Gündem
Bakan Günay, Şivan Perver’le şarkı söyledi
Bakan Günay birlikte şarkı söylemekten mutlu olduğunu belirtti, Perver de ”Çok yakında Türkiye’ye geleceğim” dedi
Türkiye’nin bu yıl konuk ülke olduğu 44. Uluslararası Turizm Borsası Fuarı’na katılmak amacıyla Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Antakya Medeniyetler Korosu’nun Fransız Katedralinde (Französischer Dom) verdiği konseri izledi, daha sonra da sanatçı Şivan Perver ile sahnede ”Memleketim” şarkısını söyledi.
Bakan Günay, katedraldeki konseri Perver, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt ve Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Acet ile birlikte izledi. Konseri Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Eckard Cuntz, Berlin Başkonsolosu Mustafa Pulat ile Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, bazı Türk kökenli milletvekilleri ve çok sayıda dernek üyesi ile iş adamları da izledi.
Konserin son bölümünde Perver, Büyükelçi Acet, Alman Federal Meclisi’nin eski başkanı Rita Süssmuth, Hatay Valisi Ahmet Kayhan ve Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile birlikte sahneye çıkan Bakan Günay, burada ”Memleketim” adlı şarkıyı seslendiren koroya eşlik etti.
Bakan Günay, ”Çok güzel bir akşam oldu. Şivan Perver ile birlikte söyledik” derken, Perver de ”Bu memleket hepimizin, bu türküler hepimizin. Elbette söyleyeceğim” diye konuştu. Türkiye’ye yakın bir zamanda gelip gelmeyeceği sorusuna karşılık da Perver, ”Çok yakında geleceğim” diye yanıt verdi.
Türk gazetecilerin konser öncesinde sorularını yanıtlayan Bakan Günay, vizenin kaldırılmasıyla ilgili bir soru üzerine, şunları söyledi:
”Yakın çevremizde vizeyi kaldırmak yönünde bir politika sergiliyoruz. AB ülkeleri ile bunu yapmamız biraz zaman alacak, çünkü bir AB ülkesinden vize aldığınızda bu, öbürüne yansıyacak. Bu konuda şimdi böyle bir rahatsızlık görünüyor, ama zaman içinde biz bu engelleri aşacağımıza, en azından iş adamlarına uzun süreli vize alma konusunda başarılı olacağımızı düşünüyoruz. Türkiye artık dışarıya emek gücü vermeyen, yurt dışından iş göçü yaşayan bir ülke haline gelecek. Dünyada en büyük 16. ekonomiye sahip bir ülke haline geldik. Bu gelişmeler zaman içinde diğer ülkelerden de büyük bir kabul görecektir.”
Kültür ve Turizm Bakanı Günay, Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili olarak da şunları kaydetti:
”AB konusunda Türkiye’nin haksızlığa uğradığını düşünüyorum doğrusu. Demokrasi ve çoğulculuk konusunda yeni adım atan Doğu Avrupa ülkeleri hızla AB’ye katılırken Türkiye’nin uzun yıllardan bu yana böyle yapay önlemlerle engellenmeye çalışılması gerçekten haksız bir tutumdur. Biz bunu dikkatle izliyoruz. Moralimizi etkilese bile azmimizi etkilemiyor. AB’yi biz Türkiye için bir temel politika olarak görüyoruz, çünkü evrensel değerler ile buluşan bir toplum yapısı kurmak istiyoruz.”
AB’nin Türkiye’yi içine aldığı zaman gerçek bir çoğulcu toplum yaratacağını ve uluslararası bir birlik haline dönüşeceğini ifade eden Günay, ”Ben bu konuda AB’nin henüz yolun başında olduğunu düşünüyorum” dedi.
İsrail halkıyla da hiçbir sorunları olmadığını, sadece İsrail hükümetini eleştirdiklerini belirten Günay, Türkiye’nin hiçbir dünya halkıyla sorunu olmadığını söyledi.
Bakan Günay, konserin başlangıcında yaptığı konuşmada da koronun Türkiye’nin tüm renklerini yansıttığını, Türkiye’ye yönelik bazı huzursuzluk yaratma çabalarına rağmen ülkede insanların böyle bir renk cümbüşü içinde yaşadığını ifade etti.
Türkiye’de barış içinde yaşamak istediklerini, özgürlükleri çoğaltarak, dayanışmayı geliştirmeye çalıştıklarını kaydeden Günay, içtenlikle Türkiye hasreti çektiğini belirttiği sanatçı Perver’in de konsere katılmasından büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Alman Federal Meclisi’nin eski başkanı Süssmuth da tüm çabaların ön yargıların kırılması yönünde olması, Almanlarla Türklerin birbirini yakından tanıyarak birlikte yaşaması gerektiğini vurguladı.
