanistan, geçen yıl gayrısafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 12.7’si oranındaki bütçe açığını, 2012 yılına kadar GSYH’nin yüzde 3′ünün altına indirmeyi hedefliyor. Yunan hükümeti, kamu sektöründeki israfı azaltacağını ve bu hedefe ulaşmak için vergilendirmede reform yapacağını açıklamış ancak AB, Yunanistan’dan, planladığı adımlar konusunda 16 Mart’a kadar daha fazla ayrıntı vermesini istemişti.
Yorgo Papandreu, dün kabine toplantısı sonrasında Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyası’a da bilgi verdi. Papandreu, “Ülkenin kâr peşinde koşanların elinden kurtulması, verilen mücadelede hayatta kalınması için Seçim değil zorunluluk teşkil eden kararlar alındı” dedi.
IMF KOZU SONA SAKLANDI
YUNANİSTAN Başbakanı Yorgo Papandreu, kapalı kapılar ardında yapılan ve üç saat süren bakanlar kurulu toplantında “Biz gerekeni yaptık. Sıra AB’ye” dedi. Papandreu’nun, AB’den destek çıkmadığı taktirde IMF ile görüşme seçeneğini elinde tuttuğu belirtildi. Yunanistan Cumhurbaşkanı Papoulias, “AB’nin dayanışma örneği göstermesini bekliyoruz” dedi.
PAKETTE NELER VAR
* Yüzde 4.5-19 arasında değişen Kdv oranı yüzde yüzde 0.5-2 artırıldı. Bu artıştan 1.1 milyar Euro ek gelir planlanıyor. Kdv artışının her bir Yunan aileye yılda 910 Euro’ya mal olacağı hesaplanıyor.
* Satış fiyatı 35 bin Euro’nun üzerinde olan otomobillerin yanısıra yatlara, mücevher ve deri giyime ekstra ‘lüks tüketim vergisi’ konacak.
2009 yılında 100 bin Euro’nun üzerinde geliri olanlardan bir kereye mahsus ekstra vergi alınacak.
* Devlet ve KİT memurlarının üç taksitte (Noel tam maaş, paskalya ve yaz tatilinde yarımşar maaş) ödenen toplam iki maaş ikramiyede yüzde 30 indirim yapılacak. 1 milyar Euro tasarruf getirecek tedbir bu aşamada özel sektörde uygulanmayacak.
* Devlet ve KİT memurlarına maaş dışında yapılan ek ödemelerde yüzde 2 ek kesinti. Ocak ayında da ek ödemelere yüzde 10 kesinti yapılmıştı.
* Akaryakıta 8 sent zam yapılacak. Alkollü içkiye yüzde 20, sigaraya yüzde 65 ek vergi getirilecek. Bu yollada 2010′da 1 milyar Euro ek gelir bekleniyor.
* Kamu yatırımlarında 700 milyon Euro’luk kısıtlamaya gidelecek. Emekli maaşları 2010 yılı sonuna kadar dondurulacak. Maaşların dondurulmasından en az 300 milyon Euro tasarruf yapılacak. Emeklilik yaşı 65′in de üzerine çıkabilecek.
* Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanların temsil harcalamalarında kısıtlamaya gidilecek. Devlet birimlerinde fazla mesai saatleri yüzde 30 azaltılacak.
MART’TA GENEL GREV VAR
YUNANİSTAN Başbakanı Yorgo Papandreu, 5 Mart’ta Almanya Başbakanı Angela Merkel, 7 Mart’ta Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, 9 Mart’ta ise ABD Başkanı Barack Obama ile bir araya gelecek. Öte yandan, Yunanistan Kamu Çalışanları Konfederasyonu (ADEDY), ekonomik düzenlemeleri protesto etmek amacıyla tüm çalışanları 16 Mart’ta 24 saatlik greve çağırdı.
‘Muayenehane Hekimliği Bitsin’
Sağlık Bakanı Akdağ, Doktorlara Kamu veya Özel Hastaneleri Seçmeleri İçin 6 Ay Süre Verdiklerini Hatırlattı.
Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Tam Gün Yasası’na ilişkin açıklama yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, doktorlara kamu veya özel hastaneleri seçmeleri için 6 ay süre verdiklerini hatırlattı.
Akdağ, Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Tam Gün Yasası’nın ardından, sistemdeki yozlaşmanın ana sonuçlarından biri olan hasta ile doktor arasındaki para ilişkisinin büyük ölçüde bittiğini savundu.
