Referandum Süresi Artık 60 Gün
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Anayasa değişikliklerinin halk oylamasına sunulma süresini 120 günden 60 güne indiren ”Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”u onayladı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Gül, 5953 sayılı ”Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u, 5954 sayılı ”Türkiye Cumhuriyeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”u ve 5955 sayılı ”Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”u yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi.
Gül’ün onayladığı 5955 sayılı ”Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”a göre, Anayasa değişikliğinin halk oylamasına sunulmasında öngörülen süre 120 günden 60 güne inecek. Yurt dışında yaşayan vatandaşların halk oylamasında oy kullanacakları süre ise 40 günden 20 güne çekilecek.
-TOKİ ARAZİ VE ARSALARINA EMLAK MUAFİYETİ-
Cumhurbaşkanı Gül’ün onayladığı 5953 sayılı ”Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile de Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ) ait arazi ve arsalara, emlak vergisi muafiyeti getiriliyor.
Kanuna göre, kamu hizmetine tahsis edilen arazi ve arsalar hariç olmak üzere, TOKİ’nin talebi, Maliye, Bayındırlık ve İskan Bakanlarının ortak teklifi ve Başbakanın onayı ile belirlenen arsa üretim alanlarında bulunan Hazine’ye ait taşınmazlar ve Hazine adına tescil edilecek taşınmazların mülkiyeti, TOKİ’ye bedelsiz olarak devredilecek.
TOKİ’ye ait arazi ve arsalar, emlak vergisinden daimi olarak muaf olacak.
Kanun, tasfiye halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş’nin, bankacılık faaliyetleri dışında kalan mal varlıkları ve bu konuda faaliyet gösteren iştiraklerindeki hisse payları, ticari gayrimenkulleri ve ihtiyaç fazlası gayrimenkullerinin; bilanço değeri üzerinden olmak üzere, bedeli karşılığında TOKİ’ye devredilmesini de düzenliyor.
Buna göre, tasfiye halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş tarafından TOKİ’ye devredilen varlıklardan ve bu varlıklarla ilgili devirden önce yapılan akitlerden doğan yükümlülükler nedeniyle TOKİ ve ortaklıklarından hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamayacak. Bu hüküm, devir tarihinden sonra açılmış dava ve icra takiplerinde veya devirden önce banka aleyhine açılan, devirden sonra TOKİ’ye ve ortaklıklarına husumet yöneltilerek sürdürülen dava ve icra takiplerinde de uygulanacak.
Konut Edindirme Yardımı (KEY) Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun gereği, hak sahiplerine, hisse senedi olarak ödeme yapılması işlemi, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1ay içerisinde, talep eden hak sahiplerine verilecek hisse senetleri hariç, durdurulacak. Bu tarihten sonra hak sahiplerine ödeme nakit olarak yapılacak.
Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş’nin, konut edindirme yardımı hak sahiplerine ödeme yapılması işlemlerini yürütebilmesi için, 5 yıl süreyle sermaye piyasası mevzuatına tabi olmaması hükmü kaldırılacak.
Şemdinli’de Patlama: 1 Şehit, 3 Yaralı
Şemdinli‘de, PKK Üyeleri Tarafından Önce Döşenen Mayının Patlaması Sonucu, 1 Asker Şehit Oldu, 3 Asker Yaralandı.
Hakkari‘nin Şemdinli ilçesinde, terör örgütü PKK üyeleri tarafından önce döşenen mayının patlaması sonucu, 1 asker şehit oldu, 3 asker yaralandı.
Jandarma Komutanlığı ekiplerinin, Şemdinli ilçesine bağlı Derecik beldesi Koçyiğit bölgesinde arazi arama-tarama faaliyeti sırasında, terör örgütü PKK üyeleri tarafından önceden araziye döşenen mayın patladı.
Patlamada, piyade onbaşı Onur Ayaydın (İstanbul) şehit oldu. Erler Minnet Batır, Cafer Ulu ve Mustafa İnce yaralandı.
Yaralılar, helikopterle Hakkari Askeri Hastanesine kaldırıldı.
Patlamanın ardından güvenlik güçleri, bölgede geniş çaplı operasyon başlattı.
Dünyanın Sonu mu Geliyor?
İngiliz deprembilimci Bob Holdsworth, üst üste depremlerin tesadüf olduğunu söyledi.
Haiti, Şili ve Türkiye’deki ölümcül depremlere dikkati çeken, Durham Üniversitesi tektonik uzmanı Holdsworth, bunda olağan dışı bir durum olmadığını, üst üste ölümcül depremler meydana gelmesinin, dünyanın fay hatları üzerindeki yapılaşmanın giderek artmasının bir sonucu olduğunu belirtti.
Deprembilimcilerin, güçlü bir depremin, bir başka yerde hafif bir depremi tetikleyebileceğini kabul etmelerine karşın, üst üste ölümcül depremler olmasının tesadüf olduğunu kaydeden Holdsworth, “dünyanın sona doğru gitmediğini kesin olarak söyleyebilirim” dedi.