Süssmuth, ayrıca bugüne kadar başarısız olduğu için 3. kez ortaya atılan Türk-Alman Üniversitesi kurulması fikrini birlikte geliştirdiği Büyükelçi Acet’e de teşekkür etti.
Antik Antakya Derneği Başkanı Nihat Sorgeç’in selamlama konuşması da yaptığı konserde, koro üyeleri, kurucuları Yılmaz Özkan’ın açıklamalarıyla konser verdi.
BAKAN GÜNAY GÖSTERİCİLER İLE KONUŞTU
Kültür ve Turizm Bakanı Günay, konser öncesinde Fransız Katedrali’nin önünde Ilısu Barajı projesinin durdurulmasını isteyen göstericilerin yanına giderek, kendileri ile sohbet etti.
Göstericiler ile tek tek tokalaşan Günay, ”Hassasiyetinize teşekkür ediyorum. Aynı duyarlılığı ben de paylaşıyorum. Kültürel varlıklarımızı koruyacağız, ancak kalkınmamazı da sağlayacağız” diye konuştu.
“BU SÖZLER YANLIŞ”
BAYKAL’DAN KILIÇDAROĞLU’NUN ‘GENEL AF’LA İLGİLİ SÖZLERİNE TEPKİ. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun Batman’da yaptığı konuşmada ‘genel af’la ilgili söylediği sözlere tepki gösterdi. Baykal, “Bu sözler yanlış. Gündeme getirmek doğru değil” dedi.
Baykal, grup toplantısından sonra gazetecilerin genel af konusundaki sorularını cevapladı. Af için ortamın müsait olmadığını, bu süreçte affın söz konusu olamayacağını belirten CHP lideri Baykal, ”Terör bitmedikçe, bu sözler yanlış sözler. Bunu gündeme getirmek ve buradan bir arayışa girmek kesinlikle doğru değildir.” dedi. Bu konuda CHP’nin düşüncesiyle ilgili herhangi bir tereddüte yer olmadığına dikkat çeken Genel Başkan Baykal, CHP olarak terörle mücadelenin ülkenin temel önceliği olduğunu, teröre karşı kararlılıkla ve sonuç alıcı bir mücadele vermenin mutlak zorunluluk olduğunu düşündüklerini belirtti.
Baykal, bu mücadeleyi açanlar ilan ettiği, ellerindeki silahların tümünü teslim ettiği, artık teröre tekrar başvurulmayacağı konusunda herkesin haklı bir güven duyabildiği bir noktada bir toplumsal barış projesi olarak af konusunun düşünülebileceğini söylediklerini hatırttı. Bunu kendisinin söylediğini ifade eden Baykal şöyle konuştu: “O zaman da kullandığımız niteleme aftır. Ülkenin şartlarına, ihtiyaçlarına göre bunun kapsamı, niteliği, çerçevesi elbette belirlenecektir. Ama Türkiye’de terör net bir şekilde gündemden düşecek ise, ortadan kalkacak ise, o günleri yaşar isek ve bunun kalıcı olduğu ortaya çıkar ise silahlar tümüyle teslim edilir ve terör dönemi reddedilir ise elbette bizim insanları kin, intikam ve nefret duygusu içinde düşman gibi kabul etmemiz çok yanlıştır. Bir toplumsal barış projesine inşallah o gün geldiğinde Türkiye’de ihtiyaç olur, imkan olur, bu imkanı, bu ihtiyacı o zaman değerlendiririz. Ama şu sırada, bakın ikinci şehidi verdik son iki gün içinde, böyle bir şeyin hiçbir ortamı yok. Bu sözler yanlış sözler. Bunu gündeme getirmek, taşımak ve buradan bir arayışa girmek kesinlikle doğru değildir. Biz terörle mücadelenin kararlılıkla yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Terör tehdidi ülkenin gündeminden kesinlikle düştükten sonra elbette hepimiz bir toplumsal barış anlayışı içinde gereken neyse o zaman ona hep birlikte milletçe bakarız.”
-CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KILIÇDAROĞLU: ‘YOKSA BUGÜNKÜ KOŞULLARDA BİR GENEL AFFIN OLABİLECEĞİ GİBİ BİR DÜŞÜNCE SÖZ KONUSU DEĞİL”
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, ”Birlikte, beraber olmanın, kardeş olmanın, sosyal projenin vazgeçilmez bir koşulu olarak af gündeme geldiği zaman bunun desteklenmesi gerektiğini söyledik” dedi.