Hedeflerinin altı aylık süre sonunda doktorların kamuda çalışma oranını yüzde 95’in üzerine çıkarmak olduğunu belirten Recep Akdağ, “Böylece muayenehane hekimliği oranını yüzde 5’in altına düşürmek, giderek de sıfırlamak istiyoruz” dedi. Hastane birlikleri tasarısını da yasalaştıracaklarını belirten Akdağ, şunları söyledi: “Para ilişkisi bitti. Sağlıkta sistem çok iyi oturdu. Muayenehanesini kapatarak hastaneye dönmüş doktorla hasta arasında para ilişkisi yok denecek kadar azaldı. İnsanlık hali, eski alışkanlık, tamamen yok diyemeyiz. Ama genel olarak, hekim ile hasta arasındaki para alışverişi ilişkisi muayenehaneler kapandıktan sonra bitti.”
Kamu cazip hale geldi
Süreç boyunca önce teşvik sistemi ile kamuda çalışmayı cazip hale getirdiklerini ardından vatandaşı bezdiren ‘Önce muayenehaneme geleceksin’ tuzağına karşı mücadele ettiklerini vurgulayan Recep Akdağ sözlerini şöyle sürdürdü: “Fiilen meşru hale getirilen ‘bıçak parası’ uygulamasına karşı savaş açtık, haksız olarak bu parayı alanları cezalandırdık. Hekimlerimizin kamu hastanelerini tercih etme oranı yüzde 11’den yüzde 84’lere çıktı. Şimdi kalan yüzde 16’lık bölümü yasayla çözümlüyoruz. Sistemin tam olarak yerine oturması lazım. Yüzde 16 sistemi arızalandırıyor. Yasa ile verdiğimiz altı aylık yumuşak geçiş süreci sonunda bu arıza da büyük ölçüde ortadan kalkacak.”
Recep Akdağ, “Özel hastaneler bu sistemde zor durumda kalmayacak mı?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi: “Biz halk için yapıyoruz, gariban vatandaşımıza kolaylık getiriyoruz. Sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortası primi ödeyen, geliri sınırlı geniş kitleler, neden devlet hastanelerine gitmeyip özel hastaneye gidip parayı bayılsın? Biz bunu ortadan kaldırmak istiyoruz. Sosyal adaleti sağlayan bir sistem getiriyoruz.”
İlaç Takip Sistemi 16 Mayıs’a ertelendi
SAĞLIK Bakanlığı, eczanelerde ve hastanelerde yaşanan sıkıntılar nedeniyle İlaç Takip Sistemi’ni 16 Mayıs’a erteleme kararı aldı. Geçtiğimiz günlerde eczaneleri ve SGK’yı karşı karşıya getiren karekod uygulaması yeni bir kriz yaratmıştı. Türk Eczacılar Birliği’nin önceki gün yaptığı “Karekod uygulamasını erteleyin” açıklamasının ardından Sağlık Bakanlığı dün bir genelde yayınladı. Sağlık Bakanlığı’nın genelgesinde, ilaçların izlenebilmesi için ürünler üzerinden kupürlerin kaldırıldığı, yerine “karekod” adıyla yeni bir tanımlayıcı konulduğu anlatıldı.
Tekel İşçisi Şimdi de AİHM’ye Gidiyor
Tekel işçileri, Danıştayda açılan davalara ilave olarak direnişlerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacak hukuki süreci başlattı.
Türk-İş, DİSK, Türkiye Kamu-Sen ve KESK’in hukukçularının yaptıkları ortak değerlendirmenin ardından vardıkları karar doğrultusunda Tekel işçileri, ilk adımı attı. Bu kapsamda işçiler, konfederasyonların hukukçuları tarafından hazırlanan dilekçeyi ayrı ayrı imzalayarak nüfus kağıdı fotokopileri ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na sundu. İşçiler, taleplerinin kabul edilmemesi halinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine idare mahkemesinde dava açacak. Mahkemeden istenen sonucun alınamaması ve iç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından konuyu AİHM’e taşıyacak.
