Yaşam
Akaryakıt yüklü tanker şarampole yuvarlandı
Polisi arayıp tedbir aldırdı ancak 2 kilometre kala kaza yaptı..
Adana’nın Pozantı ilçesinde freni patlayan akaryakıt yüklü tanker şarampole yuvarlandı.
Edinilen bilgiye göre, kaza Pozantı TEM otoyolunun Soğukpınar mevkiinde meydana geldi. Üzeyir Ateş yönetimindeki akaryakıt yüklü 47 DP 020 plakalı tankerin freni patladı. Tanker sürücüsü Ateş, polisi arayarak Pozantı TEM Otoyolu Turnikelerinde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasını istedi. Yolda güvenlik tedbirleri alındığı sırada turnikelere 2 kilometre kala tanker şarampole yuvarlandı.
Kazada tanker şoförü Ateş hayatını kaybederken, yanındaki Cengiz Çakmak yaralandı. Çakmak’ın Adana Numune Hastanesi’nde tedavi altına alındığı öğrenildi.
Melih Gökçek’ten kötü haber
Sıkıntı devam ederse sabah ve akşam seferleri de azaltılacak”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara’da otobüs bileti fiyatlarındaki indirimin kendilerini sıkıntıya soktuğunu söyledi. Gökçek, durumun devam etmesi halinde sabah ve akşam seferlerinin sayısında da azaltmaya gideceklerini dile getirdi.
Levent’teki Movenpick Otel’de, Gazeteci Osman Ataman liderliğinde gerçekleştirilen “Bab-ı Ali Toplantıları”na katılan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ankara’da İdare Mahkemesi kararıyla otobüs bileti fiyatlarında gerçekleşen indirimlerle ilgili Gökçek, “Ankara’da hepiniz biliyorsunuz bilet fiyatları 2. İdare Mahkeme kararı neticesinde hem 2007 yılı hem de 2003 yılı fiyatlarına çekilmek zorunda
kaldı ve bilet fiyatları da yarı yarıya düşmüş oldu. Bunun yarı yarıya düşmüş olması demek, bizim özellikle gelirimizin yarı yarıya düşmesi demek. Zaten belediye olarak otobüsten 10 trilyon lira ayda zararımız vardı. Ayrıca 15 trilyon da her ay yeni aldığı otobüslere ücret ödüyorduk, bu da 25 trilyon ediyordu. Hasılatın da yarısı kaybolunca inanılmaz bir çıkmaz içerisine girdik” dedi.
Belediyenin içine girdiği sıkıntıyı vatandaşlara hissettirmemeye çalıştıklarını belirten Gökçek, “Bir süre sonra hissetmemeleri mümkün değil, çünkü kısa süre sonra otobüslerin hem akaryakıt hem de personel giderlerini karşılayamamaya başlayacağız. Onun karşısında çok ciddi aksamalarla da karşı karşıya gelebileceğiz. Minibüs ve halk otobüslerinin durumları da aynı şekilde. 2003 yılı ile 2010 yılı arasındaki enflasyon toplam olarak yüzde 124.5, ama buna karşılık Ankara Belediyesi’nin yapmış olduğu zam
yüzde 85; yani enflasyonun yüzde 40 altında. Böyle olmasına rağmen fiyatların yarı yarıya düşürülmesi ister istemez bizi çıkmaza sokuyor” diye konuştu.