Kılıçdaroğlu, CHP Elazığ il binasında düzenlediği basın toplantısında, depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dilemek ve geçmiş olsun dileklerini iletmek için kente geldiklerini söyledi.
Depremin en çok hissedildiği Okçular köyüne ulaşmakta çok zorlandıklarını, köyde bir kaos havasının egemen olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ”Köyden çıkışta da bir hayli zorlandık. Konuştuğumuzda yurttaşlar hem depremin şokunu atlamamışlar hem de gelen yardım talepleri ulaşımdaki aksama nedeniyle bölgeye intikal edemiyordu. Bu yönde şikayetler geldi. Bu sabah tekrar köylerimize gittik. Bu kez alınan önemler nedeniyle deprem bölgelerine ulaşmanın biraz daha kolay olduğunu gördük. Bu açıdan yöneticilere şükranlarımızı sunmak istiyoruz” dedi.
Kılıçdaroğlu, can kaybı yaşanan evlerin tamamının taş ve yığma evler olduğunu ifade ederek, ”Kerpiç evler yıkılmaz, genelde hep taş evler. Çünkü taşların arasına saman ve çamurdan oluşan harç konuyor. En ufak bir depremde bunların tümü dağılıyor. O bölgede hasarlı olsun olmasın, yıkılsın yıkılmasın depreme dayanıklı konut yapılması için yeniden harekete geçmesi gerekiyor hükümetin. Bu yapıldığı takdirde sanıyorum depreme dayanıklı konutlarda bizim yurttaşlarımız oturabilecekler” diye konuştu.
-GENEL AF TARTIŞMALARI-
Bir gazetecinin ”Afla ilgili açıklamalarınıza MHP ve AK Parti’den tepkiler geldi. Neler söyleyeceksiniz?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, ”İlk tepki bildiğim kadarıyla Sayın Bülent Arınç’tan gelmişti. Sayın Arınç’ı samimi söylemek gerekirse çok ciddiye almadığım için hiçbir yanıt vermedim. Ama Sayın Bahçeli’yi ben saygın bir politikacı olarak kabul ederim. Onun ötesinde Sayın Bahçeli benim sınıf arkadaşım. Sayın Bahçeli’nin Sayın Arınç ile aynı çizgiye düşmesini doğrusunu isterseniz üzüntüyle karşıladım” dedi.
Terörle mücadelede affın bir yöntem olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Terörün bittiği, silahların koşulsuz teslim edildiği, artık terörün olmayacağı, sevginin, barışın, kardeşliğin egemen olduğu bir süreçte kavgayı sürdürmenin hiçbir anlamının olmadığı bir süreçte, bir toplumsal uzlaşmanın gereği olarak ortaya çıktığı zaman af söz konusu olur. Biz bunu söyledik. Yoksa bugünkü koşullarda bir genel affın olabileceği gibi bir düşünce söz konusu değil. Bugün terör var. Terör bitti mi ki biz bir affı gündeme getirmiş olalım. Altını tekrar çiziyorum, birlikte, beraber olmanın kardeş olmanın, sosyal projenin vazgeçilmez bir koşulu olarak af gündeme geldiği zaman bunun desteklenmesi gerektiğini söyledik. Toplumsal barışın bir ögesi ise söylediğim ifade aynen oydu, toplumun barışının bir unsuru, bir ögesi olarak gündeme gelirse CHP affa evet diyecektir. Yoksa af terörü sonlandırmanın bir unsuru değildir. Sayın Bahçeli’ye şunu söylemek isterim, Sayın Bahçeli bir anlatımında ‘Bu bir ABD dayatmasıdır’ diye bir ifade kullanmış. CHP hiç bir dayatmaya ne bugün ne bundan önce hiçbir zaman boyun eğmemiştir. CHP’nin genlerinde Kuvayımilliye ruhu vardır.”
Kılıçdaroğlu, ”Mayısta kurultayınız var, başkanlığa adaylığınızı koyacak mısınız?” sorusu üzerine ”Bu soru çok soruldu. Bizim bir genel başkanımız var. Genel başkanımızdan daha öğreneceğimiz çok şey var” karşılığını verdi.