Sözleşmemiz feshedildi
İşçiler, sundukları dilekçede Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş’ye bağlı Yaprak Tütün İşletmesi Müdürlükleri’nde çalışırken, iş yerlerinin kapatılması nedeniyle iş sözleşmelerinin 31 Ocak 2010’da feshedildiği anımsatarak, işletmelerin, başkanlığın, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun gereğince yürüttüğü Özelleştirme programı dahilinde kapatıldığı belirtildi. Dilekçede, şu ifadeler yer aldı:
Mağdur edilmekteyiz
Kanunun, ‘Kuruluşlardaki Personelin Nakli’ başlıklı 22’nci maddesinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak veya sözleşmeli statüde çalışmakta olanlar ile iş kanunlarına tabi olarak görev yapmakla birlikte toplu iş
sözleşmesi hükümlerinden yararlanmayan kişilerin diğer kamu kuruluşlarına nakil olmasına olanak tanıyor ve bu kişiler Özelleştirme uygulamaları sonucunda mağdur olmuyor. Ancak ben işçi olarak çalıştığımdan, bu madde yerine 4046 sayılı Kanun’un 21. maddesi kapsamında işleme tabi tutulmakta ve işimi kaybederek mağdur edilmekteyim.
Dinçer: Süre 2 Mart’ta dolacak 4-C’ye gelin
ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Tekel işçilerinin 4-C statüsünde çalıştırılmak için başvuru süresinin 2 Mart’ta dolacağına dikkat çekerek, “İşçilere ısrarla müracaat etmelerini tavsiye ediyorum. Bunu yapmayacaklarsa o zaman sendikalarından iş garantisi istesinler” dedi. Dinçer, “Şayet mart ayının 2’sine kadar müracaat ederlerse yeni bir işleri olacak” diye konuştu.
Vali: Bu eylemin bir sonu olacak
ANKARA Valisi Kemal Önal, Tekel işçilerinin eylemi ile ilgili, “Sanıyorum bir iki gün içinde hepimizi memnun edecek gelişmeler olacak. İşçiler haklı olduklarını varsaydıkları konuda düşüncelerini yeteri kadar kamuoyuyla paylaştı” dedi.
Sabancı 2.800 Kişiyi İşe Alacak
Sabancı Holding, Bu Yıl Alınması Planlanan 2 Bin 800 Personelin Büyük Bir Bölümünü Mağazalarda İstihdam Edecek.
Sabancı Holding, 2010′da 1.6 milyar dolarlık yatırımın yaklaşık yüzde 80′inin enerjiye yapılmasını, bu yıl alınması planlanan 2 bin 800 personelin
Sabancı Holding’in Yıllık Paylaşım Toplantısı, Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ve CEO’su Ahmet Dördüncü’nün katılımı ile Sabancı Center’da gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Sabancı Holding CEO’su Ahmet Dördüncü, topluluğunun 2009 yılında 20 milyar lira olan konsolide net satışların 2010 yılında yüzde 6′lık artışla 21 milyar liraya çıkmasını planladıklarını, konsolide faaliyet karını ise 4 milyar TL’ye ulaştırmayı hedeflediklerini açıkladı. Dördüncü, 2009 yılı sonunda toplam aktiflerin ise 105 miyar TL’ye ulaştığını belirtti. 2010′da 1 milyar dolar ihracat gerçekleştirilmesinin planlandığını açıklayan Dördüncü, 2009′da 1.1 milyar dolar olar yatırımların ise 2010 yılında yüzde 46′lık artışla 1.6 miyar dolar olmasının beklendiğini belirtti. 2009 yılında toplam 55 bin 200 olan çalışan sayısında bu yıl yüzde 5′lik bir artış olacağını belirten Dördüncü, 2010′da toplam 2 bin 800 kişinin işe alınması ile toplam çalışan sayısının 58 bine çıkacağını kaydetti.
Holding şirketlerinin 2009′da mevcut operasyonlarına odaklandıkları ve nakit yaratan karlılığı hedefledikleri bir yıl olduğunu söyleyen Dördüncü, yatırımlarda ana işlerin sürekliliğini sağlayacak mecburi yatırımlara odaklanıldığını, işletme sermayesinin etkin kullanımının hedeflendiğini, finansa borçlanmaların düşürüldüğünü, satış, pazarlama ve genel yönetim giderleri gibi masrafların yakından takip edildiğini ve faaliyetlerin mümkün olduğunca çok “nakit” yaratmasının sağlandığını söyledi. Holding’in 2009′da finans, enerji, perakende, çimento, lastik, takviye malzemeleri ve otomotivden oluşan 5 stratejik iş koluna odaklandığını belirten Dördüncü, 5 iş kolunun toplam yatırımlardan aldığı payın yüzde 96 olduğunu söyledi.