7 ÜZERİ DEPREM OLABİLİR UYARISI
Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na bilgi veren deprem uzmanları, Elazığ ve Malatya bölgesinde fay hatlarının aktif olduğu konusunda uyarılarda
Komisyona bilgi veren uzmanlardan ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan, Elazığ’daki depremde hasar gören evlerin hiçbir mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş olduğuna dikkat çekerken, Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Uzmanı Bülent Özmen Türkiye’nin yüzde 45′inin birinci derecede deprem tehlikesi altında olduğunu, bu bölgelerin her an 7 ve üzerindeki bir depreme maruz kalabileceğini belirtti.
ODTÜ ve Gazi Üniversitesi deprem araştırma merkezleri ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden uzmanlar, Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na Anadolu’daki aktif faylar hakkında yaklaşık iki hafta önce ayrıntılı bilgi vermişti. Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na bilgi veren deprem uzmanları, risk düzeyleri artan Anadolu’daki aktif fayların, İstanbul tartışmalarının gölgesinde kaldığını söylediklerini ifade ettiler.
-”DEPREMDE YIKILMAYACAK BİNA YAPMAK MÜMKÜN”-
ANKA’ya konuşan ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan, Meclis Araştırma Komisyonu’na medyanın dikkatinin İstanbul üzerinde olmasına karşın Elazığ ve Malatya çevresinin riskli bölgeler arasında bulunduğunu belirttiklerini söyledi.
Elazığ’da meydana gelen depremi de değerlendiren Gülkan, bu şiddette bir depremin bu ölçüde can kaybına yol açmaması gerektiğini vurgulayarak bölgedeki çoğu evin herhangi bir mühendislik incelemesi yapılmadan vatandaşların kendi imkanlarıyla yapıldığına dikkat çekti. Gülkan, “Depremi önceden bilmek mümkün değil ama bu şiddette bir depremde yıkılmayacak bina yapmak mümkün” dedi.
Gülkan, Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’nda Elazığ, Malatya, Antakya, İzmir gibi bölgelerin de risk taşıdığını belirttiğini aktardı.
-”TÜRKİYE’NİN YÜZDE 45′İ HER AN 7 ŞİDDETİNDE DEPREME MARUZ KALABİLİR”-
Meclis Araştırma Komisyonu’na bilgi veren uzmanlardan Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Uzmanı Bülent Özmen, Elazığ depreminde can kaybının bu kadar fazla olmasının ilk nedeninin, depremin vatandaşları uykuda yakalaması olduğunu söyledi. Depremin derinliğinin çok az olması sebebiyle depremin merkezine yakın olan köylerde çok büyük hasar meydana geldiğini belirten Özmen, “Oradaki konutların hemen hemen tamamının hiçbir mühendislik hizmeti almadan, depreme çok dayanıksız bir şekilde yapılmasından dolayı olayın boyutu bu kadar büyüdü” dedi.
Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’na sadece İstanbul’a değil, Türkiye’nin farklı bölgelerine de dikkat etmek gerektiğini anlattıklarını, diğer bölgeleri göz ardı etmemeye çağırdıklarını kaydeden Özmen, “Özellikle Doğu Anadolu Fay bölgesinde de uzun zamandır deprem olmadığını, bu bölgede deprem olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirttik” dedi.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 1996′da hazırladığı deprem bölgeleri haritasına göre Türkiye’nin yüzde 45′inin birinci derecede deprem tehlikesi altında olduğunu, bu bölgelerin her an 7 ve üzerindeki bir depreme maruz kalabileceğini vurgulayan Özmen, şöyle konuştu:
“Biz Doğu Anadolu fayında Hatay’dan başladık, Bingöl’e kadar olan bölgede o bölgenin tamamının deprem tehlikesi altında olduğunu, Bingöl’den başlayıp Çanakkale’ye kadar uzanan bin 200 kilometre uzunluğundaki Kuzey Anadolu fayının geçtiği bütün illerin deprem tehlikesi altında olduğunu, Ege graben sistemi, Bursa, Manisa, Aydın yani Ege bölgesinde bulunan illerin önemli oranda deprem tehlikesi altında bulunduğunu, bunun yanısıra İç Anadolu Bölgesi’nin de atlanmaması gerektiğini, Tuz Gölü fayı var, o da çok uzun zamandır suskun, yani ülkemizin çok büyük bir kısmının deprem tehlikesi altında olduğunu vurgulamaya çalıştık. Sadece İstanbul’a odaklanmayalım, her yeri detaylı çalışalım, gerekli tedbirleri alalım dedik.”
‘İt Dalaşları’nı Bitirecek Anlaşma
Atina, Ankara’ya Ege’de iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren it dalaşlarını bitirecek bir anlaşma teklifi sunmaya hazırlanıyor. Yunan hükümeti, Türkiye ile Yunanistan arasında gerginlik nedenlerinden biri olan Ege’deki uçuşlara düzenleme getirmeyi amaçlayan bir anlaşma üzerinde çalışıyor. Atina, 25. meridyenden doğuya doğru Atina FIR’ı içinde olan bütün Doğu Ege bölgesinde, Yunan ve Türk savaş uçaklarının uçuşlarının yasaklanmasını öngören “gerginlikten kaçınma bölgesi” ilân edilmesi olasılığını inceliyor.