Vatandaşı zor durumda bırakmamak için sabah ve akşam sefer sayılarında azaltmaya gitmediklerini kaydeden Gökçek, “Bütün hesaplar meydanda. Bütün bunların karşısında halka bunu en az şekilde hissettirmek için sabah ve akşam saatlerindeki sefer sayılarını aynı bıraktık ama diğer saatlerdeki sefer sayılarını yarı yarıya düşürdük. Bu tabii ki ilk anda aldığımız önlem fakat sıkıştıkça, ekonomik olarak çıkmaza girdikçe istesek de istemesek de o sefer sayılarını azaltmak zorunda kalacağız. Bunun tek çözümü,
mahkeme kararının düzeltilmesi. Mahkemeye itiraz etmemize rağmen hala mahkeme itirazımıza bakıp bize bir cevap vermedi. Merakla bunu bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamasında doğalgazla ilgili tartışmalara da değinen Gökçek, “Belediye başkanı olduğumda 154 bin doğalgaz abonemiz vardı. Daha sonra bu abone sayımızı 1 milyonun üzerine çıkarttık. Zaman zaman medyaya intikal etmiştir, ‘doğalgaz paralarını ödemedi, ondan doğalgaz fiyatları arttı’ gibi saçma sapan iddialar olmuştur. Bizim şu anda doğalgaz borcu diye söylenen borcumuz 670 trilyon olarak gözüküyor. Aramızda devam eden bir mahkememiz var, adli yargıda devam ediyor ve idari yargıda değil de adli yargıda
devam ettiği için kazanma şansımız yüksek. Bilirkişi raporlarımız da lehimize geldi ve bu borcun yarısı silinecek” şeklinde konuştu.
Sigara kaza yaptırdı
Düşürdüğü sigarasını almak isteyen sürücü takla attı. Adana’da seyir halindeyken sigara keyfi yapan bir sürücü, elindeki sigarayı üzerine düşürünce direksiyon hakimiyetini kaybederek takla attı. Kazada iki kişi yaralandı.
Kaza, dün akşam saatlerinde merkez Seyhan İlçesi Atatürk Caddesi üzerinde meydana geldi. Gökhan Gökoğlu (31), arkadaşları Burcu Kaçmaz (22) ve Boran Eren (24) ile birlikte Mersin’den Adana’ya gezmeye geldi. Atatürk Caddesinde seyir halindeyken sigara yakan 33 NN 100 plakalı otomobilin sürücüsü Gökoğlu, elindeki sigarayı üzerine düşünürce paniğe kapıldı. Üzerine düşen sigarayı almak isterken direksiyon hakimiyetini kaybeden Gökoğlu, refüjdeki demir korkuluklara çarparak takla attı. Kazada araç içerisinde bulunan 3 arkadaştan 2’si hafif şekilde yaralandı. Kazanın şokunu üzerinden atamayan Burcu Kaçmaz, polisler tarafından sakinleştirildi.
Olay yerine gelen ambulansla Adana Numene hastanesine kaldırılan yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Araç sürücüsü Gökoğlu, polise verdiği ilk ifade de, “Sigara içiyordum. Elimdeki sigara üzerine düştü. Sigarayı alayım derken direksiyon hakimiyetini kaybettim” dedi.
Polisler arama yaptı
Erzincan soruşturması
Erzincan’daki silahlı terör örgütü davası kapsamında bir pastanede yapılan arama sona erdi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Erzincan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerince 14.45 sıralarında Ordu Caddesi’ndeki pastanede başlatılan arama tamamlandı.
Aramada, 2 adet bilgisayar, çok sayıda evrak ve CD’ye el konuldu.
Terörle mücadele ekipleri, pastane işletmecisi A.E., A.E.’nin kardeşi E.E ile pastanede çalışan bir işçiyi aramaların ardından gözaltına aldı
‘Kibar Feyzo’ zaferi
8 yıl önce feodal yapıya baş kaldıran Sinan Köylüler ile köy ağası arasındaki toprak kavgasında ağa pes etti
Kemal Sunal’ın ?Kibar Feyzo’ filminden esinlenerek 8 yıl önce feodal yapıya baş kaldıran Sinan Köylüler ile köy ağası arasındaki toprak kavgasında ağa pes etti. 110 Bin dönümlü arazinin sahibi ağa Kemal Sinanlı, arazinin 8 bin dönümünü işletme hakkını köylülere verdi.