3 muvazzaf asker tutuklandı
Daha önce serbest bırakılan astsubaylar cezaevinde
Balyoz soruşturması kapsamında daha önce mahkeme tarafından serbest bırakılan, ancak savcılığın itirazı üzerine haklarında yakalama kararı çıkarılan 3 astsubay tutuklandı.
Askeriye ait sivil bir minibüs ile Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen 3 astsubay, mahkemeye sevk edilmişti. Tutuklama kararı mahkemece yüzlerine okunan askerler, Hasdal Askeri Cezaevi’ne götürüldü. Yeni tutuklamalar ile Balyoz soruşturması kapsamında tutuklu sayısı 40′a yükseldi.
Kamyon Emniyetten ayrıldı
Silah ve mühimmat yüklü kamyon işlemlerin ardından Emniyetten ayrıldı. Ankara Etimesgut civarında akşam saatlerinde durdurulan silah ve mühimmat yüklü kamyon, Ankara Emniyet Müdürlüğünden ayrıldı.
Silah ve mühimmat yüklü bir kamyon, 155 polis imdat hattına gelen bir ihbar üzerine Etimesgut civarında durdurulmuştu. İçinde 1 sivil ve 2 askeri personelin de bulunduğu, Türk Silahlı Kuvvetlerince kiralandığı belirtilen kamyon, incelenmek üzere Ankara Emniyet Müdürlüğüne getirilmişti.
Merkez Komutanlığı yetkililerinin de hazır bulunduğu yaklaşık 5 saat süren incelemenin ardından kamyon, 01.45 sıralarında Ankara Emniyet Müdürlüğünden ayrıldı.
Kamyon daha sonra, Gölbaşı’ndaki askeri birliğe giriş yaptı. Kamyonun Ankara Emniyet Müdürlüğünden çıkışı sırasında Konya yolu trafiğe kapatılarak, basın mensuplarının görüntü alması engellendi.
Ancak yolun trafiğe kapatılması üzerine Emniyet Müdürlüğünün yanındaki alışveriş merkezinin otoparkından geçen basın mensuplarının bulunduğu araçlar, mühimmat yüklü kamyona AŞTİ yakınlarında yetişerek takibe başladı.
Yaklaşık 40 kilometre hızla ve konvoy halinde geçilen güzergahın sonunda kamyon, Gölbaşı’ndaki askeri birliğe, 02.25′te giriş yaptı.
Bu arada, kamyona, emniyete ait 5 aracın eskortluk yaptığı görüldü.
İktidar ve muhalefet uzlaştı
Söz konusu “çocuklar” olunca…
Adalet Bakanı Ergin, 18 yaş altındaki çocukların, çocuk mahkemelerinde yargılanmasını öngören yasa tasarısı için muhalefetin nabzını yokladı. İktidar CHP, MHP ve BDP’yle “çocuklar” konusunda uzlaştı. Ergin, CHP ve MHP’nin “Öcalan” kaygısı için de “Tereddüt kalmayıncaya kadar bir çalışma da yapılabilir” dedi.
HÜKÜMET, “demokratik açılım” sürecinin ilk yasa tasarısı olan ve kamuoyunda taş atan çocuklar olarak bilinen, terör suçuna bulaşmış 18 yaş altındaki çocukların, çocuk mahkemelerinde yargılanmasını öngören yasa tasarısını yeniden Meclis’e getirmek için dün muhalefetin kapısını çaldı. Bakan Ergin, dün beraberinde Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ ile CHP Grup Başkan Vekili Hakkı Suha Okay, BDP Grup Başkan Vekili Ayla Akat Ata, son olarak da MHP Grup Başkanı Vekili Mehmet Şandır’ı ziyaret etti. Edinilen bilgiye göre Ergin, tasarının muhalefetten gelen önerilerle ve komisyon aşamasında önergelerle de değişiklik yapılabileceğini ifade etti.