-HOLDİNG ŞİRKETLERİ İÇİN 2010 KARLI BÜYÜMENİN BAŞLAYACAĞI BİR YIL OLACAK-
2010 yılında, Holding şirketlerinin yeniden karlı büyümeye başlayacağı bir yol olacağını belirten Dördüncü, 2010 yılında mecburi yatırımlara odaklanma, işletme sermayesinin optimizasyonu, faaliyet giderlerinde tasarruf tedbirlerine devam edilmesi ve nakit yaratılmasına öncelik verilmesine öncelik verileceğini belirterek, “2010 yılının ekonomimiz ve şirketlerimiz için belirsizliğin göreceli olarak daha az olacağı bir yıl olmasını bekliyoruz” dedi. Dördüncü ayrıca, rüzgar enerjisinde elektrik üretimine ek olarak değer zincirindeki diğer fırsatları incelemekte olduklarını, Türkiye ve bölgesel pazarlar için stratejik opsiyonları değerlendirmeye devam ettiklerini kaydetti.
Toplantı sonunda Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ve CEO Ahmet Dördüncü, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Güler Sabancı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın açıkladığı mali planın değerlendirmesine ilişkin bir soruyla ilgili olarak, şunları söyledi: “Yabancılarla da konuşuyoruz. Başarılı bir açıklama oldu. Yapılan açıklamalarda da 10 yıllık bir perspektif vermeye çalışıyorlar. Bunu çok müspet karşılıyoruz. İş dünyası olarak daima önümüzü daha uzun vadeli görmemiz Ciddi yatırımlar yapabilmek için önünü görebilmek ister. OVP’de de görüyoruz. Kamu’nun yatırımlardaki yerini koyuyorlar hedef olarak. Bu OVP’de gördüğümüzde şunu çıkarıyoruz. Kamu harcamaları uzun ve orta vadeli bir planda artmıyor hatta azalıyorsa, bu şunu gösteriyor. Ülkenin önündeki büyüme sürecinde lokomotifin özel sektör olacağını gösteriyor. Bu da bizi memnun eden bir süreçtir. Dolayısı ile müspet karşılıyoruz. Hakikaten Türkiye’nin geleceği için önemli görüyorum.”
DAĞITIM İHALELERİ İLE İLGİLENİYORUZ
İstanbul’da 5-6 milyar dolarlık enerji dağıtım ihalesi olduğundan bahsedildiği ve Sabancı’nın dağıtım ihalelerine ilgisine ilişkin olarak Dördüncü, “Bizim dağıtım bölgelerinde EnerjiSA olarak hedefimiz 6 küsur milyon müşteriye ulaşmaktır. Ankara Bedaş bölgesinde 3 milyon civarında müşteriye sahibiz. Dolayısı ile bizi 6 milyona götürecek bundan sonraki ihalelere de ilgimiz devam edecek. Bu İstanbul olur, başka bir yer olur onu şu anda öngörmek mümkün değil. Biz bundan sonraki ihalelere ilgimizi sürdüreceğiz” dedi.
-KARLILIK 2010′DA REEL SEKTÖRDEN GELECEK-
Sabancı Topluluğu’nun karlığının nereden geldiğine ilişkin bir soruya Ahmet Döndüncü, “2009′da bankacılık karlı bir yıl geçirdi. 2010′da bankacılık sektöründeki beklentilerimiz, 2009′daki gibi olmayacaktır. Bu yılki karlılık artışı reel sektörden kaynaklanacaktır” yanıtını verdi.
Bir gazetecinin, “8 yıldır aynı reformları istiyorsunuz. Sürekli bu uyarıları yapmaktan sıkılmadınız mı?” şeklindeki bir başka sorusuna Güler Sabancı, “Ülkemiz aşama aşama daha ileriye gidiyor. Geçmiş yıllarda bu listemde sosyal güvenlik reformu, özelleştirmeler gibi konular da vardı. Onlar gerçekleşti. Burada Türkiye’nin ileriye doğru ilerlerken AB sürecindeki yapmamız gereken işleri çok önemsiyoruz. Bu AB istiyor diye değil daha iyi demokrasi, insan hakları ve hepimizin daha çok güven duyduğu, daha çabuk işleyen bir hukuk sistemi için. Bunlar halen gündemimizde yerini koruyor. İşsizlik sorunu ise yapısal bir sorun.” Yanıtını verdi.