Ahmet YUKUŞ / DİYARBAKIR(AHT)
Diyarbakır’ın Bismil İlçesi’ne bağlı 174 haneli Sinan Köyü sakinleri ağanın hile ile topraklarının ellerinden alındığını iddia ederek 2003 yılında Kemal Sunal’ın başrollerini paylaştığı ?Kibar Feyzo’ filminden esinlenerek isyan başlatmıştı. Feodal yapıya başkaldıran köylüler başta Diyarbakır olmak üzere İstanbul ve Ankara’da sayısız demokratik eylem yaptı. Ancak tüm çabalara ağa olan Sinanlı kardeşler uzlaşmaya yanaşmadı. Bunun üzerine kadın, çocuk yetişkin tüm köylü köyde eylem başlattı. Ağanın toprakları ekmesine taşlar ile izin vermedi. Bu eylemlerde birçok kişi jandarma ile çatıştığı için sayısızca gözaltına alındı.
Köylü ve ağayı uzlaştırmak için siyasi ve yörede sözü geçen kişilerin araya girmesi ile barış sağlandı. 110 Bin dönümlü arazinin sahibi ağa Kemal Sinanlı arazinin 8 bin dönümünü işletme hakkını süresiz olarak köylülere vermeyi kabul etti.
EYLEMLERİ SEKİZ YIL SÜRDÜ
Bismil ilçesinde ağaya ait tekstil fabrikasında düzenlenen barış toplantısına AK Parti Diyarbakır Milletvekili Ali İhsan Merdanoğlu, BDP Batman İl Başkanı Mehmet Şah kaygusuz, Bismil İlçe Müftüsü Hanifi Ballı ve köylü temsilcileri katıldı. Toplantı sonrası ağa Kemal Sinan ile el sıkışan köylüler 8 bin dönüm araziyi kabul ederek 8 yıl sonra eylemlerinden vazgeçtiler. Köy ağası Kemal Sinanlı: “Bu insanlar bizim kardeşlerimiz. Yanlış bir anlaşmadan aramız açıldı. Akli selim galip geldi. Daima köylümüzün yanında olacağız “dedi.
FİLM GÜZEL BİTTİ
Güneydoğudaki kötü karakterli ağaları yıllarca Türk filmlerine konu oldu. Bilinen en ünlü ağa filmi Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı ?KFeyzo’ filmi, Kemal Sunal, Müjde Ar, Adile Naşit, Şener Şen, İhsan Yüce, İlyas Salman ve Erdal Özyağcılar’ın rol aldığı, 1978 yapımı komedi Feyzo askerden döndükten sonra Gülo’ya talip olur. Köyde Gülo’ya başka talipler olduğu için babası başlık parasını açık arttırmaya koyar. Ve on bin peşin, on bin senet karşılığı Gülo, Feyzo’nun üstünde kalır. Feyzo borcunu ödemek için kente gidip çalışmaya başlar. Kentten her dönüşünde köylülere artık şehirlerde ağalık düzeninin olmadığını, başlık parasının kalktığını anlatarak ağaya karşı cephe oluşturur. Feyzo ağanın hışmına uğrar ve film sonunda ağayı öldürür.
Bira tartışması ölüme götürdü!
Penisi kesilip öldürülen babasıyla kaderi aynı oldu
Bursa’nın merkez Osmangazi ilçesinde, kahvehanedeki bira tartışmasında bir kişi bıçaklanarak öldürüldü. Öldürülen gencin babasının 7 yıl önce cinsel organının kesilerek öldürüldüğü ortaya çıktı. Polis cinayetle ilgili kimliğini belirlediği iki kişiyi arıyor.
Bülent CİVANOĞLU / BURSA (AHT)
Edinilen bilgiye göre olay, Küplüpınar Mahallesi Cami Sokak’taki bir kahvede meydana geldi. İddiaya göre Engin Denizli (32), kahvehane işletmecisi Bilal E.’nin yeğeni Bakır E.’den kendisine bira almasını istedi. Bunun üzerine çıkan tartışma çevredekilerin araya girmesiyle sonlandırıldı. Gecenin ilerleyen saatlerinde taraflar yeniden tartışmaya başladı. Engin Denizli’yi dışarı çıkaran Bilal ve Bakır E., Denizli’yi darp ederek bıçakladı. Göğsüne ve sırtına aldığı 5 adet bıçak darbesiyle Yaralanan Denizli arkadaşları tarafından Bursa Devlet Hastanesine kaldırıldı. Engin Denizli yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, olaya karışan dayı-yeğeni aramaya başladı.