’Malum şahıs’ notu
Bakan’ın ziyaretinde CHP, MHP ve BDP temsilcilerine, tasarının yer aldığı dosyanın yanı sıra, tasarı ile getirilecek değişikliklerin Öcalan’ın yeniden yargılama yolunu açacağı yönündeki CHP ve MHP’nin endişelerine yanıt veren bilgi notu konuldu. Öcalan için ‘malum şahıs’ ifadesi kullanılan bilgi notunda, Öcalan’ın yeniden yargılanması yönündeki hukuki girişimler, AİHM kararları ve mevcut yasaların varlığına işaret edildi. Bilgi notunda, tasarı ile getirilecek değişikliklerin de Öcalan’a yeniden yargılama yolu açmayacağı ifade edildi. Bilgi notunda, Terörle Mücadele Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarası “nda yargılamanın yenilenmesi konusuyla ilgili olarak bazı düzenlemelerin yapıldığına işaret edildi ve CMK’nın 311. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırıldığına işaret edildi. CMK’nın 319. maddesinde yapılan değişiklikle yargılanmanın yenilenmesi talebinin ‘daha önce esassız olması’ sebebiyle reddedilenler açısından, aynı sebebe dayanarak yeniden yargılama talebinde bulunulmayacağına işaret edildi ve talepte bulunulması durumunda da talebin usulden ret edileceği hükmünün altı çizildi. Bilgi notunda, CMK’nın 321. maddesinde yapılan değişiklikle, AİHM kararlarında, sözleşmeye aykırılığı tespit edilen hususların, hüküm sonucuna etkisinin olmayacağının anlaşılmış olması durumunda da, yargılamanın yenilenmesi talebinin, esas yönünden ret edileceğinin hüküm altına alındığı ifade edildi.
311 kaygısı
CHP’li Okay ve MHP’li Şandır’ın Bakan Ergün ile görüşmelerinde, tasarı ile getirilecek değişiklikle 311.maddesinin 2. fıkrasının ortadan kaldırılmasına ilişkin kaygı dile getirildi. Ergin ise turlar sonrası yaptığı açıklamalarda, ”Bu madde tasarıyı bloke etmemeli. 311/2 maddesiyle ilgili değerlendirmeyi, tereddütler doğrultusunda yeniden görüşüp, bu noktada tereddüt kalmayıncaya kadar bir çalışma da yapılabilir“ diye konuştu.
CHP: ÇOCUK KISMINI KONUŞURUZ
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, görüşmede, Öcalan’ın yeniden yargılanma ihtimalini yaratabilecek düzenlemenin, tasarıdan çıkarılmasını istediklerini vurgulayarak, “Taş atan çocuklarla ilgili bölümün görüşülebileceğini ama bunun bir paket halinde gelmesi halinde, Öcalan’a ilişkin bölümünün çıkarılmaması durumunda, çocukların da mağdur olacağını ifade ettik” dedi ve şöyle devam etti: “Çocuklara ilişkin bölümü görüşülebilir. Parlamentodan, terörist başına af, tahliye ihtimali yaratacak bir düzenlemenin geçmesini CHP olarak istemeyiz.”
MHP: ÇOCUKLARI KAZANALIM
MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, değişikliğin iktidarın sorumluluğunda olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Yasama olarak her parti katkı vermek durumunda. Bizim daha önce bu konularda tekliflerimiz var onları da değerlendireceğiz. Ülkenin yeni bir gerilime düşmesine izin vermeden, bu çocukların topluma kazandırılmasına yardımcı olmalıyız.”
BDP: MUTABAKATLA ÇÖZÜLEBİLİR
BDP Grup Başkan Vekili Ayla Akat Ata, bu konuyu siyasetin toplumsallaşması açısından önemli bulduklarını dile getirdi. Ata, “İnanıyoruz ki mutabakatla genel kurulda görüşülecek” diye konuştu. Ata, Bakan Ergin’e şöyle dedi: “Biz bu yasanın çocuklar için çıkarılmasını istiyoruz. Taslakta getirilen değişiklikler Öcalan’a yeniden yargılama yolunu açmıyor. Yine de muhalefetin kaygısını uyandıran madde taslaktan çıkarılabilir” dedi.
Gül: Günahı küçükler ödememeli
CUMHURBAŞKANI Gül, kamuoyunda ’taş atan çocuklar yasası’ olarak bilinen tasarının Meclis’ten geçmesi temennisini dile getirdi. Gül, Meksika Büyükelçisi Jaima Enrique Inocencio Garcia Amaral’ın güven mektubunu kabulü sırasında basın mensuplarının taş atan çocuklar yasası tasarısıyla ilgili bir sorusunu yanıtladı. Gül, ”Büyüklerin günahını küçüklere ödetmemek gerekir. Umarım el birliği içinde bu yasa geçer“ dedi.
Tasarı ne getiriyor?
Değişiklik ile TMK’da çocuklara verilecek cezalar ve yargılanacakları mahkemeler konusunda yer alan aleyhteki bazı istisnalar kaldırılıyor. TMK’da yer alan ‘15 yaşını tamamlamamış’ ifadesi ile ‘Bu suçlardan dolayı 15 yaşın üzerindeki çocuklar hakkında açılan davalar da bu mahkemelerde görülür’ hükmü yürürlükten kaldırılıyor. Buna göre, 15-18 yaş sınırındaki çocuklar yargılanmayacak. Bu çocuklar için TMK’dan kaynaklanan yüzde 50 ceza artırımı uygulanmayacak, verilen cezalar da alternatif yaptırımlara dönüştürülebilecek.