-İŞSİZLİK SORUNUN ÇÖZÜMÜN 3 AYAĞI BULUNUYOR-
Türkiye de işsizlik sorununun ise yapısal bir sorun olduğunu, krizde işsizliğin yüzde 13′e ulaştığını belirten Sabancı, “Bizdeki işsizliğin yapısal bir durumu var. Büyümeye bağlı ama çok direkt bağlı değil. İşsizlik reformu dediğimiz zaman bununla ilgili ciddi çalışılmalı. İşsizlikle ilgili konumuzun bir ayağı işçilik üzerindeki yükler. Bu yolda bazı adımlar atıldı. İndirimler yapıldı. Yeterli mi? Hayır. İkinci ayağı, tüm dünya da bunu konuşuyor. İşsiz olan kişilerin eğitimleri, birikimler ve yetkinlikleri ile işçilik ihtiyacı olan ülkemizin, sektörlerin ihtiyacı arasındaki uyumsuzluk meselesi var. Bu da ciddi bir konu. Zaman zaman konuşuluyor. Ne deniyor? Üniversite mezunu iş bulamıyor. Bu uyumsuzluk da ciddi bir konu. Bir de krizin getirdiği bir olay var. Avrupa’da bile mevcut iş yasalarında krizle başedebilmek için esneklikler aranıyor. Gerek var. Dolayısı ile bu statik bir konu değil. Benim gündemimde. Uzun bir süre gündemimizde olacak bir konu. Doğru yola gitmesi için hepimizin çalışması gereken bir konu” şeklinde açıklamada bulundu.
“Piyasalar siyasi gelişmelere tepki veriyor. Asker ile hükümet arasında çatışma olduğuna inanıyor musunuz?” sorusuna Sabancı,
“Gerek muhalefet, gerek iktidar tansiyonu artırmayan çözümden yana davranış içinde bulunulmalı. Onun dışında Türkiye’nin gerginliklerden uzak durması gerektiğine inanıyorum. Hukuki sürece girmiş olan konuların da biran önce sonuçlanması arzuluyorum, diliyorum” yanıtını verdi.
Sabancı Holding’in 1.6 milyar dolarlık yatırımı hangi alanlara yapacağı konusunda ise Dördüncü, “Bu 1.6 milyar dolarlık yatırım çok büyük kısmı, neredeyse yüzde 80′ine yakın kısmı enerji sektörüne yapılacak yatırımdır. Diğer önemli yatırım yapacağım sektör perakende. Yeni mağaza açılımlarıdır. Kalan yatırımlar şirketlerimizin her yıl yapmakta olduğu devamlılık yatırımlarını teşkil etmektedir” dedi.
-İTHALATIN FAZLA OLMASI YATIRIMDAN KAYNAKLANIYOR -
Bir gazetecinin, “2010 yılında kurun riskli seyredeceği öngörülüyor. İthalatınızın, ihracattan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bununla ilgili bir değerlendirme yapar mısınız” şeklindeki bir başka soruya Dördüncü, “ihracat için kurların çok büyük önemi var. Bizim Avrupa’ya yönelik ihracatımızda otomotiv sanayindeki ihracatın çok büyük kısmı gidiyor. Burada Euro’nun değer kaybetmesi, buradaki gelirlerimizin Euro bazında olması şirketlerimizi olumsuz olarak etkilemekte. Ancak buna yapılacak bir şey yok. Oluşacak kurlara göre kendimizi ayarlamamız lazım. İthalatımızın önemli bir miktarı yatırım için olandır. Bu yıl içinde devreye girecek 30 megavatlık rüzgar enerjisi tesisimiz var. Bunları ithalatı da bu rakamlar içinde. Bu nedenle ithalatımız daha yüksek gözükmekte” dedi. Bir makine reklamında rol alan Güler Sabancı, reklamların başarılı olduğunun söylendiğini belirterek, “Umuyorum Türk kamuoyunda yerli makinelere katkısı olmuştur” dedi.