BABASI DA CİNAYETE KURBAN GİTMİŞTİ
Bira tartışması sonucu bıçaklanarak öldürülen Engin Denizli’nin babası Zülfü Denizli’nin de 2003 yılında 2 kişi tarafından cinsel organı kesilerek öldürüldüğü ortaya çıktı. 2003 Ekim ayında meydana gelen olayda, ‘Irza geçmek, hırsızlık ve uyuşturucu kullanmak’ suçlarından sabıkalı iki saldırgan, Santral Garaj Mahallesi Tamirhaneler mevkiinde üç çocuk babası Zülfü Denizli’yi (58) cinsel organını kestikten sonra dört yerinden bıçaklayarak öldürmüş, kendisi de cinayete kurban giden zanlı, babasının yerde yatan cesedini görünce büyük şok yaşamıştı
Eşinin sütünden peynir yaptı!
Bu lezzet restoranda sunuluyor
AŞÇI Daniel Angerer, kısa süre önce doğum yapan eşinin sütünden peynir yapıp satmaya başladı. Eşi Lori’nin sütü, 8 hafta önce dünyaya gelen kızları Arabella’ya fazla geldi. Angerer de fazla sütü dondurucuya koymaya başladı. İnsan sütünün mutfakta kullanılıp kullanılamayacağını merak eden aşçı, sütü peynir yapmak için kullandı. Peyniri denemek için de 2 hafta bekleyen aşçı Daniel Angerer için sonuç muhteşemdi.
‘DONDURMA DA YAP’
Şimdi bu alışılmadık peynir, şefin New York’taki restoranı Klee’de satışta. Karamelli bir tatlıda ve yine peynirli bir yemekte kullanılan sütün dahil olduğu tabaklar, oldukça da pahalı. Angerer bu konuda şöyle konuştu: “Bir aşçı olunca lezzetle ilgili her şeyi merak ediyorsunuz, yeni bir şeyler arıyorsunuz. İki hafta beklettikten sonra tıpkı taze sütten yapılmış bir peynir gibiydi ve tadı çok güzeldi. Gerçekten tadı inek sütü gibiydi. Herkes de beğeniyor”.
İhsan Doğramacı’ya veda
YÖK’ün kurucu başkanı ve Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Doğramacı uğurlanıyor.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, YÖK’ün kurucu başkanı ve Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın, yeri doldurulamayacak bir boşluk bırakarak ayrıldığını belirterek, ”Şimdi bize düşen, onun yenilikçi ve öncü tavrını örnek almak ve devraldığımız bilim mirasına, bilimsel düşünceye sahip çıkarak, daha ileri noktalara taşımaktır” dedi.
İhsan Doğramacı için YÖK’te düzenlenen anma törenine, Doğramacı’nın çocukları Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Doğramacı, Osman Doğramacı ve kızı Şermin Savaşçı ile Mili Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Milli Eğitim Başkanı Nimet Çubukçu, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, YÖK üyeleri, rektörler ve akademisyenler katıldı.
Doğramacı’nın Türk bayrağına sarılı naaşı, YÖK bahçesindeki tören alınan getirildi. Doğramacı anısına saygı duruşunda bulunulmasının ardından, öz geçmişi okundu.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu törende yaptığı konuşmada, bütün ömrünü bilime ve ülkesine vakfetmiş değerli bir bilim adamının yitirildiğini söyledi.
Çubukçu, ”Uzun meslek yaşamı boyunca yaptığı çalışmalarla hem tıp, hem de yükseköğretim alanına çok değerli katkılarda bulundu. Çocuk ve halk sağlığı alanında öncü ve yenilikçi çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası bilim çevrelerinde saygınlık kazanmış bir bilim insanı olan merhum İhsan Doğramacı, bu vasıflarını eğitim alanına da taşıyarak ülkemizin ilk vakıf üniversitesinin, köklü devlet üniversitelerinin ve tıp fakültelerinin kurulmasına öncülük etti” diye konuştu.