Cenazede fısıltılar
Aman Baykal duymasın”
İhsan Doğramacı’nın Kocatepe Camii’nin avlusundaki tabutunun başına saf tutan ilk isim CHP Genel Başkanı Deniz Baykal oldu. Baykal’ın ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ geldi. Baykal-Başbuğ selamlaşmanın ardından kısa bir süre sohbet etti. Tabutun başına gelen üçüncü isim olan Başbakan Erdoğan, önce Başbuğ’un sonra “adını mecbur kalmadıkça ağzıma almayacağım” dediği Baykal’ın elini sıktı. Başbuğ, Erdoğan ile Baykal’ın arasında kaldı. Erdoğan’ın bir sorusuna cevap veren Başbuğ elini ağzına götürünce, “Aman Baykal duymasın” yorumları yapıldı. Saf tutan son isim olan Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ile konuşurken de, Baykal-Başbuğ arasındaki neşeli sohbet objektiflere de yansıdı. Gelişi sırasında eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i görmeyen Erdoğan namaz sonrası yanına gidip elini sıktı.
Kenya’dan çarpıcı iddia
Ecevit istedi, APO’yu MOSSAD yakalayıp verdi!”1999’da PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanması için dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in İsrail lideri Benjamin Netanyahu’dan yardım istediği, Apo’nun Kenya’da, 6 kişilik MOSSAD timinin operasyonu ile yakalandığı ileri sürüldü. İddiaya göre Kenya istihbaratı da Yunan elçiliğine MOSSAD ajanlarıyla düzen-lenen APO baskınında yer aldı
Yıl 1999… Türkiye’nin dik duruşu ve savaş tehdidi sonuç vermiş ve PKK lideri Abdullah Öcalan yıllardan beri ikamet ettiği Suriye’deki Bekaa Vadisi’ni terk etmek zorunda kalmıştı. Öcalan, İtalya’ya adım atar atmaz Türkiye ile İtalya arasında söz düellosu da başlamıştı… Ancak perde arkasında çok çarpıcı gelişmeler oluyordu. İşte bu gelişmeleri Öcalan’ın yakayı ele verdiği Kenya’nın gizli servisi 11 yıl sonra ilk kez ülkenin prestijli gazetesi The Nation’a anlattı. Adını vermeden gazeteye konuşan yetkilinin iddialarına göre Öcalan’ın yakalanışı Türkiye’nin talebiyle hayata geçen bir MOSSAD operasyonuydu. Kod adı da ’Uyanık’tı (Watchful).
Buna göre, Öcalan kendisine sığınacak bir ülke ararken dönemin Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, İsrail’in o dönemdeki başbakanı Benjamin Netanyahu’yu arayarak “MOSSAD bize Öcalan’ı izlemek ve yakalamakta yardımcı olabilir mi?” sorusunu yöneltti. Netanyahu teredüt etmeden olumlu yanıt verdi. Ancak Ecevit’e, “Bu işin içinde MOSSAD’ın olduğu hiçbir zaman bilinmeyecek. Öcalan yakalandığı zaman bunun sadece Türk güçleri tarafından düzenlenen bir operasyon olduğunu açıklayacaksınız” talebini iletti. Ecevit de bunu hemen kabul etti. Netanyahu telefonu kapatır kapatmaz MOSSAD’ın başındaki Efraim Halevy’yi aradı. Operasyon için 6 kişilik bir MOSSAD timi oluşturuldu.
Kadın ajan peşinde
MOSSAD tarafından operasyona “Uyanık” (Watchful) adı verildi. MOSSAD şefi timden sadece Öcalan’ı izlemelerini, kendilerine talimat verilmediği sürece hiçbir şey yapmamalarını istedi. İlk takip Roma’da başladı. 2 teknik takipçi (yahalomin) ve bir kadın ajanın (bat leveyha) da bulunduğu ekip Öcalan’ın kaldığı apartmanın hemen yakınına izleme ve dinleme sistemi kurdu. Vatikan yakınlarındaki bölgede amaç kadın MOSSAD ajanının Öcalan’a yaklaşmasını sağlamaktı, ancak Öcalan İtalya’yı terk edince bu plan suya düştü.