-TEKNOSA’DA YAKLAŞIK 750 KİŞİ İSTİHDAM EDİLECEK-
Bu yıl işe alınacak 2 bin 800 kişinin ağırlıklı olarak perakende sektöründe istihdam edileceğini açıklayan Dördüncü, “Gerek Teknosa, CarrefourSA ve DiaSA şirketlerinde yeni mağaza açılımları bu istihdamların gerçekleştirilmesine yardımcı olacak. Bu rakamın yaklaşık 700- 750 kişi TeknoSA’da olacak. Kalan istihdamın da CarrefourSA ve DiaSA’da olmasını bekliyoruz. Yeni istihdam alanları hizmette olacaktır” dedi.
Bir soru üzerine Ahmet Dördüncü, AkSigorta’nın satışının hiçbir zaman gündemlerinde olmadığını belirterek, şunları söyledi:
“Sabancı 50 yıllık sigortacı, 60 yıllık bankacı. Geleneksel olarak içinde olduğumuz bir şirket. Satış hiçbir zaman gündemimizde olmadı. Şirketi daha çok güçlendirmek amacımız. Ak Sigortayı önümüzdeki dönemde Pazar lideri olarak görmek istiyoruz” dedi.
-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYAÇ VAR-
Güler Sabancı, “Türkiye Anayasa değişikliği fırsatını kaçırdı mı? şeklindeki bir başka soruya şu yanıtı verdi:
“Türkiye’nin anayasada değişikliğine ihtiyacı var. Bunun demokratik olarak olması gerekli. Seçilenler, toplumun ihtiyacına çare, çözüm üretmelidir. Biz, sivil toplumda olanlar ancak destekçisi olabiliriz. Bir konsensüs ile bu konunun hallolmasını ümit ediyorum.”
5 Bin Lira Maaşla Eleman Bulamıyor
Milyonlarca işsizin olduğu Türkiye’de bazı sektörler ise çalıştıracak eleman bulamıyor.
Çalışacak eleman sıkıntısı yaşanan sektörlerden birisi de işitme sektörü. Kalifiye eleman açığı yaşanan işitme sektöründe özellikle odiometrist sıkıntısı had safhada… Sadece 60-65 odiolog olduğunu söyleyen Si-Ser İşitme Merkezleri Genel Müdürü Mahfuz Ağaç, “3-5 bin TL maaşa bile odiolog aranıyor ancak yok. 4 yıllık Odioloji bölümlerini tercih eden gençler mezun olunca iyi ücretle iş bulabilir. Devletin de odiometrist sıkıntısı var” dedi.
Sağlık meslek lisesi mezunlarının dikey geçiş yapabildiğini ifade eden Mahfuz Ağaç, “Yatırım yapmak isteyenler de personel bulamıyor. Yılda 100 mezun verilse bile sıkıntı yaşanmaz” diye konuştu.
GÖZLÜK KADAR İŞİTME CİHAZI KULLANILMIYOR
Siser İşitme Merkezleri Genel Müdürü Mahfuz Ağaç , Türkiye’de yaklaşık dört milyon işitme engelli vatandaşın bulunduğuna dikkat çekerek, “İşitme cihazlarının standardı yok” dedi. Ağaç, Türkiye’de nüfusun yüzde 8-9′unun işitme kaybı nedeniyle cihaz kullanması gerekirken, bugün cihaz kullananların oranının sadece yüzde 1 olduğuna da dikkat çekiyor.
Türkiye’de yaklaşık 4 milyon işitme engelli vatanda rağmen yılda 110 bin civarında işitme cihazı satıldığını ifade eden Ağaç, “İşitme cihazı çok önemli olmasına karşın gözlük gibi tercih edilmiyor” diye konuştu.
AVRUPA’NIN YASAKLADIĞI CİHAZLAR TÜRKİYE’DE
Yaklaşık 4 milyon işitme engellinin bulunduğu, yılda 110 bin işitme cihazının satıldığı Türkiye’de her yıl ciddi sorunlara yol açan binlerce cihazın tüketiciyle buluştuğunu bildiren Si-Ser İşitme Merkezleri Genel Müdürü Mahfuz Ağaç, “Geçen yıl, kulakta travmaya neden olabilecek 45 bin cihaz satıldı” dedi.