Yunanistan’ın çok satan gazetelerinden Eleftherotipiya’nın hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre, bu konuda her iki ülke arasında mutabakata varılması halinde, “gerginlikten kaçınma bölgesi”nde yapılacak uçuşlar, NATO ve üçüncü ülke uçakları, tatbikat ve hava savunma amaçlı yapılacak uçuşları kapsamayacak.
ATİNA EN AZ 2 MİLYAR EURO GELİR BEKLİYOR-
Ağır ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde Ege’de varılacak anlaşmayla tasarruf sağlanacağına inanan Papandreu hükümeti, Ege’nin yarısının askersizleştirilmesi için bu dönemde Türkiye ile böyle bir anlaşma yapılması konusunu masaya yatırdı. Atina, Türk ve Yunan savaş uçaklarının karşılıklı önlemeleriyle yaşanan gerginliklerin en aza indirilmesini hedefliyor.
Atina, Türkiye ile yapılacak böyle bir anlaşmanın getirilerinin oldukça fazla olacağını düşünüyor: Yunan hükümeti, bu yolla Atina FIR’ında gerginlik yaşanmayacağına ve it dalaşlarına yapılan harcamaların azalacağına inanıyor. Diğer yandan Atina FIR’ında artacak havayolu trafiğinden 2 milyar Euro kâr elde edilmesi hesaplanıyor.
Yunan hükümetinin üzerinde çalıştığı anlaşmaya göre, “gerginlikten kaçınma bölgesi”nde Türk ve Yunan savaş uçakları uçmayacak. Bu bölgede hava savunma amaçlı uçuş ve tatbikatlar ise yapılabilecek. NATO ve üçüncü ülke uçakları da yasaktan etkilenmeyecek.
Atina, Yunan halkının ekonomik krizin etkili olduğu bir dönemde, yıllık 2 milyar Euro gelir sağlaması beklenen bu gelişmeyi memnuniyetle karşılayacağını düşünüyor.
ANKARA ANLAŞMAYA OLUMLU YAKLAŞABİLİR
Atina’da Ankara’nın böyle bir anlaşmaya hayır demeyeceği görüşü hakim. Yunan hükümeti, iki ülke arasında zaman zaman can kaybına da neden olan it dalaşları yüzünden tarafların yüz milyonlarca Euro harcamak zorunda kaldıklarını vurguluyor. Atina, savaş uçaklarının doğu Ege toprakları üzerinde gerçekleştirdikleri savunma harici uçuş sayısının düşmesiyle, devlet harcamalarında ciddi tasarruf sağlanacağına inanıyor.
Eleftherotipiya, NATO üyesi Türkiye’nin “gerginlikten kaçınma bölgesi”nde uçma iznini delerek Yunan hava sahasına girebileceğini ve uçuş planı vermeden ihlâlde bulunabileceğini ileri sürüyor.
ANLAŞMA ERDOĞAN’I BEKLİYOR
Anlaşmanın çerçevesini belirlemek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın Mayıs ayında Atina’ya yapacağı resmi ziyaret öncesi çok sayıda görüşme yapılarak tamamlanması planlanıyor.
Son dönemde iki ülke yetkilileri arasında görüşme trafiğinin arttığına dikkat çekilirken, Dışişleri Bakan Yardımcısı Dimitris Druças‘ın ay sonunda yapacağı Ankara ziyaretinde bu anlaşmanın olgunlaştırılacağı ifade ediliyor. Bütün bu hareketlilikle Erdoğan’ın Atina ziyaretine iyi bir hazırlık yapılmasını hedefleniyor. Atina, Erdoğan’ın Atina gezisinde iki ülkeyi meşgul eden konulara ilişkin olumlu sonuçlar alınması gerektiğine inanıyor.
Son Model Yeni Bir Dizi Daha Ekrana Geliyor
Türk Malı Dizisinde Şafak Sezer ile Binnur Kaya Buluştu.
Yarın akşam Show TV’de başlayacak olan ‘Türk Malı’ adlı dizide Binnur Kaya ile başrolü paylaşan Şafak Sezer, AKŞAM’a konuştu:
Sezer, “Postacılık yapan, geceleri de ekstra olarak düğünlerde şarkı söyleyen Erman’ın hikâyesi. Karısı tüketici toplumunun kurbanı olmuş birisi” diyerek dizi hakkında bilgiler verdi.
Binnur Kaya’nın ne kadar iyi bir oyuncu olacağını farklı bir üslupla dile getiren Şafak Sezer, “Senaryoyu yazan Tayfun Güneyer, Binnur Kaya ile oynayacağımı söyleyince, bana verilen değeri anladım. Çok mutlu oldum. Oyuncu olarak birbirimizle paslaşmak süper keyifli olacak” ifadelerini kullandı.