Öcalan İtalya’nın ardından gittiği İspanya, Fas, Tunus, Suriye ve Portekiz’de hep MOSSAD ajanlarının takibindeydi. Tüm sığınma başvuruları reddediliyordu. Sonunda bir Hollandalı istihbaratçı Amsterdam’daki MOSSAD şefine “Öcalan KLM uçağıyla Nairobi’ye gidiyor” bilgisini verdi. MOSSAD timi hemen Kenya’ya uçmak için hazırlıklara başladı.
5 Şubat 1999’da “Tetikte” timi Kenya’ya indi. MOSSAD ve Kenya istihbaratı çok iyi ilişkiler içindeydi hatta MOSSAD’ın Kenya’da güvenli evlere sahip olmasına dahi izin veriliyordu. MOSSAD, CIA’nın da yardımıyla Öcalan’ın Yunanistan elçiliğinde saklandığını tespit etti ve hemen elçilik dinleme altına alındı. Öcalan’ın yaptığı tüm görüşmeler sokağın karşısında kamp kuran MOSSAD ajanları tarafından dinleniyordu.
Ve sonunda Halevy’den beklenen emir geldi: Öcalan’ı ilk fırsatta yakalayın! Bunun yöntemi olarak da Öcalan’ın koruma ekibine sızma gösterildi. Öcalan nasıl olduysa yanında silahlı korumalar ve bir makineli tüfekle Kenya’ya giriş yapmayı başarmıştı. MOSSAD, Öcalan’ın korumalarından birini gözüne kestirdi ve koruma Norfolk Oteli’nde içki içerken muhteşem bir Kürtçe konuşan MOSSAD ajanlarından biri yanına yaklaşarak dostluğunu kazandı. Öcalan’ın başvurularının reddedilmesi nedeniyle çok sinirli olduğunu öğrendi. Güney Afrika’nın da başvurusunu reddetmesinin ardından umutsuzluğa kapıldığını anlattı.
KENYA’DA EN ETKİLİ GAZETE
Haberin yayınlandığı Nation gazetesi Kenya’da 205 bin tirajıyla ülkenin en etkili ve ciddi gazetesi olarak kabul ediliyor. Gazete ayrıca Doğu Afrika’nın en büyük ve bağımsız yayın organı olarak tanınıyor. 1960 yılından bu yana İngilizce olarak yayınlanan gazete en yakın rakibine de 3 kat fark atmış durumda.
‘Lazaros Mavros’ pasaportuyla yakalandI
Türkiye’nin baskıları sonucu Suriye’den çıkmak zorunda kalan Öcalan, önce Rusya’ya, oradan İtalya’ya geçti. İtalyan Hükümeti tarafından da ülkeden çıkarılınca Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliği’nde saklanan Öcalan 16 Şubat 1999 tarihinde Bordo Bereliler tarafından uçakla Kenya’dan Türkiye’ye getirildi. Öcalan’ın üzerinden Lazaros Mavros adına düzenlenmiş bir Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu çıktı.
MOSSAD lideri itiraf etmişti
MOSSAD’In o dönemdeki başkanı Efraim Halevy, emekli olmasının ardından yazdığı kitapta Öcalan’ın yakalanmasının bir MOSSAD operasyonu olduğunu ileri sürmüş, ancak Netanyahu’dan aldığı direkt emir nedeniyle tüm MOSSAD ajanlarına yönelik hazırladığı mesajda “Öcalan’ın yakalanmasıyla teşkilatımızın hiçbir alakası olmamıştır” ifadesini kullandığını itiraf etmişti. Bu mesajı yazma kararını Halevy kitabında şöyle anlatıyor: “Türk basınında çıkan haberlerin asılsız olduğu gerçeğinin hızla değişen durum içerisinde önemsiz olduğunun farkındaydım. Avrupa’daki Kürtlerin söylenenlerin gerçekten de doğru olduğuna inanmayı sürdürmeleri durumunda Avrupa topraklarında, uğratıldığına inandığı büyük ihanetin intikamını almaya çalışmakla kalmayıp, zor görevlerimizi daha da tehlikeli hale getirecek bir düşmanla karşı karşıya geleceğimizden endişeleniyordum. Bu şartlar altında Kürtler’e, liderlerinin yakalanmasıyla Mossad’ın uzaktan yakından alakası olmadığına dair açık ve net bir sinyal göndermek şart olmuştu.”
Cihaner’e dava açıldı
Başsavcı Cihaner hakkındaki iddianame kabul edildi
Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları tarafından Ergenekon soruşturması kapsamında Erzincan’da yürütülen soruşturmanın iddianamesi, Erzurum 2′nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek dava açıldı.