FRENİ TUTMAYAN CİHAZLAR
Avrupa’nın satışına izin vermediği işitme cihazlarının yarattığı tehlike konusunda bilgi veren Mahfuz Ağaç, şöyle konuştu: “40-45 bin adet, freni tutmayan aracın trafiğe çıkması gibi düşünebilirsiniz. İnsanların kulağında freni tutmayan cihazlar var. Avrupa’da işitme cihazlarının onaylandığı bir merkez var. Cihazlara ‘dijital’ veya ‘analog’ gibi sınıflama yapılıyor. Desibel ayarı olmayan cihazlar faydadan çok zarar veriyor. Çünkü ayar yaparak; 130 veya 140 desibelin üzerine geçtiği anda sesi kısabilirsiniz. Bar ve konserde 115 desibel ses çıkar. Jet motorunun sesi 145 desibeldir. Siz işitme engellilere desibel ayarı yapılmamış cihaz verirseniz faydadan çok zarar verirsiniz.”
Odyoloji nedir? Odyolog kimdir?
Odyoloji işitme, dengeyle ilgili çalışmaların yapıldığı ve işitme- denge bozukluklarının araştırıldığı bilim dalıdır. Odyoloji biliminin uygulayıcıları, meslek elemanlarına odyolog denir. Odyoloji Uzmanına işitme bozuklukları uzmanı da denmektedir. Odyolog işitme kaybı ya da denge bozukluğu tanısını koyar ve hastaya Kulak Burun Boğaz hekimiyle birlikte tedavi ve rehabilitasyon konusunda danışmanlık yapar. Seçenekler sunar. (işitme cihazı, koklear implant vb.) Türkiye’de kimi işitme ve konuşma bozuklukları uzmanları konuşma terapisti olarak özel eğitim merkezlerinde, özel kliniklerde, üniversitelerde çalışabilmektedir. Odyoloji bilimi çok çeşitli disiplinlerle karşılıklı ve sıkı ilişki içersindedir. Kulak Burun Boğaz Hekimleri, Odyometristler, Dil Konuşma Terapistleri, Özel Eğitim Uzmanları, İşitme Engelliler Öğretmenleri, Fizyoterapistler, Psikologlar odyologların çalışma alanları içersinde zaman zaman yer alırlar.
“Biz İstihdam Yarattık Ama…”
Bakan Şimşek, Kriz Döneminde İşgücüne Katılım Çok Fazla Olduğu İçin, İşsizliğin Yükseldiğini Kaydetti
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kriz döneminde
Şimşek, bütçe açıklarında ciddi bir artışın, kamu borç dinamiklerinde inanılmaz bir kötüleşme ile birlikte ortaya çıktığını ve şu anda “Acaba bazı devletler borçlarını sürdürebilir mi, yükümlülüklerini yerine getirebilir mi?” sorunuyla karşı karşı olunduğunu anlattı.
Şimşek, “Yani bir özel sektör bilanço problemi şu anda, bir kamu sektörü bilanço problemine dönüşmüş durumda ve bazı ülkelerin iflası tartışılabilir bir noktaya gelmiş bulunmaktayız. Bence bu önemli bir konu. Yani tabii ki Yunanistan, Portekiz, İspanya vesaire gibi ülkelerle ilgili kaygılar bu kadar ön plana çıkmadan önce piyasalara baksanız V formatında bir çıkış trendi…” diye konuşan Şimşek, şimdi ise acaba ikinci bir dip yaşanabilir mi kaygısının yaşandığını söyledi.
Bu kaygılardan ötürü tabii ki piyasaların bu konuyu yeniden düşündüklerini belirten Şimşek, bu olayı sadece ve sadece bazı ülkelerin borç dinamiklerine ilişkin kaygılara indirgemek istemediğini, bu arada Çin’in bir miktar frene basması, Hindistan’ın ve diğer bazı ülkelerin para politikasında sıkılaştırmaya gitmeleri, örneğin Brezilya’nın mali canlandırma programlarını ortadan kaldırması ile ilgili hususların da global büyümeye ilişkin yeni soru işaretleri uyandırdığını anlattı.
“Yani o çerçeveden bakmak lazım. Son birkaç sathını yaşadığımız piyasalardaki gelişmeleri muhtemelen o çerçevede değerlendirmek lazım” diyen Şimşek, dünyada kriz döneminde olağanüstü tedbirler alındığını, gerek bankalara verilen sermaye desteği gerekse ekonomileri canlandırma konusunda yapılan ek harcamalar veya vazgeçilen vergiler, birtakım garantiler, taahhütlerle birlikte rakamın 5,5 trilyon dolarlık bir tedbir paketinden bahsedilebileceğini söyledi.