Doğramacı’nın ardından yeri doldurulamayacak bir boşluk bırakarak ayrıldığını ifade eden Çubukçu, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Ama bize, aynı zamanda örnek alınacak bir hayat ve yükseköğretime yaptığı katkılarla da çok değerli bir miras bıraktı. Şimdi bize düşen onun yenilikçi ve öncü tavrını örnek almak ve devraldığımız bilim mirasına bilimsel düşünceye sahip çıkarak, daha ileri noktalara taşımaktır. O’nu her zaman saygıyla ve şükran duygularıyla hatırlayacağız. Değerli ailesinin, tıp ve eğitim camiasının, milletimizin başı sağ olsun.”
-YÖK BAŞKANI ÖZCAN
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Özcan da, Doğramacı’nın çok sevdiğini düşündüğü ve öğrencilerinin de ona seslendiği şekliyle ”Hocabey” diye hitap etmek istediğini söyledi.
Ünlü İngiliz hayırsever ve Parlamenter Charles Buxton’un ”Hiçbir şey ayağınıza gelmez, en azından iyi olan hiçbir şey. Her şeyi gidip almanız gerekir” sözünü anımsatan Özcan, ”Bugün burada toplanmamıza vesile olan merhum Hocabey’in hayat hikayesini incelediğimiz zaman, hiçbir şeyin ayağına gelmesini beklemeyen, özel olarak çabalayan, ulaşmak istediği bir noktaya ulaşmak için adeta satranç oynarcasına hamleler yapan bir kişi görüyoruz” dedi.
”Hocabey”in 1915′te Erbil’de doğduğunu ve o dönemin savaşlar, ekonomik buhran, gibi pek çok sıkıntıya sahne olduğunu anlatan Özcan, şunları kaydetti:
”Kanımca kendisinden bahsedilirken asıl değinilmesi gereken konu, Hocabey’in hayallerini gerçekleştirirken izlediği güzergah ve herkese örnek olması gereken girişimci ve inşacı zihniyeti olmalıdır. En azından şu anda bu törenin yapıldığı nokta, yani Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının bulunduğu bölgenin 1970′li yıllardaki halini bilenler ne demek istediğimi anlayacaklardır. Ankara’nın kırsalı konumundaki bu topraklar, Hocabey’in yıllar öncesinden yapmış olduğu planlarla şekillenmiştir. Türkiye’de üstlendiği, Ankara ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlükleri, ODTÜ Mütevelli Heyet Başkanlığı gibi görevlerin yanı sıra dünyada da yükseköğretim alanında söz sahibi bir çok kuruluşta görev alan Hocabey, bir yandan da hayallerini kurduğu projeleri adım adım hayata geçirmiştir.”
Yusuf Ziya Özcan, Doğramacı’nın Türkiye’de ve dünyada yükseköğretimde olduğu gibi sağlık hizmetleri alanında da en çok tanınan kişilerden biri olduğunu vurgulayarak, İhsan Doğramacı’nın bu alandaki başarılarını sıraladı.
-”BİLGİ BİRİKİMİNDEN ETKİLENDİK”
Prof. Dr. Özcan, ”Bugün YÖK Başkanı olarak ben ve kurul üyelerimizin Türk yükseköğretimini geliştirmek adına yapmak istediklerimiz, Hocabey’in 1970′li yıllarda dünya yükseköğretim sistemlerini inceleyerek oluşturduğu bilgi birikiminden etkilenmiştir” diye konuştu.
Doğramacı’nın Türk yükseköğretiminin sorunlarını çözümlerken aldığı bazı kararlarla bugün kendilerinin işini kolaylaştırdığını kaydeden Özcan, YÖK’ün kurulmasıyla birlikte öğrenci, araştırma ve yayın sayılarında büyük artış olduğunu ifade etti.
Merhum Doğramacı’nın vizyoner kişiliğinin en önemli göstergelerinden birinin de vakıf üniversitelerinin kurulmasında oynadığı rol olduğunu kaydeden Özcan, ”Daha önceleri, akamete uğramış vakıf üniversitesi kültürü tekrar Türkiye gündemine getirilmeseydi, bugün yükseköğretimdeki tek tipçilik sürüyor olacaktı” dedi.