Hakim Mustafa Karatay başkanlığında toplanan, üye hakim Ali Kaya ile üye Hakim Sefa Bilak’tan oluşan 2′nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Erzurum Özel Yetkili Başsavcı Vekili Taner Aksakal’ın sunduğu iddianameyi kabul ederek davanın açılmasına karar verdi. Heyet, iddianamede yer alan Başsavcı Cihaner’in Ergenekon soruşturması kapsamındaki bölümün, Erzurum 2′nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine hükmetti. Cihaner’in görev sırasında işlediği öne sürülen tehdit, görevi kötüye kullanmak ve evrakta sahtecilik ile ilgili suçların ise dosyadan ayrılarak Yargıtay’a gönderilmesine karar verildi.
SALDIRAY BERK’İN DURUMUNA MAHKEME KARAR VERECEK
Bu arada iddianamenin içeriğinde Erzincan 3′üncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’in durumuna ise davayı kabul eden Erzurum 2′nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti karar verecek.
TUTUKLULUK KARARINI VEREN ŞAHİN’İN HEYETTEKİ GÖREV SÜRESİ DOLDU
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanmasına karar veren Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde nöbet değişimi yaşandı. Hakim Mustafa Karatay’ın başkanlığını yaptığı mahkemenin üye hakimlerinden İsmail Şahin’in yerine bugün Hakim Sefa Bilak görev aldı. Yapılan görev değişikliğinin aylık rutin üye değişimi olduğu ifade edilirken, üye Hakim İsmail Şahin, Başsavcı Cihaner’in hem tutuklanmasına ret kararı veren hakimdi.
ŞANAL’IN YERİNE KARADENİZ
Ayrıca HSYK tarafından yetkileri iptal edilen Osman Şanal’ın yerine Ender Karadeniz’in görevlendirildiği öğrenildi.
İTİRAZ KARARI GÖRÜŞÜLÜYOR
Öte yandan bugün sabah saatlerinde Başsavcı Cihaner’in avukatı Turgut Kazan tarafından özel yetkili Cumhuriyet Başsavcı vekilliğine sunulan tutukluluğun kaldırılmasına yönelik itiraz dilekçesi de halen görüşülüyor. Tutukluluğa itiraz ile ilgili kararın da cuma gününe kadar açıklanacağı bildirildi.
“Sızdıranlar hakkında kanuni işlem başlatıldı”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’den açıklama
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Balyoz soruşturmasını yürüten savcıların arama, gözaltı gibi tüm talimat yazılarında başsavcıvekillerinin “Uygun görüldü” şerhinin bulunması istediğine ilişkin yayımlanan haberlerle ilgili gazetecilerin soruları üzerine, yazıyı basına sızdıranlar hakkında kanuni işlem başlatıldığını söyledi. Başsavcı Engin, “Neden böyle bir yazıya gerek duyuldu?” sorusunu yanıtsız bıraktı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, gün boyu emniyet, asker ve başsavcıvekillerine gönderdiği ifade edilen talimat yazısıyla ilgili haberlere ilişkin bilgi almak isteyen gazetecileri makamına kabul etmedi. Başsavcı Engin, mesai bitiminde adliye çıkışında bekleyen basın mensuplarının soruları üzerine, “Zaten bazı yazılı basın yayın organlarına sızdırılmış. Orada her şey yazıyor, ifade ediliyor. Yorum yapılacak pek bir şey yok” dedi.
Başsavcı Engin, “Zaten o yazıda da görüldüğü gibi, ifade edildiği gibi başsavcıvekillerimiz bu soruşturmada koordinatör olarak görevliler. Hatta soruşturmanın bir bölümüne de bizzat katılmak üzere de görevli bulunuyorlar. Hal böyle olunca başka bir yorum yapmaya gerek yok. Ancak bu yazıları da basına sızdıranlar hakkında kanuni gereği de tevessül edilmiştir” diye konuştu. Başsavcı Engin, sözkonusu yazıya neden gerek duyulduğu sorusunu ise yanıtsız bıraktı.
“Umarım el birliği ile bu yasa geçer”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den taş atan çocuklara yönelik düzenlemeye destek
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis gündemine gelmesi planlanan taş atan çocukları hapisten kurtaracak yasa değişikliğiyle ilgili olarak “Umarım el birliği ile bu yasa geçer. Büyüklerin günahını küçüklere ödetmemek lazım.” dedi.