Olağanüstü tedbirlerin uygulamaya konmasıyla dünya ekonomisinin bir deflasyonu, bir onarımı atlattığını, hatta belki beklenenden çok daha hızlı da bir büyüme patikasına girmiş durumda olduğunu belirten Şimşek, şöyle devam etti:
DÜNYA DESTEKLER OLMADAN YOLUNA DEVAM EDEBİLECEK Mİ?
“Şimdi bu büyüme patikasında dünya tekrar aşağıya doğru bir trende mi girecek yoksa bu mevcut zemini koruyacak mı? sorusu tabii ki bence çok önemli bir sorudur. Bizim için de önemlidir tabii ki dünya açısından çok kritik bir sorudur. Dünya ekonomisi bu destekler olmadan güçlü bir şekilde yoluna devam edebilir mi sorusu çok anlamlı bir sorudur. Maalesef o soruya cevap vermek kolay değildir. Muhtemelen gelişmiş ülkeler açısından bu soruya olumlu cevap vermek çok zor. Gelişmekte olan ülkelerin durumu çok farklı çok daha iyi durumda. Tabii bu ülkelerin borç dinamiklerine ilişkin endişelere son verebilecek miyiz, o tekrar bir güven kaybına yol açacak mı? Bu da çok önemli bir sorudur. Öyle inanıyorum ki Avrupa tabii ki şu anda bir çaba içerisinde bu endişelerin daha da büyümemesi için, muhtemelen bu aşamada belki bu endişeler sınırlanabilir diye düşünüyorum. En son G-7 zirvesinde maliye bakanları, devlet başkanları henüz mali canlandırma programlarını sonlandırmak için erken olduğu konusunda hemfikir olduklarını ifade ettiler. Bu muhtemelen doğru bir yaklaşım ama bu yaklaşımı mutlaka bu ülkeler kredibilitesi olan orta vadeli mali programlarla desteklemeleri lazım. Türkiye’de açık arttı, dünyada bütçe açıkları arttı. Krizin önemli ölçüde yansıması diye bunu satabilirsiniz. Çıkıp piyasalara ‘bu bir kerelik bir şoktur, bu devam etmez’ demek için bu sözleri tabii ki desteklemek lazım. Biz Türkiye olarak aslında bunu yapan ilk ülkelerden birisiyiz.
Kriz döneminde politika yapıcıları olarak, hükümet yetkilileri olarak çok eleştirildik, ama şimdi geriye baktığımızda aslında çok sakin bir şekilde kendi kaynaklarımızdan kendi önlemlerimizle bu işi mümkün olduğunca iyi yönettiğimiz kanısındayım.
Çıkış stratejileri önemlidir, Türkiye ortaya bir çıkış erken bir şekilde koyan ve dolayısıyla piyasa beklentilerini o çerçevede çıpalayan nadir ülkelerden bir tanesidir diye düşünüyoruz.
Orta vadeli bir mali programı inşa ettik ve gerçekçi olan kredibilitesi olan bir program ortaya koyduğumuz kanısındayız. Hatta belki biraz özellikle hedefler bağlamında, makro ekonomik çerçeve bağlamında orta vadeli program ve orta vadeli mali program biraz da aslında muhafazakar, mütevazi bir programdır, çok iddialı bir program değil ama güven bakımından da son derece gerçekçi bir program olduğu ortaya çıkıyor. Bence bu önemli…Türkiye olarak sadece kağıt üzerinde bir plan koymadık. Ona gerçekleştirmeye yönelik de etkili adımlar attık.”
SORUN SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL
Dünyanın ve Türkiye’nin krizin sonucu olarak karşı karşıya olduğu en ciddi sorunun işsizlik olduğunu dile getiren Bakan Şimşek, “Bu çok ciddi bir sorundur ve gerçekten de uzun bir süre bizim karşı karşıya olacağımız, sadece Türkiye’nin değil, bir çok ülkenin karşı karşıya olacağı bir sorundur. Bugün İspanya’nın yüzde 19,5 civarındadır, Avrupa ortalaması yüzde 10, ABD yüzde 10 civarındadır. Birçok ülkede yüzde 10-12′ler civarında bir işsizlik oranı vardır. Türkiye’de de bu dönemde işsizlik yüzde 10,3′ten 13,1′e kadar yükselmiştir. Aslında kriz döneminde Türkiye istihdam yaratmıştır ama işgücüne katılımın çok fazla olduğu bu dönemde işsizlik yükselmiştir” diye konuştu.