Özcan, Doğramacı’nın YÖK’ü, ulusal bir mütevelli heyeti gibi düşündüğünü ve üniversite yönetimini bütün topluma mal etmeye çalıştığını dile getirerek, merhumun düşüncelerinden bazılarının ve YÖK’ün acımasızca eleştirildiğini, ancak Hocabey’in hiçbir yılgınlık göstermeden projelerini üretmeye devam ettiğini söyledi.
Yusuf Ziya Özcan, YÖK Başkanlığı görevine geldiğinden bu yana Doğramacı ile çeşitli ortamlarda bir araya geldiğini ve kendisine projelerini anlattığını belirterek, Doğramacı’nın ilerleyen yaşına rağmen genç bir öğrenci gibi hayata dair düşünceler geliştirmesinden çok etkilendiğini kaydetti.
Fizikçi Albert Einstein’ın ”Karşılaştığınız problemleri onu yaratan düşünce tarzıyla çözemezsiniz” sözlerini anımsatan Özcan, Doğramacı’nın üzerinde çalıştığı her konuya ilişkin düşünce tarzını sorguladığını ve onu büyük ölçüde değiştirmeyi başardığını anlattı.
YÖK Başkanı Özcan, şunları söyledi:
”O’nu Hakk’ın rahmetine uğurladıktan sonda bize düşen görev, Hocabey’in vakıf, eğitim ve sosyal hizmetler alanlarında bıraktığı mirası yaşatmak olmalıdır. Onun ülkemize yaptığı hizmetleri, ismini yaşatarak ve hayallerini gerçekleştirerek devam ettirmeliyiz. Hocabey’in hatırasını yaşatmak amacıyla adına yarışmalar düzenlemek, ödüller vermek, belgeseller çekmek ve kuruluşuna öncülük ettiği nadide kurumları geliştirmek görevlerimiz arasında olmalıdır. YÖK bu konuda üzerine düşeni yapacaktır.”
Konuşmaların ardından Doğramacı’nın naaşı, askerler tarafından omuzlarda taşınarak cenaze aracına konuldu.
KOCATEPE CAMİİ’NDE TÖREN
Prof. Dr. İhsan Doğramacı için Kocatepe Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.
Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı törende, Doğramacı’nın eşi Ayser Doğramacı oğulları Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Doğramacı ve Osman Doğramacı, kızı Şermin Savaşçı taziye dileklerini kabul etti. Aileye taziye dileğinde bulunmak isteyenlerin oluşturduğu sıra, Kocatepe Camisi’nin dışına kadar taştı.
Törene, Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Şahin, Başbakan Erdoğan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ürdün Prensi El Hasan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, bazı bakanlar, ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, bazı siyasi parti liderleri, iş adamı Rahmi Koç ve akademisyenler katıldı.
Prof. Dr. Doğramacı için Kocatepe Camisi’nde öğle ezanının ardından cenaze namazı kılındı.
Ankara Müftüsü Hakkı Özer yaptığı konuşmada, dünya hayatının fani, ahiret hayatının ise baki olduğunu ifade ederek, Doğramacı için başsağlığı dileklerini iletti. Her canlının bir gün ölümü tadacağını belirten Özer, ömrünü ilime adayan Prof. Dr. Doğramacı’nın ebediyete intikal ettiğini söyledi.
Cenaze namazının kılınmasının ardından, Doğramacı’nın Türk Bayrağı’na sarılı tabutu askerlerin omuzunda, Doğramacı’nın aldığı nişan ve madalyalar ile fotoğrafı eşliğinde top arabasına taşındı.
İhsan Doğramacı’nın ailesi ve törene katılan protokol, top arabası eşliğinde bir süre yürüdü.
Daha sonra, Doğramacı’nın naaşı cenaze aracına alınarak buradan Bilkent’te babası adına yaptırdığı Doğramacızade Ali Paşa Camisi’ne götürüldü.
Bu arada, cenaze törenine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin çelenk gönderdiği görüldü.
Facebook kavgasında kan aktı!
Kız meselesi yüzünden bu hale geldiler!Kütahya’da bir genç, sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta kız meselesi yüzünden tartıştıkları lise öğrencisini bıçakladı. Daha sonra yakalanan ve “Bana hakaret edince düello teklif ettim” diyen zanlı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Tarafların Facebook’ta bir süre tartıştıkları, daha sonra parkta buluşmak üzere anlaştıkları ifade edildi.
Olay önceki gün akşam saatlerinde Kütahya’daki Azerbaycan Parkı’nda meydana geldi. Ahmet Gökhan K. (18), İbrahim F. (19) ile sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta kız davası nedeniyle yazışarak tartıştı. Facebook’ta uzun süre tartıştıkları iddia edilen gençler, Azerbaycan Parkı’nda buluşma kararı aldı. Parka bir arkadaşıyla giden Ahmet Gökhan K. bir müddet bekledikten sonra olay yerine kalabalık geldiği iddia edilen İbrahim F. ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine İbrahim F., ekmek bıçağıyla Ahmet Gökhan K.’yi karnından bıçaklayıp kaçtı. Ağır yaralanan genci yoldan geçen bir araç Kütahya Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne getirdi. İlk müdahalenin ardından yoğun bakıma alınan Ahmet Gökhan K. nin sağlık durumunun iyiye gittiği öğrenildi.
Olaya karıştığı iddia edilen İbrahim F. isimli genç ve yanındaki arkadaşları polis tarafından kısa sürede yakalanarak polis merkezine götürüldü.
“DÜELLO TEKLİF ETTİM”
İbrahim F.’nin, “Ben Facebook’taki grup sohbetinde bir kızla konuşmaya başladım. Kim olduğunu bilmediğim biri bana tehditler ve küfürler savurmaya başlamıştı. Ne kızı, ne de bana hakaret eden kişiyi tanırım. Ben de kendisine düello teklif ettim. Yanıma arkadaşlarımı alarak buluşma yerine gittim. Amacım onu yaralamak değildi. Çok kızmıştım. Sadece tartaklamak istedim. Ama her şey bir anda oldu. Çok pişmanım” dediği öğrenildi.
Ağır yaralanan Ahmet Gökhan K. kaldırıldığı hastanede sadece “bana haince saldırdılar” diyebildi.
Bıçaklama olayının zanlısı İbrahim T., polis merkezindeki ifadesinin ardından nöbetçi savcının talimatı ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Yardıma giderken can verdiler
Manisa Turgutlu’da meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 2 kişi de yaralandı.
Kaza, Turgutlu ilçesi Akçapınar köyü çıkışında meydana geldi. Ahmet Önoğul (50) yönetimindeki 45 N 5503 plakalı araç, köy yolunun çıkışında kontrolden çıkarak karşı şeride, ardından da tarlaya girdi. Otomobil sürücüsü Önoğul’un araçta sıkışması üzerine yanında bulunan arkadaşı Nevzat Özdemir (46) yola çıkarak kendilerine yardım edecek birilerini bulmaya çalıştı. Kazanın olduğu yerin yakınındaki benzin istasyonunda pompacı olarak çalışan 35 yaşındaki Şerif Ceylan, tarlaya giren araçta sıkışan Özdemir’e yardım etmek için geldi. Bu sırada Salihli’den Turgutlu yönüne giden Yılmaz Semiz (28) yönetimindeki 45 RA 2729 plakalı otomobil, araçta sıkışan Önoğul’a yardıma giden Nevzat Özdemir ve Şerif Ceylan’a çarptı. Özdemir ve Ceylan, olay yerinde hayatını kaybetti. Ahmet Önoğul ve 2 kişinin ölümüne neden olan araçta bulunan Gülden Gölakman (19) yaralandı.
Bölgeye çok sayıda ambulans, polis ve jandarma ekibi sevk edildi. Ambulansla Turgutlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınan Gülakman’ın hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Araç sürücüsü Yılmaz Semiz ise, kazayı haber verdikten sonra olay yerinden yaya olarak ayrıldı. Polis ve jandarma, Semiz’i yakalamak için çalışma başlattı.

